M.Kemal Atatürk

Adalet, mülkün temelidir.

 

Misyonumuz

Siz değerli ziyaretçilerimizi hukuk alanında en iyi şekilde bilgilendirmek ve yardımcı olmaktır.

Anasayfa arrow Hukuk Arşivi
Hukuk Arşivi
Temyiz Niteliğinde Olmayan Kararlar PDF Yazdır
 

Hukuk Genel Kurulu 2007/5-51 E., 2007/29 K.

TEMYİZ NİTELİĞİNDE OLMAYAN KARARLAR

YERİNDE OLMAYAN KARAR DÜZELTME İSTEMİ

 

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU ( Madde 440 )

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.4.2006 gün ve 2005/395 E. 2006/100 K.sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 27.9.2006 gün, 2006/5-529 Esas, 2006/596 Karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurul ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre, HUMK.nun 440.maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, 3506 sayılı Yasa'nın 4.maddesinin b-1 fıkrası hükmüne göre takdiren (160.00) YTL para cezasının ve (27.00) YTL harcın düzeltme isteyenden alınmasına, peşin harcın mahsubuna, 24.1.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

 
Müruru Zaman PDF Yazdır
 

Hukuk Genel Kurulu 2007/11-55 E., 2007/53 K.

BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ İLE OLUŞAN MUNZAM ZARAR

MÜRURU ZAMAN

 

818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 105 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.4.2005 gün ve 2003/467-2005/179 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 9.3.2006 gün ve 2005/13380-2006/2467 sayılı ilamı ile,

(...Davacı vekili, davalının taraflar arasındaki 25.01.1994 tarihli menkul kıymet alım-satım ve saklama sözleşmesine aykırı olarak müvekkiline ait hisse senetlerini satması üzerine açılan dava sonucu hisse senetlerinin günün ağırlıklı ortalama fiyatları karşılığı (11.422.280.000) TL'nin faiziyle tahsiline ilişkin verilen kararın kesinleşmesiyle alacağın ancak (9,5) yıl sonra tahsil edilebilmesi nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zarar doğduğunu ileri sürerek, şimdilik (10) milyar TL, 17.01.2005 tarihli ıslah dilekçesiyle de (4.980.475.104.907) TL'nın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili,munzam zarar koşullarının bulunmadığını,ilamın icra edilebilir hale gelmesine kadar geçen süreden müvekkilinin sorumlu olmadığını, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.

Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, temerrüt faizini aşan munzam zararın varlığına dair yasal karine bulunmadığından ispat yükünün bunu ileri süren tarafa ait bulunduğu, davacı tarafın 1994 yılında açılıp 2003 yılında icraen tahsil edilen asıl alacağa uygulanan faizle karşılanmayan munzam zararın nasıl oluştuğunun somut biçimde açıklanmadığı gibi zararın varlığı ve miktarına ilişkin somut kanıt ortaya konulmadığı, çeşitli yatırım araçlarının ortalaması alınarak zararın hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, BK.'nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, munzam zararın oluşumunun somutlaştırılmadığı gibi zararın varlığı ve niceliğinin kanıtlanamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

BK.'nun 105/1.maddesi hükmünce alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla ise, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı tazminle yükümlüdür. Asıl borçtan bağımsız olan bu zararın BK. 'nun 125. Maddesinde düzenlenen (10) yıllık zamanaşımı süresi içerisinde borçludan istenilmesi mümkündür. Davacının davalı aleyhine daha önce açtığı dava sonunda, davacıya ait hisse senetlerinin talimatı dışında satılmasından dolayı bunların 25.01.1994 tarihindeki toplam piyasa değeri (11.422.280.000) TL'nin 03.10.1994 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın kesinleşmesinin ardından davadan yaklaşık (9) yıl sonra ilama bağlı alacak 02.07.2003 tarihinde (81.688.000.000) TL. olarak tahsil edilmiştir.

Dava dilekçesinde, işadamı olan davacının alacağına zamanında kavuşması halinde en güvenceli yatırım aracı olan Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) 'nde değerlendireceğini, Devlet İç Borçlanma Senedi 'ne uygulanan en yüksek faizli getiri ile tahsilen edilen miktar arasındaki farkın munzam zarar oluşturduğundan söz edilerek talepte bulunmuştur.

Asıl alacak davasında davacı talebini paraya dönüştürmüş, hisse senetlerinin değerinin faiziyle tahsilini istemiştir. O dava sonunda da, davacıya ait hisse senetlerinin aynen teslimine değil, yetkisiz satış tarihindeki değerinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Davacı, ilk davada alacağını para olarak somutlaştırdığına göre, davalı borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin yapıldığı güne kadar geçen süre içerisinde, her yıl itibari ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, TL. karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik tabloları araştırılıp saptanmak, bu alanda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak değinilen zaman dilimi içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle davacının uğradığı zararın açıklanan ölçütlere göre hesaplanacak unsurlar toplanıp ortalamaları bulunduktan sonra ortaya çıkacak rakamın Devlet İç Borçlanma Senedi'ne göre önceden bilirkişilerce hesaplanan miktardan az çıkması halinde o meblağın, aksi taktirde davacının ıslahla belirginleştirdiği meblağ temel veri alınarak alacağın tazminat niteliğinde olduğu ve bu zararın oluşumunda ülkenin sosyo-ekonomik realitesinin etkili olması nedeniyle bütün kişi ve kuruluşların etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu gözetilerek gerek duyulduğunda BK. 'nun 43.maddesi çerçevesinde değerlendirme yapıldıktan sonra davacının munzam zararının hüküm altına alınması gerekirken, tacir olan davacının alacağına zamanında kavuşması halinde yatırım veya başkaca nema getirici alanda değerlendireceği yolundaki hayatın olağan akışına özgü olgular ve davalının kusursuzluğunu ispat edemediği gözden kaçırılarak davanın reddi doğru olmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 7.2.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

 
Sözleşme Şekli ve Genel İşlem Şartı PDF Yazdır
 

Hukuk Genel Kurulu 2007/12-57 E., 2007/36 K.

BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ

FAİZ HESAPLAMASI

SÖZLEŞME ŞEKLİ VE GENEL İŞLEM ŞARTLARI

 

5464 S. BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU [ Madde 26 ] 5464 S. BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU [ Geçici Madde 4 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9.İcra Mahkemesince "karar verilmesine yer olmadığına" dair verilen 11.05.2006 gün ve 2006/265-766 sayılı kararın incelenmesi Davacı/alacaklı banka vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 11.07.2006 gün ve 2006/12614-15199 sayılı ilamı ile;

("...01.03.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun geçici 4.maddesinde: kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunu ödemesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış yada 31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının altmış gün içerisinde kredi veren kuruluşa yasada öngörüldüğü şekilde müracaat ederek borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksidi peşin ödemeleri şartıyla son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını icra takip dava masraf ve harçları vekalet ücreti ile birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, kredi kartı borçlusunun, yasada öngörüldüğü şekilde belirlenen sürede alacaklı bankaya başvurduğu ve bankaca anılan yasa doğrultusunda 28.04.2006 tarihli hesaplamanın yapılarak borçluya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan yasanın geçici 4.maddesinin 4.fıkrasına göre "iş bu geçici madde kapsamında yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi dönemde borca vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme planı uyarınca son taksitin de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer." hükmü dikkate alındığında ödeme planı uyarınca son taksitin vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona ereceğinden, Mahkemece bu husus bekletici mesele yapılarak, son taksitin vade tarihine kadar beklenmeli ve son taksitin ödendiğinin belirlenmesi ile taki bin sona erdiği yönünde sonuca varılmalıdır. Aynı maddenin 5.fıkrası gereğince bu dönemde taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan kalkacağından bu Kanunun 26.maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden alacaklının itirazın kaldırılması isteminin esası hakkında karar verilmelidir

0 halde, Mahkemece, alacaklının 5464 Sayılı Yasa uyarınca yaptığı ödeme planına yanlış anlam verilmek suretiyle yukarıda yapılan açıklamalara aykırı olarak ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı/alacaklı banka vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S 0 N U Ç : Davacı/alacaklı banka vekifinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verılmesine 31.01.2007 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

 
İflasın Ertelenmesi PDF Yazdır

                                    İFLASIN ERTELENMESİ               

             Dünyanın krizlerle mücadele etmekle meşgul olduğu şu kritik günlerde, Ülkemiz de global krizden nasibini almış gözüküyor. Ekonomimiz konusunda işi uzmanlarına bırakmak gerektiğini ve kriz tellallığı yapmanın kötü giden ekonomiyi daha kötü hale getirmekten başka bir amaca hizmet etmeyeceği kanaatindeyim. Ekonominin kötü gözüküyor olması ve şirketlerin tehlikede olduklarını duyurdukları bir zamanda İflasın Ertelenmesi kurumu önemini arttırıyor.              

              Şirketin aktifinin pasifinden fazla olması durumunda, şirket yetkililerinin(yönetim kurulu) iflas isteme zorunluluğu doğar. Aynı durum aciz halinde de kendini gösterir. İİK m.178 son. Fıkrada ise ‘iflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin haciz yolu ile takibi neticesinde yapılan haciz borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkmasına sebep olup da kalanı muaccel ve vadesi bir sene içinde hülul edecek diğer borçlarını ödemeye yetişmiyorsa borçlu derhal aczini bildirerek iflasını istemeye mecburdur.’ Bu haller sonrasında Kanunda Sermaye Şirketleri ile Kooperatiflerin iflası başlığı altında düzenlenen iflasın ertelenmesi kurumu devreye giriyor. 179/1-2. cümle şu şekildedir; ‘ Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir.’ Bununla birlikte devam eden maddelerde Mahkemenin bu kararı verdikten sonra şirket bütünlüğünü koruyucu önlemleri alacağı ve şirkete kayyım atayacağı belirtilmiştir.              

               İflasın ertelenmesi konu başlığı altında genel olarak ilgi çeken bölüm iflasın ertelenmesinin icra takibine olan etkisidir. İflasın ertelenmesi talebi ( İyileştirme projesi ) ciddi ve inandırıcı bulunduğu takdirde borçlu aleyhine yapılan takipler (6183 sayılı kanuna göre yapılan takipler dahil) durur. Yeni takip de açılamaz. Fakat zaman aşımı süreleri ve hak düşürücü süreler bu mühletler sonuna kadar işlemez. İstisnai olarak İİK md.206/1. Ayrıca Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez(İİK md. 179/b).             

               Bu şekilde bir düzenlemeyle kanun şirketleri ve kooperatifleri ekonomik bunalımlardan kurtarmak istemiş gibi gözüküyorsa da aslında ülke ekonomisinde büyük pay sahibi olan ve sayısız bireye iş olanağı sağlayan bu kurumlardan daha çok bireyi koruyucu bir düzenlemedir.                             Günümüzdeki krizde dünya devletlerinin bankalara olanca güçleriyle yardım etmeleri gerektiğinde kamulaştırma sebebinin de aynı mantığın bir ürünü olduğu kanaatindeyim.       

     İletişim ve sorularınız için; Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.                                                                                                                           Stj. Av. Adil Alper Süren   

      

 
<< Baslangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 8 in 382
http://www.hukukevi.net/images/banner.jpg

Sitemiz sadece bir hukuk sitesi degil; geniş tartışmalı

bir platformdur.En kolay üyelik hukukevi'nde...

Siz de hukukevi'ne katılın...

Giriş Formu






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Haberler

Evli Kadın İşçiye Tazminat Müjdesi Anayasa Mahkemesi, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde hizmet akdini sona erdirmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanmasının, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmadığını bildirdi. İzmir'de evlenme nedeniyle iş akdini feshederek işten ayrılan kadın işçi, kıdem tazminatı istemiyle İzmir 6. İş Mahkemesi'ne dava açmış, mahkeme de söz konusu kuralın kadın ve erkek işçiler arasında ayrıma neden olduğu savı ve Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyla, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.  Details...

Danıştay hukuk tartışmasına son noktayı koydu   Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, yüksek yargıyı birbirine düşüren belde kararı için İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı başvuruyu reddetti   Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin 1 Mayıs 2008 tarihli genelgeyi, Giresun’un Bulancak ilçesi Kovanlık Belediye Başkanlığı yönünden iptal eden Danıştay 8. Daire kararının yürütmesinin durdurulması istemini reddetti.   Details...



Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu Değişti! Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununa aykırı hareket edenler, 3 bin YTL'den 25 bin YTL'ye kadar idari para cezasına çarptırılacak. TBMM Genel Kurulunda, Türkiye'ye getirilen veya yurt dışına kaçırılan değerli eşya ve kıymetlere ilişkin fiillere uygulanacak yaptırımları düzenleyen Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda değişiklik yapan kanun teklifi kabul edildi.   Details...

Kimler Sitede

Şu anda 9 ziyaretçi çevrimiçi

Forum 'dan...

İstatistikler

Üyeler: 712
Haberler: 666
Bağlantılar: 5
Ziyaretçiler: 100285