Gönderen Konu: Erken Çocuklukta Yabancı Dil Öğretimi 6  (Okunma sayısı 2127 defa)

Çevrimdışı Av. Kurty

  • Administrator
  • Aktif Üye
  • *****
  • İleti: 73
  • Karma: +0/-0
    • Profili Görüntüle
    • hukukevi
  • Hukuk ile ilginiz nedir ?: Hukuk Fakültesi Mezunuyum
Erken Çocuklukta Yabancı Dil Öğretimi 6
« : Eylül 12, 2012, 11:53:18 ÖS »
Bulgular
Katılımcıların Erken Çocuklukta İngilizce Öğretimine Yönelik Tutumları

Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin, erken çocuklukta İngilizce öğretimine yönelik tutumlarını incelediğimizde; 2 okul öncesi öğretmeni çocuklarda bocalamaya yol açabileceği gerekçesiyle, 2 okul öncesi öğretmeni önce anadil öğretimi gerekçesiyle İngilizce öğretimine okul öncesi çağda başlanmasına yönelik olumsuz tutum sahibiyken; 12 tanesi olumlu tutum sahibidir. 5 yıllık öğretmen Jale ikinci dil öğretiminin çocukta bocalamaya yol açacağını şöyle belirtti:
Okul öncesi dönem çocukların dil gelişimi için önemli bir dönemdir. Bu yüzden önce anadilini tam manasıyla öğrenmeden yeni bir dil öğretilmemelidir. Anadilini tam olarak bilmeyen çocuklar ilerleyen yıllarda sorun yaşayabilirler. Bunu önlemek için okul öncesi kurumlarda İngilizce öğretimi olmamalıdır.
Jale’ye, dünya yazın alanında erken çocuklukta yabancı dil öğretiminin ‘bir insan bir dilprensibine’ sıkı sıkıya bağlı olarak, okul öncesi kurumda sadece İngilizce konuşularak; çocuğun bunu doğal bir yolla öğrenmesini sağlayacak şekilde olduğu belirtilince, görüşünde bir farklılık olmadığını her şeyden önce anadil öğretiminin gerekli olduğunu öne sürmüştür. Hatta dünya yazın alanında kabul gören bir insan bir dil hipotezinin baz alınarak kurulacak okul öncesi kurumlarının aslında okul öncesi eğitimi veren kurum olmayacağını, bunun hayalcilik olduğunu belirtmiştir. Jale öğretmenle paralel görüşe sahip bir yıllık öğretmen Ceren fikirlerini söyle ifade etmiştir:
Önce anadil öğretimi olmalıdır. Daha sonra yabancı dil öğretimi olmalıdır. Çocuğun yeni bir dille tanışması için çok erken bir dönem, ilerleyen yıllarda zaten İngilizce öğrenecek, bu yüzden hiç olmasa okul öncesi dönemde çocuklar yeni bir dil öğretimiyle bunaltılmamalıdır.
 Cerenle, yaklaşık iki hafta sonra tekrar görüşme yapılarak dünya literatüründe erken çocuklukta yabancı dil öğretimi hakkında bilgi verildiğindeyse:
Zaten ilerleyen yıllarda çocuklar İngilizce öğrenecek, neden erken dönemde bu öğretime başlansın? Hangi ülkede anadilinden önce Türkçe öğretimi söz konusu?
Şeklinde milliyetçi bir beyanda bulunarak, fikirlerinde bir değişiklik olmayacağını belirtti. 7 yıllık öğretmen Kıymet ise erken çocuklukta yabancı dile öğretimi hakkında önce anadil öğretimi gerektiğini belirterek:
Çocuklar okul öncesi dönemde yeni bir dille tanıştırılmamalıdır. Anadil öğretimi dahi bu dönemde zor olabiliyor bu yüzden çocuk bocalayabilir. Çocukların bu dönemde başarısızlıkla tanışmaması gerekir. Haftada birkaç saat verilebilecek İngilizce dersleri çocukların bocalamasına yol açar.
Kıymet’e okul öncesi dönemde İngilizce öğretiminin nasıl olması gerektiği anlatılınca, aşağıdaki ifadeleriyle olması gereken öğretimin mantığına yatmadığını belirtmiştir:
Türkiye’de zaten okul öncesi yeni yeni yaygınlaşıyor. Şu an mevcut kurumlarda kalite tartışılacak boyutlardadır. Bir sürü kurum açmak ilk etapta iyi bir fikir gibi görünse de kalite önemlidir. Bırakın okul öncesi eğitimini, Türkiye’nin bazı illerinde zorunlu hizmet kapsamındaki ilköğretimlerde bile durum içler acısıdır. Türkiye’de dünya yazın alanında kabul görmüş boyutlarda İngilizce öğretimi yapabilecek kurumların olması şu zaman diliminde pek de mümkün görünmemektedir.
Sevgi öğretmen de aynı yönde ifadelerde bulundu:

Dil gelişimini sekteye uğratır, bocalamaya yol açar. Kendi dilini tam olarak kavrayamayan çocuk bocalar. Zaten bu dönemde alacağı İngilizce dersleri ne kadar başarıya ulaşabilir? En fazla şarkı öğretilebilir ki bir sürü Türkçe şarkı varken yabancı şarkı öğrenmesi için okul öncesi dönem oldukça erken.
Bu şekilde fikrini beyan eden Sevgi’ye, dünyadaki başarılı uygulamalardan bahsedildiğinde; yine, Türkiye koşullarında okul öncesi kurumlarda verilen İngilizce öğretimleriyle yine de çocukta bocalamaya yol açacağı kanısından vazgeçmediğini bildirmiştir.
   Erken çocuklukta İngilizce öğretimine yönelik olumlu tutumlarda bulunan katılımcıların 4’ü dil öğrenmek için erken çocukluk döneminin kritik dönem olma özelliğinden, 2’si bu yaşlarda edinilecek telaffuzların daha düzgün olabileceğinden, 2’si okul öncesi dönemde alınacak eğitim-öğretimin kalıcılığından, 2’si veli beklentilerinden 1’i iki dil bilmenin çağın bir gereksinimi olduğundan erken yaşta yabancı dil öğretiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğini savunmuştur. 3 yıllık öğretmen Nevin bu konuda:
4-5 yaş arası dil gelişiminde kritik bir döneme sahiptir. Anadilini çocuk kendi kendine öğrenir. Erken çocuklukta gerekli şartlar sağlandığında yabancı bir dili de öğrenebilir. Mesela Almanya’da yaşayan Türk çocuklarının hem Almanca hem Türkçe bilmesi bu durumu destekler niteliktedir. Evde Türkçe, ev harici yerlerde Almanca konuşulduğundan çocuklar doğal olarak her iki dili de kendileri öğrenmekteler. Ama yetişkin bir birey yurt dışında yaşamaya başladığında bir çocuk kadar hızlı şekilde yeni bir dili öğrenemiyor. Telaffuzda olsun dil hâkimiyetinde olsun sorun yaşayabiliyor.
 Nevinle görüşleri paralellik gösteren 4 yıllık öğretmen Figen ise:
   Çocukların zihinleri oldukça esnektir. Okul öncesi dönem dil gelişim açısından kritik bir özelliktedir. Bu yaşlardaki öğrenmelerin zihinsel alanları destekleyeceği kanaatindeyim. Zaten okul öncesi eğitimin nihai amacı nedir? Sadece çocukların sosyalleşmesi mi? Elbette değil. Bu dönemde çocuğa yapılacak yatırımlar hayati öneme sahip olduğundan okul öncesi kurumlar var. Yoksa kimsenin çocukların oyun çağlarını engellemek gibi bir niyeti yok. Henüz Milli Eğitim Bakanlığının müfredatında okul öncesi kurumlarda İngilizce öğretimi yok, ama ben yine de kendi çabalarımla çocuklara İngilizce kelimeler öğretmeye çalışıyorum. Çocuklar oldukça meraklı ve hevesli. Zaten herhangi bir hikâye kitabında ya da çizgi filmde duydukları İngilizce kelimeler, isimler hemen dikkatlerini çekiyor. Duydukları İngilizce kelimelerle birbirlerine hava atmaktan hoşlanıyorlar. Zaman zaman sorduğum sorulara ‘yes, no’’ gibi kelimelerle yanıt vermeyi seviyorlar. Öğrenmeyi etkileyen en önemli unsur bence meraktır. Ki çocuklar İngilizce kelimelere karşı bu denli meraklıyken yapılacak yatırımın amacına ulaşacağı kanaatindeyim. İlerleyen yılarda zaten İngilizce öğrenecekler hiç olmasa yabancılık çekmesinler.
  Erken çocukluk döneminin dil öğretiminde kritik dönem olması gerektiğini düşünen Gamze:
Okul öncesi çağ, dil öğrenmenin kritik olduğu bir dönemdir. Bu dönemi sorunlu geçiren bireylerin konuşmada güçlük çektiği, hatta ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın düzgün konuşamadığı açıktır. Bu yüzden bu dönemde yapılacak yatırımlar, gerek dil gelişim için gerek zihinsel gelişim için oldukça önemlidir. İlerleyen yıllarda bilimsel, kültürel gelişmeleri takip etmek istediklerinde zorluk çekmemeleri için İngilizce öğretimine ne kadar erken başlanırsa o kadar yararlı olur. Mili Eğitim müfredatında okul öncesi kurumlarda İngilizce dersleri olmalıdır. Bu dersler, kültürel farklılıkları kavramalarını bekleyecek düzeyde olmasa bile en basitinden kendilerini ifade edecek kadar, şarkı ve oyun ağırlıklı olmalıdır.
10 yıllık öğretmen Saniye de aynı yönde fikirlerde bulundu:
Erken çocukluk dönemi çocukların gelişimsel özellikleri dikkate alındığında dil gelişimi konusunda kritik olarak adlandırabileceğimiz niteliktedir. Bu dönemde verilen farklı bir dil öğretimi zor gibi görünse de durum göründüğü gibi değildir. Elbette ilk etapta karma cümleler yani Türkçe ve İngilizce kelimelerden oluşan karmaşık yapılı cümleler kurulacaktır. Yalnız ilerleyen süre içerisinde çocuk dile hakim olmaya başladıkça bu durum ortadan kalkacaktır. İki dilli insanları inceleyecek olursak durum gerçekten de böyledir. Önemli olan erken çocukluk döneminde kritik dönemi kaçırmamaktır. Bu yüzden okul öncesi müfredatına İngilizce dersleri eklenmelidir. En azından haftada bir saat çocukların ses-kavram aşinalığı kazanmaları gerekir. Zaten gramer öğrenmeyi bu dönemde amaçlamak ne kadar doğru olur? Branş öğretmeni eşliğinde, çocukların var olan merakını kamçılayacak şekilde, sıkılmadan ilgiyle izleyecekleri şekilde oyun ve şarkı ağırlıklı İngilizce derslerinin müfredatta olması kime ne kaybettirir?
Görüldüğü gibi okul öncesi dönemde İngilizce öğretimi hakkında olumlu düşünen dört öğretmen, erken çocukluk döneminin dil gelişimi açısından kritik özellik taşıdığı hususunda hemfikir. Aynı zamanda bu öğretmenler Milli Eğitim müfredatına okul öncesi kurumlar için İngilizce dersleri eklenmesi gerektiğini de belirtmişlerdir. İngilizce derslerinin çocukların gelişim düzeyi dikkate alınarak yapılması gerektiği kanaatindeler. Erken çocukluk döneminde öğrenilen bilgilerin kalıcı olması gerekçesiyle Çağla öğretmen şunları belirtmiştir:
   Erken yaşlardaki öğrenmelerin kalıcılığı tartışılmaz bir gerçektir. Bu dönemdeki öğrenmeler bir ömür boyu devam eder. Ciddi manada İngilizce öğretimi olsun istiyorsak, ne kadar erken başlarsak o kadar yararlı olur. Verilecek öğretimin niteliği de çok önemlidir. Çocukların seviyesine uygun olmayan öğretimler yarardan ziyade zarar getirir. Bu yüzden erken çocuklukta İngilizce öğretimini desteklesem de öğretimin profesyonelce yapılmasından yanayım. Günümüzde, maalesef ki okul öncesi eğitim oranı çok düşük seviyelerde, çocukların okul öncesi eğitimi için okula kayıt ettirilmesi dahi özellikle kırsal alanlarda bir lüks olarak görülüyor. Yasalaştırılmadığı sürece insanların okul öncesi eğitimin önemini kavraması çok uzun zaman alabilir. Bu yüzden okul öncesi kurumlarda yapılacak profesyonel İngilizce öğretimleri bir pek mümkün değil. Ancak okul öncesi eğitimde İngilizce dersleri müfredata konulursa olabilir.
Çağla öğretmenle aynı yönde ifadelerde bulunan Çağrı ise:
   Erken çocukluk döneminde çocukların zihni oldukça açıktır, öğrenilen bilgiler oldukça kalıcıdır. Kişiliğin önemli bir kısmı bile bu dönemde şekillenir. Erken dönemde verilecek İngilizce dersleri sayesinde konuşulan tek dilin Türkçe olmadığını düşünmesi bile tek tip insan olmadığını anlamasını sağlar. Genelde çocuklar bu dönemde anne babalarını her şeyi bilen insanlar olarak kabul ettiklerinden farklı olaylarla karşılaşması gerekir. Okul öncesi çağda alınacak İngilizce öğretiminin faydası sadece kültürel farkındalık değildir. Öğrendikleri kelimeleri hatırlarken zihin jimnastiği yapacaklarından hafıza ve hatırlama mekanizmalarını destekleyici etkisinin olduğunu düşünüyorum. Oyun ve dialoglar şeklinde İngilizce öğretmeni eşliğinde haftada bir, iki saat İngilizce dersleri artık müfredatta yerini almalıdır.
Bu bilgiler ışığında araştırmaya katılan iki okul öncesi öğretmeni erken çocuklukta İngilizce öğretiminin kalıcı olması, İngilizce derslerinin okul öncesi dönemde müfredata eklenmesi ve bu öğretimin İngilizce öğretmeni ile yapılması gerektiği hususunda birleşmekteler. Bu konuda Eda öğretmen:
Çocuklar İngilizce kelimelere karşı oldukça dikkatli. Çevreden duydukları kelimeleri telaffuz etmek için sıra dışı bir çaba göstermeseler de dillerinin esnekliği sayesinde çok düzgün telaffuzlarda bulunuyorlar. Bu dönemde alacakları İngilizce dersleri, ilerleyen yıllarda alacakları İngilizce derslerinin temeli niteliğindedir. Düzgün telaffuz; ancak erken yaşta İngilizce öğretmenleri eşliğinde mümkün olmaktadır. En azından haftada bir saatlik İngilizce dersleri ile İngilizceyi aksansız konuşabilen bireyler yetiştirmek dahi olasıdır.
Buna paralel fikirler beyan eden Canan:
Merak; çocukların oyun kadar hayatlarında var olan bir olgudur. Günümüzde sıkça kullanılan Türkçeleşen İngilizce sözcükler oldukça fazladır. Bu durum çocukların merakını arttıran bir etkendir. Bazen evlerinde kendinden büyük bireylerden öğrendikleri İngilizce kelimeleri okula geldiklerinde arkadaşlarına böbürlenerek söylediklerini, telaffuz ederken de hiç zorlanmadıklarını gözlemledim. Çocuklar İngilizce kelimelere dair bu kadar merak içinde olmasalar telaffuza da dikkat etmezler. İngilizceyi sonradan öğrenen bireylerin konuşmalarında aksan farkı oldukça barizken, küçük yaştaki çocukların kullandıkları İngilizce kelimeler; telaffuz açısından neredeyse orijinal gibi. Zaten bu dönemde verilecek İngilizce derslerinin gramer ağırlıklı olamayacağı da bir gerçektir. Bu yüzden konuşma ağırlıklı derslerin verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Bu açıklamalara göre katılımcılardan ikisi, çocukların yetişkinlerden daha düzgün telaffuzda bulunmalarından yola çıkarak, okul öncesi kurumlarda yapılacak İngilizce derslerinin telaffuz kazandırma şeklinde olması gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşlerden daha farklı bir görüş beyan eden üç yıllık öğretmen Beyza ise:
   Erken çocuklukta İngilizce öğretimi bizim kurumumuzda mevcuttur. Haftada bir saat Avustralya asıllı bir İngilizce öğretmeni eşliğinde İngilizce dersleri yapılıyor. Çocuklar oldukça meraklı ve istekli. Hatta öğrencilerimizden ziyade velilerimiz çok daha istekli. Çocuklarını kayıt ettirmede İngilizce öğretmeninin Avustralya asıllı olması da büyük etken.
Beyza ile aynı kurumda görev yapan Fatma ise:
   Kurumumuzda İngilizce öğretimi için velilerimizden gelen talepler bizleri yönlendirdi. Velilerimizin beklentileri çok yüksek, çocuklarının neredeyse anadili gibi İngilizce konuşmalarını bekliyorlar. Bu beklentide öğretmenimizin Avustralya asıllı olmasının payının büyük olduğun düşünüyorum. Elbette velilerimizin istediği boyutta İngilizce öğretimi söz konusu değildir. Rakamların, bazı kavramların ve renklerin İngilizce karşılıklarını, birkaç İngilizce şarkıyı bilmeleri yeterlidir. Gramer öğretimi söz konusu değildir. Öğretilen kelime ya da kavramların düzgün telaffuzunu çocukların öğrenmesi İngilizce derslerimizin hedefleri arasında yer almaktadır.
Katılımcıların açıklamalarına göre kurumlarında var olan İngilizce dersinin velilerden gelen talepler doğrultusunda programlandığı görülmektedir. Erken çocuklukta İngilizce öğretimi hakkında çağın gereksinimlerine dikkat çeken Bilge, fikirlerini şöyle açıklamıştır:
  Günümüz koşullarında İngilizce bilmek anadil bilmek kadar önemli hatta İngilizce bilmek dahi yetmiyor. Çağın hızla değişen gelişmelerini takip edebilmek açısından ikinci bir dil bilmek oldukça önemlidir. Ülkemiz Avrupa Birliği uyum sürecinde olduğundan birtakım yeniliklere açık olmak gerekmektedir. Çocuklarımız ne kadar erken yaşta İngilizce öğrenirse o kadar yararlı olacaktır. Çocuklarımızın olası gelişmeleri takip ederken zorlanmamaları adına İngilizce öğretiminin oldukça erken dönemde başlaması gerekir.
Açıklamalar doğrultusunda katılımcının iki dil bilmenin önemini vurgulaması ve bu yüzden İngilizce öğretiminin erken dönemde başlaması gerektiğini belirtmiştir.
« Son Düzenleme: Eylül 13, 2012, 12:00:09 ÖÖ Gönderen: Av. Kurty »
...ve adalet; her şey için!