Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Genel Sohbet Alanları / cınsel suc kızı arkadan yaptı onden surttu
« Son İleti Gönderen: kamil78 Eylül 27, 2018, 12:59:42 ÖS »
kızın arkandan yaptı onumden surttu demesı sonucu ıftırayla yargılanan arkadas ama kızın saglık raporu temız hıcbır sıkıntı yok zedelen me yok bunun la ılgılı bılgı vere bılırmısınız acıl raporun temıız gelmesı mahkemece nasıl ısler
2
İnstagram beğeni kasma sitelerine yeni bir soluk getirdiğimiz ve uzun uğraşlar sonucunda açabildiğimiz altintakipci.com sitesini tanıtacağım. Bu site diğer instagram takipçi hilesi sitelerinden farklı olmakla birlikte aynı zamanda tamamen ücretsiz ve güvenli. Peki bu nasıl oluyor diyorsanız bizi diğer siteler ile karıştırmamanızı öneriyoruz. Bizim amacımız siz değerli takipçilerimize en iyi hizmeti sunmak ve bu piyasaya yeni bir şeyler kazandırmak. Kredi sistemi ile çalışan bu sitemizde günlük 2000 kredi ile rahatça takipçi, yorum veya beğenilerinizi arttırabilirsiniz. Eğer bu günlük kredi size yetmiyor ve ben daha fazla takipçi arttırmak istiyorum diyorsanız sitemizde ki gösterilen adımları takip ederek kredi arttırabilir aynı zamanda sizlere daha iyi hizmetler ve sitemizi daha iyi hale getirebilmemiz için bizi teşvik etmiş ve destek olmuş olursunuz. Siz kullanıcılarımız için kullanması kolay ve karmaşık gözükmeyen bir arayüz kullandık. Bu sayede zorlanmadan kendi başınıza istediğiniz kadar takipçi veya beğeni arttırabilirsiniz. Sitemizi nasıl kullanacağınızı bilmiyor iseniz kısaca bahsedelim. Öncelikle adresimiz olan altintakipci.com adresine gidiyorsunuz. Ardından takipçi veya beğenisini arttırmak istediğiniz instagram hesabınız ile giriş yapıyorsunuz. Bahsettiğim talimatlar burda devreye giriyor ve kredi arttırmakla birlikte bize destek olabiliyorsunuz. Ardından arttırmak istediğiniz (takipçi,yorum,beğeni) seçiyorsunuz. Ne kadar arttırmak istiyorsanız onun miktarını yazıyorsunuz ve göndermeye başla diyorsunuz. İşte bu kadar basit. Bu adımları uygulayarak zorlanmadan kolay bir şekilde takipçilerinizin artışını seyredebilirsiniz. Diğer hazırda bulunan hile siteleri gibi sizlerinin hesaplarını çalmak veya yalanlar ile para kazanmak gibi bir amacımız yok. Bu siteyi açarken en önemlisinin güvenilirlik olmasına özen gösterdik. Çünkü biliyoruz ki her sitenin amacı hesaplarınızı çalmak veya yalanlar söyleyip reklam yaparak para kazanmak. Biz sadece sizler için güvenilir ve tamamen ücretsiz olan bir platform yapmak, özgürce dilediğiniz gibi korkunuz olmadan vakit geçirebileceğiniz bir site açmaya çalıştık. Eğer siz takipçilerimiz için başarabilmişsek gurur duyarız. Sizde bu siteyi beğendiyseniz bize destek olmaktan çekinmeyin. Daha iyi projelerde görüşmek dileğiyle. Şimdiden hepinize bol takipçiler..
3
İdare ve İdari Yargılama Hukuku / vekil usta öğretici ilgili
« Son İleti Gönderen: erdelix Ekim 04, 2017, 06:01:55 ÖS »
iyi günler 900 günden fazla yani eğitim yılı 180 gün alınırsa 5 yıldan fazla 5510 sayılı kanunun 4a/(SSK) statüsündeki
ücretli öğretmen hizmetim vardır.bu kazanım bana sigorta ile ilgili şu anda ne gibi haklar verir ve gelecekte bundan faydalanmak
için potansiyel haklarım en fazla neler olur? bir ufuk çizmek ve önümü görmek için sordum mesela bir gün bu şartlara kadro gelir mi?
taşeron konusuyla da bağdaştırarak cevaplarsanız sevinirim.ayrıca sigorta ayda en çok 16 gün yattığından toplam 900 gün gözüküyor
fakat tam yatsaydı 1800 günden fazla olacaktı bu eksik sigorta günlerinin de devlet eliyle tamamlanması için neler yapabilirim?
elden ödemeyi kastetmiyorum yani devletin bu eksik günleri kendisinin tamamlaması için nasıl bir yol izlenmeli?
4
İş-Sosyal Güvenlik ve Sigortalar Hukuku / vekil öğretmen
« Son İleti Gönderen: erdelix Ekim 04, 2017, 06:00:50 ÖS »
iyi günler 900 günden fazla yani eğitim yılı 180 gün alınırsa 5 yıldan fazla 5510 sayılı kanunun 4a/(SSK) statüsündeki
ücretli öğretmen hizmetim vardır.bu kazanım bana sigorta ile ilgili şu anda ne gibi haklar verir ve gelecekte bundan faydalanmak
için potansiyel haklarım en fazla neler olur? bir ufuk çizmek ve önümü görmek için sordum mesela bir gün bu şartlara kadro gelir mi?
taşeron konusuyla da bağdaştırarak cevaplarsanız sevinirim.ayrıca sigorta ayda en çok 16 gün yattığından toplam 900 gün gözüküyor
fakat tam yatsaydı 1800 günden fazla olacaktı bu eksik sigorta günlerinin de devlet eliyle tamamlanması için neler yapabilirim?
elden ödemeyi kastetmiyorum yani devletin bu eksik günleri kendisinin tamamlaması için nasıl bir yol izlenmeli?
5
Avukatlar / Devre Mülk Aidatı
« Son İleti Gönderen: Esra Alkan Temmuz 09, 2017, 11:52:22 ÖS »
Devremülk olarak hisse satın aldım bir kez gittim daha yeni açılmış tı termal su dedikleri soğuk bir sudan ibaretti . etaplarin çoğu henüz yapılmamış .Benden tatile gitmesemde yıldat ödememi istiyorlar kiralama departmanı kurulmamış.tamamen yapılmamış biyer için yıldat ödemek zorundamıyım.

Teşekkürler
6
Genel Hukuk Konular / Ynt: Cezai Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma
« Son İleti Gönderen: Av Hülya Kurt Mayıs 29, 2017, 10:35:40 ÖÖ »
BYLOCK İLE İLGİLİ İDDİALARIN HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ

   Daha önce hazırlanmış olan iddianamelerde delil olarak gösterilen Bylock'a dair bilgilerin LİTVANYA'dan elde edilen bir server (bilgisayar, hard disc, hardware) dan temin edildiği belirtilmektedir.
   Yurtdışından söz konusu delillerin elde edildiği iddianamelerde açık olarak belirtildiğine göre yurtdışından delil elde etmenin ancak hukuken geçerli bir yolu bulunmaktadır ki öncelikle bu yolun ne olduğu ve usulünün ayrıntılarının izahı gerekecektir.
   Türkiye'de yürütülmekte olan bir ceza kovuşturması ya da soruşturmasında ihtiyaç duyulan delillerin yurtdışından elde edilmesine Cezai Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma (CEKUAY) denilmektedir. CEKUAY'ın usul ve esasları 18.03.1968 tarihli ve 1034 sayılı onay kanunu ile onaylanan ve bu onay kanununun 16.10.1968 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten beri iç hukukumuzun bir parçası olan "Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi"nde (CEKUAY) ve bu sözleşmenin iç hukukumuzda uygulanmasını kolaylaştırıp tamamlayan ve ona aykırı hüküm içeremeyecek olan 23.04.2016 tarihli ve 6706 sayılı "Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu"nda düzenlenmiştir. Bu Kanun ise 05.05.2016 tarih ve 29703 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olup o tarihten itibaren yürürlüktedir. Ayrıca sözü edilen sözleşme ve kanunların uygulamasını ve ayrıntılarını gösteren ve uluslararası adli işbirliğinde "Merkezi Makam" olarak görev yapan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü (UHDİGM) tarafından düzenlenmiş 69/2 sayılı genelge bu konuda temel metindir.
   CEKUAY talebini kural olarak ancak bir adli merci yani Türk uygulamasında C. savcılıkları ve mahkemeler düzenleyebilecektir.(6706 sayılı Kanun md. 2/a) Bir CEKUAY talebi düzenlenebilmesi için öncelikle bir savcılıkta soruşturma başlatılması ya da bir mahkemede dava açılması gerekmektedir.(6706 sayılı Kanun md7/1-1.cümle)
   CEKUAY kapsamında; şüpheli sanık, tanık, müşteki, bilirkişi beyan ve ifadeleri, nüfus ve sabıka kayıtları, mahkeme karar ve belgelerinin tebliği, bilirkişi incelemesi, her türlü bilgi belge ve delil olabilecek materyalin temini gerçekleştirilebilir.
   Öncelikle başlamış olan bir soruşturma ve kovuşturmanın hakimi ya da savcısı elde etmek istediği delilin bulunduğu ülkenin adli makamına hitaben bir CEKUAY talepnamesi düzenlemeli, bu talepnamenin içinde yürütmekte olduğu soruşturma ve kovuşturma hakkında bilgi vermeli, dosya kapsamında yabancı adli merciin ikna edilebilmesine faydalı olabilecek belgeleri talepnameye eklemeli, (iddianame, dosya inceleme zaptı, ilgili belge ve deliller) talepname ile istenmiş olan delile hangi sebeple ihtiyaç duyulduğunu izah etmeli, söz konusu delilin ne olduğu tarif edilmeli, hangi adreste bulunduğu açıklanmalı, yabancı adli mercii tarafından yapılması gereken usul işleminin ne olduğu söylenmeli, özel bir usul uygulanması isteniyorsa bu açıklanmalı, istenen delillerin ancak istenildiği soruşturma ve kovuşturma kapsamında kullanılacağı, belgelerin soruşturma ve kovuşturma dışında gizli tutulacağı taahhüt edilmelidir.(Adalet Bakanlığı'nın UHDİGM'nin 69/2 sayılı  genelgesi)
   Böyle bir CEKUAY talebi Türk adli mercii tarafından tanzim edildikten sonra ilgili yabancı ülkeye gösterilmek üzere Ad. Bak. Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne (UHDİGM)  2992 sayılı kanunun 13/A md. gereği gönderilmelidir. (6706 sayılı kanun md. 2/b) Evrak bu birimin kontrolünden geçtikten (6706 sayılı kanun md. 3/1-b) sonra ilgili ülkenin adalet bakanlığına (bazı ülkeler için içişleri bakanlığı da olabilir) gönderilir. O ülke adalet bakanlığı ilgili birimi tarafından söz konusu talepnamenin 1959 tarihli Cezai  İşlerde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Avrupa Sözleşmesi (CİKAYAS) veya her iki ülke arasında CEKUAY konularını düzenleyen ikili bir anlaşma varsa onların hükümlerine uygun düzenlendiği, belirtilen koşulları taşıdığı değerlendirildiğinde o ülkenin yetkili ve görevli merciine (savcılık ya da mahkemeye) iletilir. Yetkili ve görevli yabancı adli mercii talebin anılan sözleşme (veya varsa ikili antlaşma) hükümlerine uygun olup olmadığını denetledikten sonra bu talebi karşılama hususunda yetkisini kullanma muhtariyetine sahiptir.
   Talepte bulunulan yabancı adli mercii kendi ülkesi sınırları içinde bir cezai delili toplayacağından, bu işlemi yaparken kendi yargı yetkisini Türk adli merciin lehine kullandıracağından, talepnamenin anılan sözleşmenin hükümlerine tam manası ile uyup uymadığını kontrol ettikten sonra bu talebi karşılayıp karşılama kararının takdiri tamamıyla kendisine kalmıştır. Zira o devlet sınırları içinde yargı yetkisini kullanarak delil toplama yetkisi anılan adli merciye aittir ve bunu kullanmamayı seçtiğinde kendisine hesap sorulamayacaktır. Ancak yabancı adli mercii talebi karşılamaz ise bunun sebebini talepte bulunan Türk adli merciine bildirmelidir. Bu durumda Türk adli mercii ve Türk merkezi makamı olan Adalet Bakanlığının bu olumsuz cevaba karşı yapabileceği şey mütekabiliyet uygulamaktır. Yani ülkenin adli mercilerinin benzer taleplerini aynı gerekçe ile yerine getirmemektir.
   Eğer yabancı adli mercii kendisinden istenen delilleri temin etmeye karar verir ve temin ederse yine bunları aynı yolla yani önce kendi merkezi makamına (Adalet veya İçişleri Bakanlığı) oradan Türk merkezi başkanlığı Adalet Bakanlığı UHDİGM'e orandan da talepte bulunan Türk adli merciine iletilir.
   Tafsilatlı olarak izah edilen ve her aşamada ikili ve çok taraflı (CİKAYAS) sözleşme hükümlerine uygunluğu merkezi makamlar ve adli merciler tarafından kontrol edildikten sonra uygun bulunarak delilin bulunduğu ülkenin ceza usul kurallarına uyularak elde edilmiş delil, ancak delil olarak kabul edilebilecektir. Bu yolun dışında yurtdışından elde edilen bilgi, belge ve delillerin uluslararası hukuk ve ceza hukuku bakımından delil hüviyeti bulunmamaktadır. Nitekim bu husus anılan Sözleşmenin 3/1 maddesinde açıkça belirtilmektedir. Buna paralel düzenleme 6706 sayılı Kanunun 7. maddesinin ç bendinde yer almış ve "Adli yardımlaşma talebi kapsamında ilgili devletin iç hukukuna uygun olarak yerine getirdiği işlemler, Türk hukuku bakımından da geçerli sayılır" denilmiştir.
   6706 sayılı Kanunun 7. maddeye dair gerekçesinde "Devletlerin birbirinden farklı hukuk sistemlerinin bulunması sebebiyle, adli yardımlaşma talepleri, yardım istenen tarafça, ancak kendi mevzuatın belirtilen usullere uygun olarak yerine getirilebilmektedir. Bu durum, yapılan işlemin talep eden devlet hukuku bakımından da GEÇERLİ SAYILMASINI ZORUNLU KILMAKTADIR" ifadeleri yer almaktadır.
   Bir daha tekrar etmek gerekirse anılan sözleşme, 6706 Sayılı Kanun ve UHDİGM 69/2 Genelgesi hükümlerine uygun şekilde, adli yardımlaşma usulü içinde bir yabancı ülkeden elde edilmemiş hiçbir bilgi belge ve dokümanın Türk Hukuku bakımından delil değeri yoktur.
   İddianamede delil olarak gösterilen Bylock'a dair bilgilerin LİTVANYA'dan elde edilen bir server (bilgisayar, hard disc, hardware) dan temin edildiği belirtilmektedir.
•   Anılan server bir savcılık veya mahkemenin düzenlediği bir uluslararası istinabe talebi ile elde edilmemiştir. Aksine iddianamede bu bilgilerin MİT tarafından istihbari çalışma neticesinde elde edildiği belirtilmektedir. MİT 6706 sayılı kanunun 2/a maddesinde adli yardım talebinde bulunabilecekler arasında sayılmamıştır.
•   Anılan bilgiler başlamış olan ve bir ceza soruşturma veya kovuşturması üzerine istenmemiştir.
•   Yine anılan bilgileri talep eden bir talepname önce Türk Ad. Bak. UHDİGM'e gitmemiş sonra onların sözleşme ve kanuna uygunluğu yönüyle denetiminden geçmemiştir.
•   Talepname UHDİGM tarafından Litvanya Adalet Bakanlığı ilgili birimine gönderilmemiş ve talep o birim tarafından Litvanya'nın da taraf olduğu CİKAYAS'a uygunluğu değerlendirmesine tabi tutulmamış, değerlendirme yapılsa idi uygun görülüp talebi yerine getirmek üzere yetkili ve görevli Litvanya Adli Merciine gönderilmemiştir.
•   Talepname Litvanya Adli Mercii tarafına gönderildikten sonra yine onun tarafından CİKAYAS'a uygunluk değerlendirmesi yapılmamıştır.
•   Litvanya Adli Mercii talepnameyi uygunluk denetimi yapsa idi ve uygun bulsa idi, talep server bilgilerinin temini olacağına göre Litvanya Ceza Usul Kanununa göre bu bilgilerin temini için gerekli olan Litvanya mahkemesi kararı alınmamış, bunun uyarınca server temin edilmemiştir.
•   Varsayımsal olarak bu şekilde server elde edilse idi, bunun sonrasında Litvanya adli mercii tarafından bu bilgiler Litvanya Adalet Bakanına iletilmemiş, Litvanya Adalet Bakanlığı tarafından bu bilgilerin Türkiye'ye verilip verilmeyeceği değerlendirmesi yapılmamış ve bunun arkasından anılan bilgiler Türkiye'ye UHDİGM'e gönderilmemiştir.
•   Yine varsayımsal olarak bu aşamaya kadar gelinse idi, UHDİGM tarafından bu bilgiler talepte bulunan ADLİ MERCİYE iletilmemiştir.

   Netice itibariyle iddianamede delil olarak dayanılan server ve bylock bilgileri yukarıda tafsilatlı olarak belirtilen usule hiçbir aşamada uyulmadan elde edilmiş olup, ( Anayasa 90/5 Maddesi) 1959 Sayılı CİKAYAS ve bunun 18.03.1968 tarihli ve 1034 sayılı Onay Kanunu, 6706 Sayılı Kanun, 2992 Sayılı Kanunun 13/A ve UHDİGM' in 69/2 Sayılı Genelgesi hüküm ve düzenlemeleri uyarınca DELİL HÜVİYETİ TAŞIMAMAKTADIR.

   Adli olmayan makamın talepnamesi kabul edilen Türk idari mercilerin yabancı idari mercii ile irtibatları ve işbirliği yapmaları neticesinde elde etmiş oldukları bilgi ve belgeler adli nitelikte değil istihbari niteliktedir. Türkiye'de delil olarak kullanılamaz.

   İddianamede istihbari çalışma neticesinde Litvanya'dan elde edilen server üzerinde inceleme yapılabilmesi için Aralık 2016 ve Mart 2017 (iddianameden tam tarihlerin ne olduğu bakılıp o tarihler yazılacak) tarihlerinde Sulh Ceza Hakimliklerinden CMK 134 ve 135 uyarınca bilgisayar ve kütüklerinde inceleme ve iletişimin taspiti ve denetlenmesi kararları alındığı belirtilmektedir.
   Bu kararlar uyarınca inceleme yapıldığı ve bilgilerin bu kararlar uyarınca tespit edildiği ima edilmektedir.
   Türk toprakları dışında, ve Türk Yargı Yetkisi dışındaki delillerin elde edilmesinin ve bunların Türkiye'deki soruşturma ve kovuşturmalarda delil olarak kabul edilmesinin tek yolu bu bilgilerin baştan ADLİ YARDIMLAŞMA USULÜ ile elde edilmesidir. Bu yolun dışında elde edilmiş bilgilerin Türk iç hukukunda delil toplamanın usulünü düzenleyen usul kuralları ile diriltilmesi ve hukuka uygun hale getirilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR.
   Zira anılan server ve içindeki bilgiler Litvanya sınırları içinden bir Türk mahkemesinin verdiği karara göre elde edilemez. Anılan bilgi ve serverin Litvanya adli mercii kararı ile ve Litvanya ceza usul hükümlerine göre elde edilmesi gerekirdi ki bu da yapılmamıştır.
   Savcılığın yapmaya çalıştığı kanuna karşı hile olarak değerlendirilebilir. CMK 135. md uyarınca iletişimin tespiti kararı alınmadan usulsüz yapılan dinleme ve iletişim kayıtlarının daha sonradan alınacak bir Sulh Ceza Hakimliği kararı ile yasal hale getirilmeye çalışılması örneğindeki gibi, adli yardımlaşma usulü dışında elde edilip Türkiye'ye getirilen server ve bilgilerin üzerinde Türk mahkemesince inceleme kararı alınıp, inceleme yapılması hukuka aykırı elde edilen delilleri hukuka uygun hale getiremeyecektir.
               AVUKAT HÜLYA KURT ANKARA BAROSU

7
Genel Hukuk Konular / Cezai Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma
« Son İleti Gönderen: Av Hülya Kurt Mayıs 29, 2017, 10:25:00 ÖÖ »
Türkiye'de yürütülmekte olan bir ceza kovuşturması ya da soruşturmasında ihtiyaç duyulan delillerin yurtdışından elde edilmesine Cezai Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma (CEKUAY) denilmektedir.

CEKUAY'ın usul ve esasları 18.03.1968 tarihli ve 1034 sayılı onay kanunu ile onaylanan ve bu onay kanununun 16.10.1968 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten beri iç hukukumuzun bir parçası olan "Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi"nde (CEKUAY) ve bu sözleşmenin iç hukukumuzda uygulanmasını kolaylaştırıp tamamlayan ve ona aykırı hüküm içeremeyecek olan 23.04.2016 tarihli ve 6706 sayılı "Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu"nda düzenlenmiştir.
8
Hukuki Soru ve Sorunlarınız / UYARLAMA YARGILAMASI NEDİR
« Son İleti Gönderen: cuneytcan2004 Nisan 30, 2017, 07:44:31 ÖS »
merhaba  556sayılı khk daki değişikler ve tck  2 ve 5 maddeleri kapsamında uyarlama yargılaması yapılacağından duruşmaya gelemniz gerekmektedir.  BU NEDİR? BERAAT OLABİLİRMİYİM VEYA DAVA DÜŞER Mİ? VEYA YASAKLI HAKLARIMI GERİ ALABİRİMİYM ? TŞK EDERİM İYİ GUNLER
9
Genel Hukuk Konular / Anayasa Mahkemesi karar incelemesi
« Son İleti Gönderen: sefaatesoglu Nisan 24, 2017, 02:48:26 ÖS »
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinde okuyorum mayıs aynın 3.gününe kadar anayasa mahkemesi 2014/36 esas nolu iptal kararının incelemesini yapmam lazım nasıl yapacağımı bilmiyorum yardımcı olur musunuz?
10
Durum: Önceki TİS döneminde sendikaya dayanışma aidatı ödeyerek, TİS hükümlerinden faydalanan işçi, yeni TİS ile dayanışma aidatı dilekçesini yenilemiş ve iradesini beyan etmiştir.
Yeni TİS için yapılan görüşmeler uzamış ve imza tarihi, önceki TİS'in bitiminden çok ileri bir tarihe  denk gelmiştir.

Bu süre boyunca TİS'ten faydalanan sendika üyelik aidatı  ve dayanışma aidatı ödeyen işçilerin iş sözleşmesi, süresi biten TİS'in hükümlerine (36ncı maddeye)  göre devam ettirilmiştir.

İmzalanan yeni TİS ile yeni iş sözleşmesinin yürürlük tarihi olarak, bir önceki TİS'in bitişi sonrası tarih olarak belirlenmiştir.

Bu durumda işveren 2 TİS arasında geçen süre için, yeni TİS hükümlerine göre oluşan maaş, sosyal yardım, ikramiye ve benzeri paraya ilişkin, "ifa edilebilir" haklardan kaynaklanan farkları sendika işçilerine ödemiştir.

Ancak sendika yönetimi; dayanışma aidatı ödeyerek önceki TİS hükümlerinden faydalanan ve yeni sözleşme sonrası da dilekçesini yenileyen işçilere bu farkı, "geriye dönük haklar ödenmez" diyerek yolu kapamıştır. Dayanak olarak da  6356 sayılı sendikalar kanunun 39/4 no'lu maddesini göstermişlerdir.
(...Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler, imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.)


Ayrıca 2822 sayılı kanun döneminde hakim olan görüş'te bu durumda etkildir. "
TİS’den dayanışma aidatı yoluyla yararlanma, başvuru (talep) tarihinden itibarendir. İmza tarihinden önceden de talepte bulunulabilir ama böylesi talepler en erken, ancak TİS’in imzası anından itibaren hüküm doğurur ve yararlanmaya imkan verir. (Akyiğit, 2013:505)".

Yasa TİS'ten faydalanmayı, bir TİS'in varlığına bağlamıştır. Bu nedenle işçiler için eğer TİS'de özel hükümler yok ise, TİS imza tarihi itibariyle geçerlidir.
Ancak önceki sözleşme süresi ile çakışmayacak şekilde, yürürlük tarihini geçmişe yönelik ilerletip, yürürlük tarihini daha önceye almaları mümkündür.

Ayrıca TİS ile ek haklar kazananların bu durumları saklı kalmak kaydıyla kanunda işverenin çalışanlar arasında ayrımcılık yapamayacağı net bir şekilde belirtilmiş. (4857 Sy İ.K. Md.5)

Ayrıca sendikaya kurma, üye olma, olmama ve ayrılma kişisel hak hürriyetler kapsamında değerlendirilip, kanunca bu konuda güvence getirilmiştir. (6356 Sy. Md.25) 

Kanunda işçinin dayanışma aidatının nasıl yapılacağı düzenlenmemiştir. Yazılı yada sözlü olabilmektedir. Yazılı olması, hukuki açıdan ispat imkanı olduğu için tercih edilmektedir. Sendikaya aidat ödenmesi işveren vasıtasıyla olmasından dolayı da bu talep, işverene bildirilmektedir.

Dayanışma aidatı ile faydalanma işçinin iradesini ifade edecek şekilde, sözlü veya yazılı olması işverene yapılması gerekmektedir. Kanun talep tarihi konusunda bir sınırlama getirmediği gibi şekli konusunda da sınırlama getirmemiştir. Diğer yandan yazılı olmasının çok daha doğru ve kanıtlanabilir olması açısından tercih edildiği görülmektedir.

Ayrıca yeni kanunun bazı eski uygulamaları da sonlandırdığı görülmektedir.
Mesela 39ncu maddenin 3ncü " Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır." bendi ile TİS kapsamı genişletilmiştir.
" Bundan böyle, daha önceki Yargıtay kararlarının aksine, toplu iş sözleşmesinde “aksine bir hüküm” bulunmasa bile, artık “imza tarihi ile yürürlük tarihi arasındaki dönemde işyerinden ayrılmış bulunan işçiler ve mirasçıları yeni toplu sözleşme hükümlerinden yararlanabileceklerdir”. Fevzi Demir 14.06.2013  "


6356 sayılı STİSK, toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasının üyelerinin işyerinde çalışan üyelerinin, toplu iş sözleşmesinden hangi tarihten itibaren yararlanacakları konusunu, m.39/2-3’de düzenlemiştir. STİSK. m.39’da, toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin kurallar 2822 sayılı Kanuna paralel biçimde düzenlenmiştir. Maddede, kural olarak, toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyelerinin yararlanacağı vurgulandıktan sonra(STİSK.m.39/1), sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye bulunanların yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanların üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanacakları (STİSK.m.39/2), 2822 sayılı TİSGLK’ndaki hükümler tekrarlayarak ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere, hüküm, taraf sendikaya üye işçilerin sözleşmeden yararlanmalarının "başlangıç tarihi için temel bir ölçüt getirmekte" ve sözleşmenin imza tarihinde sendikaya üye olanlar ile imzadan sonra üye olanlar arasında bir ayrım yapmaktadır.



Sendika üyeleri için tanımlanan koşullar, dayanışma aidatı ile TİS'den faydalanan işçiler için tanımlanmamıştır.

Onun yerine,  6356 -39/4 md. düzenlemede esas olarak kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama, dayanışma aidatı ile TİS'den faydalananlar aleyhine bir durum doğurmaktadır.

Çünkü pazarlık süresi uzamış, hatta mahkeme sürecine gitmiş TİS için karara varılıp, imzalandığı tarihten sonra yaptığı dayanışma aidatı ile faydalanma talebi geçerlilik kazanmaktadır. Daha önce bu talebini yapmış olsa bile, talebi imza tarihi ile geçerlilik kazanmaktadır.
Böylece TİS'in yürürlük tarihi ile imza tarihi arasında kalan zamana ait ücrete ilişkin farklar sendikalı işçilere sağlanırken, aynı süreçte dayanışma aidatı ödeyen işçiler mahrum bırakılmaktadır.

Bu durum, hem işveren açısından, maliyet azalttığı için, hem de sendika açısından işçiyi "sendika üyesi olmaya zorladığı" için gündeme getirmedikleri ve TİS maddeleri ile de olsa çözmedikleri bir durum olabilmektedir.
Pazarlık sürecinin uzun olması, her iki taraf içinde gizli fayda sağlamaktadır.

Oysa, bu aynı zamanda;
1) İşçiye sağlanmış ve 6356'nın 17nci maddesinin 3ncü fıkrasında tanımlanmış özgürlüğüne müdahaledir. İşçi sendika üyesi olmaya zorlanmasıdır.
2) Aynı kanunun 25nci maddesinin 2nci bendine de aykırıdır. Çünkü işçinin iş kanunun 32nci maddesinden tanımlanmış olan "ücret" kavramına giren konularda toplu iş sözleşmesi hükümleri dolaylı yolda belli bir süre için uygulanmamaktadır.

Burada olayı 3 farklı açıdan ele almakta fayda var.
İlki işçinin dayanışma aidatı ile ne süredir faydalandığı olmalıdır. İster üyelikten ayrılarak dayanışma aidatına geçmiş olsun, ister işe yeni girmiş olsun, isterse sendikadan çıkartılmış olsun, her biri için sendika üyelerinin durumu gibi farklı koşullar mevcuttur.

1) Sendika ile işçi arasında, işçinin TİS'ten faydalanması için 6356 sayılı kanunun madde 39'unda 3 temel bağ şekli tanımlanmış. Üyelik, dayanışma aidatı veya sendikanın onayı, izni.(Sendikanın onayı ve izni farklı koşullara tabi olabiliyor..)
TİS'ten, "sendika üyesi olarak" veya "dayanışma aidatı ödeyerek" faydalanma temelde arada kurulan "hak ve yükümlülüklere dayalı" bağ ile sağlanmaktadır.

Sendikalı işçi ile Dayanışma Aidatı ödeyen işçi arasındaki ortak noktalar
a) Her iki grupta da; irade beyanı ve tercih özgürlüğü ile TİS'e ve sendikanın faaliyetlerine katılım vardır.
b) Her ikisi de aylık düzenli olarak ücretin tanımlanmış bir bölümünü sendikaya aidat olarak (genelde eşdeğer miktarda) vermektedir.
c) Her ikisi de Sendikanın vermiş olduğu kararlara ve uygulamalara uyma, dahil olma yükümlülüğü vardır.
 Mesela; Sendikanın grev kararına uyma zorunluluğu ve uymama durumunda karşılaşacakları yaptırımlar (TİS'ten faydalanamama) aynıdır. Ya da TİS içinde genel işçiler için alınan tüm yükümlülükler, dayanışma aidatı ödeyenler içinde geçerlidir.
d) Her iki grup içinde, TİS hükümleri ve uygulamaları TİS yürürlük süresince geçerlidir. Bir diğeri için farklı süre söz konusu değildir.
Bu durum, Sendika ile "Dayanışma Aidatı Ödeyen İşçiler" arasında TİS süresi boyunca bir bağ olduğunun kanıtıdır.

Sendikalı işçi ile Dayanışma Aidatı ödeyen işçi arasındaki farklar ise
a) Dayanışma aidatı ödeyen işçi, Sendikanın yönetim ve karar alma mekanizmalarına katılmak için aday olamaz, katılamaz, oy veremez.
b) Dayanışma aidatı ödemediği sürelere ilişkin olarak  geçmişe ya da geleceğe yönelik olarak TİS hükümlerinden faydalanamaz. (Özel ekonomik, sağlık vb. nedenlerle ve sendika, işveren rızası ile olanlar hariç...)
Hak iddia edemez. Sendika üyesi aidatını geciktirmiş bile olsa hakları saklıdır. (İşsiz kalanların durumu gibi, TİS'in Ard Etkisi sayesinde kısmi olarak...)
c) İşçinin, Sendika üyeliği talebini Sendika ret edebilir. Dayanışma aidatı talebini ret edemez.



2) Kanunun 39ncu maddesinin ilgili bendindeki " İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur." ibrasını değerlendirmek gerekiyor.
a) Bu maddeye göre, iş yerine yeni girenler için talepleri, imza tarihinden önce dayanışma aidatı ile faydalanma amacıyla dilekçe vermiş olsalar bile, TİS'in imzalanıp varlık kazanmasıyla ancak geçerli ve başlamış olmaktadır.
b) Daha önce sendika üyesi olmayan işçiler içinde, aynı iş yerinde çalışmış olsalar dahi, TİS ile sağlanan haklardan ancak üyelik (başvuru) tarihleri itibariyle faydalanacaklardır.
c) Aynı işyerinde çalışan ve daha önce dayanışma aidatı ödemeyen işçinin, 2 TİS arasındaki geçen sürede dayanışma aidatı ile faydalanmayı talep etmesi durumunda, talebi yeni TİS'in imzası ile başlar. Bu şekilde talep yapılmış olsa bile, geçmişe yönelik haklardan faydalanamaz. (Eğer daha önce sendikanın üyesi değil ise...)
Çünkü bu  ara sürede, işyerinde geçerli olan ve başvurabileceği bir TİS zaten yoktur. Önceki TİS'in süresi bitmiş ve yenisi de daha hayat bulmamıştır. İşçiler sadece 36ncı maddeye dayalı olarak iş sözleşmesi hükümleri altındadırlar. Bu nedenle işçinin talebi olsa bile, Sendika dayanışma aidatı alamaz. İşçinin talebi yeni sözleşmenin imzası ile geçerlilik kazanır.

d) Aynı işyerinde çalışan ve bir önceki TİS döneminde dayanışma aidatı ile de olsa, Sendika ile arasında zaten bir bağ olan işçinin durumu ise farklıdır.
I) Bir önceki TİS döneminde dayanışma aidatı ödeyerek, bu bağı kurmuş ve TİS'ten faydalanmıştır.
II) Ara dönemde, süresi bitmiş TİS hükümlerine tabii iken, dayanışma aidatı ödemiştir. (Ödememiş ise hak iddia edemez.)
III) Yeni TİS ile iradesini yenilemiş ve dilekçesini tazelemiştir. Bu yeni TİS için daha önce başvuruda bulunmasına ise "Fiili İmkan" zaten yoktur.
  1) Çünkü daha önceki TİS süresince, yeni TİS yoktur, eskisinin süresi bitmeden de yenisi  geçerli değildir.
  2) Ara dönemde de, dayanışma aidatı ödeyerek, geleceğe yönelik iradesini fiili olarak ortaya koymuştur.
  3) Yeni TİS'in yürürlük kazandığı tarih, imza tarihinden önce bile olsa, bu dönemde fiili olarak işyerinde     
       çalışan işçinin, sendika ile de zaten bir bağı mevcuttur.
  4) Bu nedenle geriye dönük haklardan faydalanması doğaldır.


3) Ayrıca son olarak yasada sözleşmenin süresi 35nci madde, 2nci bend de belirtilmiştir. Yürürlük tarihi geçmişe yönelik yürütülen bir TİS'in geçerlilik süresi yasalarda belirtilen süreyi aşamayacaktır.
Aksi halde, imza tarihine göre 2 veya 3 yıl sonra biteceği belirtilen bir sözleşmenin uygulama süresi, bu belirtilen sınırları aşardı.

Tüm hakların ve yükümlülüklerin yeni TİS'in yürürlük tarihi ile başladığını ve bir sonraki TİS sözleşmesinin de bu tarihe göre hesaplanacağını  düşünürsek, yeni TİS'in imza tarihini, aynı TİS'in yürürlük tarihi başlangıcı olarak ele alınması gerekir.

Bu durumda, zaten dayanışma aidatı ödeyerek irade beyanında bulunmuş işçinin yeni dönem başvurusu da, yeni TİS'in yürürlüğe girdiği tarih olmalıdır.

Aksi bir uygulama iyi niyetli olamaz.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10