Anasayfa arrow Hukuk Arşivi arrow Görev Sınırları ve Oranlar arrow Demokratik Anayasa - DOĞAN YİĞİT USYILMAZ
Demokratik Anayasa - DOĞAN YİĞİT USYILMAZ Yazdır


Yazar - DOĞAN YİĞİT USYILMAZ, ÖĞRENCİ-Bahçeşehir Ünv. Hukuk Fak.


1.   Kavram Olarak

1.1 Anayasa

   
Anayasa kelimesi esas yasa, temel yasa anlamına gelmekte ve diğer yasalardan daha kapsamlı, geniş ve onlara dayanak oluşturan yasa şeklinde ifade edilmektedir.[1]  Türkçede esas kanun, temel kanun şekillerinde anılan Anayasa kelimesi İngiliz ve Fransız dillerinde de karşılığı temel, kurulum, oluşum gibi anlamlara gelen Constitution kelimesi ile ifade edilir. Devlet ve Anayasa üzerine çalışmalar yapmış bir çok teorisyen ve filozof, devlet ve anayasa kavramları hakkında farklı ve bir çok çeşitli görüş ortaya koymuşlardır. Ancak şu bir gerçektir ki ülke adı verilen belirli coğrafi sınırlar içerisinde ve o sınırlarda yaşayan halk/zümre/kral iktidarının kurumsallaşmış hali olarak tanımlanan devlet, nasıl yönetileceği, esaslarının neler olacağı, kurallarının belirlendiği bir anayasasından yoksun düşünülemeyecektir. Bu anayasa kuralları yazılı bir belirli metin olabileceği gibi bu şekilde metin halinde de olmayabilir. İlk hâle örnek olarak Türkiye, Fransa gibi ülkeler ikinci hâle de tipik örnek olarak anayasa metni olmayan İngiltere verilebilir.[2] Toplum ihtiyacı gereği ortaya çıkan Anayasa, her bir bireyin tekil olarak toplumun bütünü ile yaptığı anlaşma niteliğindedir.[3]  Bu sebepten ötürü toplum ve devlet arasındaki yönetimsel bağı kuran ve bunların ilişkilerini düzenleyen temel bir kanun olan anayasa yazılı veya yazısız olsun, var olması gereken önemli bir metin iken, içerdiği hükümler bakımından da bireyle toplumu ve devleti birbirine bağlayan bir özelliğe sahip olması nedeniyle meşru, ait olduğu toplum ve ülke karakteristiği ile uyuşur ve uygulanabilir olmalıdır. Anayasa, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amacıyla çerçeve yasa özelliği ile de gereklidir. Çünkü pozitif hukuk değiştirilebilir olduğundan yeni çıkarılan yasaların kazanılmış hakları ortadan kaldırma ya da hak sahiplerinin bu haklarından sınırsız ve rahatça yararlanmalarını engelleme, birbiriyle çelişik ve toplumun bir araya geliş ruhuna aykırı olmaları ihtimallerine karşın Anayasa yüksek bir konuma sahip kılınmıştır.[4] Aynı zamanda anayasa, bütünün bireyler üzerindeki egemenliğinin de bir örgütleniş biçimidir.[5] Bu yolla kuvvetçe ve zekaca eşit olmasa dahi doğanın zorlu koşullarının bir arada yaşamaya ittiği insanoğlu anlaşma yoluyla hakça eşit, kendilerinden güçlü başkalarına değil kendi iradelerine itaat eder hale gelmiş olur. [6]

1.2   Demokrasi


Tanımı ve çeşitleri bir hayli çok olan bu yüzden de tanımlanması çok zor olan bir kavramdır. En basit ve kolay anlaşılır tanımı ile tüm toplum fertlerinin yönetime katılmasıdır. Yönetime katılma kriteri kimi zaman yaş ile belirlenmiş, kimi zaman vergi verme ile kimi zaman da cinsiyete göre belirlenmiştir. Kelime köküne bakıldığı zaman yunanca dimos (halk) ve kratia (iktidar) kelimelerinin birleşimi ve Türkçeye demokrasi olarak uyarlanışı ile karşımıza gelmektedir. Bir çok yönetim biçimi arasından sıyrılıp günümüzde en yaygın yönetim biçimi olabilmiştir. Sosyal, liberal, klasik demokrasi gibi modelleri vardır. Demokrasi eski yunan çıkışlı bir kavram olmasına karşılık şaşırtıcı biçimde Aristotales ve Platon tarafından ayak takımı olan halkın yönetim biçimi olarak görüldüğünden eleştirilmiştir. Öyleki Aristo, iktidara gelen halkın sayı çokluğuna dayanarak zenginlerin mallarını kendi aralarında paylaşmaya kalkabileceklerinden dahi korkmuştur[7]. Ancak yüzyıllarca belirli bir zümre veya kral tarafından yönetilen halk kesiminin yine uzun süren yönetime katılma çabaları günümüzdeki demokrasi anlayışına yakın olarak 18 ve 19uncu yüzyıllardan itibaren Amerika ve Fransadaki gelişmlerle netice bulmaya başlamıştır. Bu gelişmelerin sonucu olarak halk artık yönetime katılacak ve çoğulcu bir anlayışla kendi idaresini belirleyecektir. Cumhuriyet kavramı ile ilişkisi cumhuriyet sisteminin bir rejim, demokrasinin ise cumhuriyetin uygulanış biçimi olmasıdır. İranda islam cumhuriyeti, Çinde halk cumhuriyeti, İngiltere de oligarşik cumhuriyet vardır. Türkiye demokratik cumhuriyetin uygulandığı ülkelere örnek olarak gösterilebilir. Çünkü demokrasinin temeli halkın yönetime katılırken bunu engelsiz, özgürce, çoğulcu bir biçimde, bütün farklılıkları içine alarak yapabilmesidir. Bu söylenişi ve işitilişi hüsniyyata sahip olan sistemin elbetteki gerçek anlamıyla tıpkı teori edildiği gibi hayat bulması çok zor olacaktır. Hatta bu hususta Rousseau, kendini zaten çok iyi idare edebilen bir milletin idare edilmeye ihtiyacının kalmayacağını ve gerçek demokrasinin hiç bir zaman var olmayacağını söylemektedir.[8] Ancak bunu söylemesine karşın kendisi halk idaresinin en şiddetli savunucularındandır. Rousseau, Platonun Ender bir şahsiyet olan iyi ve başarılı bir krala taç giydirmek için tabiatla talih kaç kez el ele vereceklerdir? sorusu neticesinde başarılı kralların ender olarak iktidara geleceğini, diğer sayıca çok olacak iyi olmayan iktidar dönemlerinde kralın, idarecilerini seçerken yanılacağını çünkü bu seçilecek idarecilerin kralın gözüne girebilmek için hile ve entrika yapacağını (Machiavelli de Prens eserinde idarecilerin bir tilkinin kurnazlığına sahip olması gerektiğini belirtmiştir) halkın ise bunları seçerken daha az yanılacağını ancak bütün bunlarla birlikte demokrasinin iç karışıklıklara elverişli olduğunu öne sürmüştür. Yani Rousseau, iyi kralların sayılarının kötü krallarınkinden farkla az oluşu ihtimali sebebiyle, zaman zaman iç karışıklıklara elverişliliği ile veya gerçek anlamda var olmayacağı yönünde eleştirse dahi demokrasi yönetimini diğer yönetim biçimlerinden daha makul görmüştür.


2.   Kavramların Birleşimi ve Görüş

Demokrasi ve Anayasa kavramları çok kısa ve yüzeysel bir biçimde incelendikten sonra, günümüzün çağdaş ülkelerinde mevcudiyetlerinin zorunlu olduğu kabul görecektir. Demokrasi, yönetim biçimi olarak diğer yönetim biçimleri arasından sıyrılmış topluma kendi kaderini tayin etme yetkisi tanımış, Anayasa ise toplumun ne şekilde bir araya geldiğini, bu birliğin esaslarının, temellerinin neler olduğunun belirlenmesini sağlamıştır. İşte buradaki toplumun bir araya geliş ve kendilerini idare ediş şekli ve bu şeklin nitelikleri hiç şüphesiz Anayasada belirlenecektir. Buradan demokrasinin, ancak anayasada yazılı olabilecek bir nitelik olduğu kolayca anlaşılabilmektedir. Devletin yönetim şekli nitelik bakımından demokratik olabilir fakat anayasanın demokratik olması, demokratik anayasa mantıksal ve hukuksal olarak bir araya getirilişi ve kullanılışı hatalı kavramlar olacaktır. Anayasa hukuku açısından da anayasaların çeşitlere ayrımına bakıldığında bu dallandırmalar arasında demokratik anayasa şeklinde bir tür yer almamaktadır. Bu söyleme telafuz bakımından en yakın kavram anayasal demokrasi kelimelerinin bir araya gelerek oluşturduğu kavram olacaktırki, demokratik anayasa tabiri ile anlatılmak istenen daha az yasaklar ve daha çok özgürlüklerin yer aldığı anayasa ile denk olmayacaktır. Çünkü anayasal demokrasi ile anlatılmak istenen, demokrasi niteliğinin ve bunun sınırları ile kapsamının ve içeriğinin, temel, çerçeve ve esas yasa olan anayasada belirtilerek güvence altına alınması ve üst bir norm olarak yer edinmesinin sağlanmasıdır.  Türkiye Cumhuriyeti, anayasasının içerdiği 2nci madde hükümlerine göre nitelik bakımından demokratik bir cumhuriyettir. Bu bağlamda yürürlükteki anayasayı tümüyle tedavülden kaldırıp kendi istek ve iradelerine göre bir anayasanın oluşturulmasına çabalayanların bunu daha demokratik bir anayasa için gerçekleştirecekleri yönündeki söylemleri de yanlış ve  hatalı olacaktır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti zaten demokratiktir. Halkın yönetime katıldığı, geniş haklar ve çoğulcu bir yaklaşımla kendi idarecilerini kendisinin seçtiği bu nedenle de halk için onurlu ve tercih edilen bir idare niteliği olan demokrasi, bu halk yanlısı özelliklerinin varlığı sebebiyle, anayasa karşıtı görüşlerce kendilerine yöneltilecek eleştirilere karşı, gerçek anlamı yıpratılan kalkan pozisyonuna düşürülmüştür. Yeni yapılacak olması planlanan anayasa açısından da bir başka noksanlık ise meşruiyet sorunudur. İki anayasanın aynı anda meşru olabilmelerinin mümkün olmaması nedeniyle yeni yapılan anayasanın meşruiyet kazanabilmesi açısından yürürlükteki anayasanın meşruiyetini kaybetmiş olması gerekir. Gerçekten de toplumun tümünün var olan anayasanın değişmesini istemesi halinde, değişmiş anayasanın meşru olacağında şüphe yoktur.[9] Ancak burada mevcut anayasanın sahip olduğu meşruiyet derecesi ilk etapta saptanmalı daha sonra yine toplumca meşru görülecek anayasanın oluşturulması gerekmektedir. Yürürlükteki T.C. Anayasası aksine görüşlerin olmasına rağmen meşru bir anayasadır, %91.37 kabul görmüştür. Bunu bir Anayasa Önerisi dahi hazırlamış olan Türkiye Barolar Birliği de böyle kabul etmektedir.[10] Ayrıca oylamaya katılanların %91,37sinin de asker olamayacağını göz önünde bulundurursak 1982 T.C. Anayasası, yine bir araya getirilişi kavramsal hatalar içeren ancak popülist söylemle sivil bir anayasadır. Askerler tarafından yapılmış olması, ki hazırlanışında sivil uzmanlar yer almıştır, anayasayı zıt söylemle askeri veya hâki yeşil renkte bir anayasa yapmaz. Önemli olan sivil halkça kabul görüp görmediğidir.
Her kim tarafından ve ne yöntemlerle oluşturulursa oluşturulsun, meşru olmayan bir anayasanın kalbi atmıyor demektir. İster üyeleri halk tarafından belirlenecek bir Anayasayı oluşturacak kurulun, ister her kim ve ne yöntemlerle oluşturulacağından çok oylama sonucu yüksek kabul görecek bir anayasa oluşturacak bir heyetin varlığı ile olsun, değiştirilen anayasanın meşruluğu toplum düzeni, hukuksal düzen ve diğer tüm yasaların meşruluğu bakımından hayati önem arz etmektedir. Aksi takdirde toplumun üzerinde ortak olarak anlaştığı bir sözleşme ortadan kalkacaktır. Meşru ve yürürlükte olan anayasanın yeterince özgürlük içermediğinden yakınanlar taleplerinin anayasadan çok, onu %91.37 oy çokluğu ile kabul eden topluma uymadığını anlamak zorundadırlar. Son ve ek olarak, insan hakları-demokrasi-özgürlük sihirli sözcüklerini kendilerine dayanak görenlerin, anayasada kurucu ideolojiye yer verilmemesi ve renksiz anayasa talepleri siyasi bilimlere ve anayasa hukukuna gülünç bir biçimde ters düşmektedir. Anayasalar ülkelerin klavuzlarıdır. Bütün anayasalar yapıldıkları ülkelerin tarihsel birikimlerini ve toplumun karakter özelliklerini içerisinde barındırır. Bu anayasaların kimi zaman başlangıç metinlerinde kimi zaman da içerdiği madde ve hükümlerde görülebilir. Bu görüşlerinde batılı devletleri örnek aldıklarını söyleyenler, AİHM kararlarında da anayasaların ve yasaların ülkelerin ve toplumların karakteristiğine uygun olması gerektiğine ilişkin hükümleri görebilirler.


KAYNAKLAR


1.   ERDOĞAN TEZİÇ, Anayasa Hukuku, Beta Yayınları, 11. Bası, İstanbul, Ekim 2006, s. 136.
2.   ERDOĞAN TEZİÇ, Anayasa Hukuku, Beta Basım A.ş., 11. Bası, İstanbul, Ekim 2006, s. 145.
3.   JEAN-JACQUES ROUSSEAU, Toplum Anlaşması, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1997, s. 42.
4.   GIANFRANCO POGGI, Modern Devletin Gelişimi, Bilgi Yayınları, 2. Bası, İstanbul, Ekim 2002, s. 125.
5.   ARISTOTALES, Politika, Remzi Kitabevi, 11. Bası, İstanbul, Şubat 2009, s. 79.
6.   JEAN-JACQUES ROUSSEAU, Toplum Anlaşması, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1997, s. 42.
7.   ARISTOTALES, Politika, Remzi Kitabevi, 11. Bası, İstanbul, Şubat 2009, s. 85,86.
8.   JEAN-JACQUES ROUSSEAU, Toplum Anlaşması, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1997, s. 92
9.   JEAN-JACQUES ROUSSEAU, Toplum Anlaşması, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1997, s. 146
10. TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ, Anayasa Önerisi, T.B.B. Yayınları, 4. Bası, Ankara, Kasım 2007, s. 7.

 
< Önceki   Sonraki >
www.hukukevi.net on Facebook

Haberler

Avukatlık Ücret Tarifesi Resmi GazetedeYayımlandı Hukuki yardımlarda ve davalarda avukatlara ödenecek yeni ücretler belirlendi. Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yeni avukatlık ücret tarifesi bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, büroda sözlü danışmanlık 155 liradan 170 liraya, gidilen yerde sözlü danışmanlık 300 liradan 330 liraya, dilekçe, ihbarname, ihtarname ve protesto düzenlenmesi 200 liradan 220 liraya, miras sözleşmesi ve vasiyetname hazırlama ile ticari işlerle ilgili sözleşme düzenleme de 900 liradan bin liraya çıkarıldı. İş takibi konusunda uluslararası yargı yerlerinde duruşmalı hukuki danışmanlık için ödenecek ücret 5 bin 500 liradan 6 bin liraya, duruşmasız ise 3 bin 300 liradan 3 bin 600 liraya yükseltildi.   Details...

Ankara Barosu, yasaları mercek altına alıyor Ankara Barosu, 106 akademisyen ve hukukçuyu yasaları mercek altına almak üzere bir araya getirdi. Baro tarafından kurulan Yasa İzleme Enstitüsü, yurt içindeki yasama faaliyetlerinin yanı sıra yurt dışındaki hukuki düzenlemeleri de takip edecek.  Details...

Türkiye'de 2.1 Millyon Kişi İcralık f Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, artan tüketici borçlarına dikkati çekerek, 29 Nisan 2011 tarihi itibariyle kredi kartı ve tüketici kredisi tutarının 185,4 milyar liraya (119 milyar dolar) ulaştığını belirtti.MART AYI SONU İTİBARİYLE 2 MİLYON KİŞİ İCRALIK2011 Mart sonu itibariyle kredi kartı ve tüketici kredisi nedeniyle icraya düşen tüketici sayısı da 2 milyon 100 bin 658 kişiye ulaştı.  Details...

Şike Cezalarında İndirim Yapıldı Şike cezasına verilecek hapis cezasını 12 yıldan 3 yıla indiren 1. madde TBMM'de kabul edildi. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan, yasadaki düzenlemelerin Kulüpler Birliği tarafından hazırlandığını savunarak, şöyle konuştu: "Bunu hazırlayanların başında Aziz Yıldırım da vardı. Bu Meclis de Aziz Yıldırım'ı cezaevinden çıkaran Meclis olarak tarihe geçecek" dedi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise şike soruşturmasından dolayı cezaevinde olan kişilerin yasanın çıkarılmasında rol oynadıklarını iddia etti.KANUN İÇİN LOBİ BASKISISporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin birinci maddesi üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, futbol lobisinin yoğun baskı yaptığını, özellikle Fenerbahçeli taraftarlar takımlarına sahip çıktığını kaydetti.   Details...



Yargıtay'da 20 Bin Dosya Daha Zamanaşımına Uğradı Adalet Bakanı Ergin, yüksek yargıdaki iş yoğunluğunu anlatırken çarpıcı bilgiler verdi: "Yargıtay'a gelen dosyaların tamamı kesilse, bazı dairelerde 5 yıl süreyle el vurulamayacak dosyalar birikti. Birçoğunda zamanaşımı riski ile karşı karşıyayız. Bu yüzden 2010'da düşen dosya sayısı 19 bin 251'i buldu."Başta Yargıtay olmak üzere yüksek yargı kurumlarında bekleyen dosya sayısı tehlikeli boyutlara ulaştı. Daha önce Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın dile getirdiği yığılma konusunda bir uyarı da Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den geldi. Önceki gece Meclis Genel Kurulu'na bilgi veren Ergin, sistemin tıkanma noktasında olduğuna dikkat çekti.   Details...

Image

İletişim

İletişim Formunu Kullanarak bizlere yazabilirsiniz !
İletişim Formu için Tıklayınız.

Yönetici: Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
                 Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
Editör:     Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Online Ziyaretçiler

Şu anda 26 ziyaretçi ve 3 üye çevrimiçi
  • eternaair
  • yolondaphillip
  • theresiatowery