Hukuk Arşivi
Görev Sınırları ve Oranlar
Evlenme İle İlgili Herşey (Tez) - CEMİL ŞENSÖZ | Evlenme İle İlgili Herşey (Tez) - CEMİL ŞENSÖZ |
|
|
I.BÖLÜM AİLE AİLENİN ÖNEMİ Aile içinde yaşamakta olduğumuz toplumun temel taşıdır. Zira toplum,aile dediğimiz en küçük sosyal ünitelerin bir araya gelmesinden oluşmuş insan topluluğudur. Mahiyeti ve yapısı bakımından zamanla büyük değişikliklere uğramış olan aile, tarihin ilk devirlerine kadar uzanan oldukça eski bir kurumdur. Görkemli bir mimari eserin yaratılmasında kullanılmış olan malzeme ne kadar önemli ise,bir milletin doğuşu ve varoluşunda da aile o derece gerekli ve önemli bir unsurdur. Toplumun sağlıklı bir biçimde gelişebilmesi, ilişkilerin huzur, barış ve güvenlik içinde yürüyebilmesi ancak aile kurumunun sağlam temellere oturtulması ve özlenen ideal bir hukuki düzenlemeye bağlanmasıyla mümkün olabilir. Bu sebepledir ki, kanun koyucular aile kurumunun önemini gözden uzak tutmamışlar,ona layık olduğu yeri vermişler ve onu koruyucu birçok kural koymuşlardır.Nitekim,Türk kanun koyucusu da aile kurumuna verdiği önemi,Anayasamıza aile ile ilgili bir kural koymak suretiyle göstermiştir. Gerçekten 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası,''Sosyal ve ekonomik Haklar ve Ödevler'' başlığını taşıyan üçüncü bölümünde aileyi koruyucu bir hüküm içermektedir. Anayasamızın 41inci maddesinde ailenin korunması kenar başlığı altında şöyle denilmektedir: ''Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet,ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,teşkilatı kurar.'' AİLE KAVRAMI Medeni kanunumuz aile hukuku kitabında aileyi birbirinden farklı üç anlamda düzenlemiş bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, Medeni Kanunumuza göre aile kavramının üç anlamı vardır: A)Dar anlamda aile Dar anlamda aile; sadece eşlerden oluşan bir birliği ifade eder.Medeni Kanunumuza ilk önce bu anlamdaki aileyi düzenlemektedir. Gerçekten doktrinde hemen hemen bütün yazarlar tarafından evlilik birliği şeklinde isimlendirilen bu en dar anlamdaki aileyi Medeni Kanunumuz aile hukuku kitabının hemen başında evlilik hukuku başlığı altında hükme bağlamıştır.(md.118-281) B)Geniş anlamda aileGeniş anlamda aile; ana, baba ve çocukların oluşturduğu topluluğu ifade eder.Medeni Kanunumuz bu anlamdaki aileyi de düzenlemiştir. Bu anlamdaki aileye velayet ailesi diyebiliriz. Çünkü bu anlamdaki aileyi düzenlemekte olan hükümlerin büyük kısmı (md.282-263) velayet kurumuna,yani ana babanın çocuklar karşısındaki hak ve yükümlülükleri ile çocukların ana babalarına karşı olan hak ve ödevlerine ilişkin bulunmaktadır.
C)En geniş anlamda aile En geniş anlamda aile ise, bir ev başkanının otoritesine tabi olarak aynı çatı altında birlikte yaşayan kimselerden oluşmuş bulunan insan topluluğudur. Medeni Kanunumuz bu anlamdaki aileyi de düzenlemiştir. Gerçekten kanun, 367inci maddesinde ev düzeni adını verdiği önceki kanunun ev reisliği kurumuna yer vermiş ve bu düzene gerek kan ve kayın hısımı sıfatıyla, gerek bir sözleşme ilişkisi dolayısıyla bir arada yaşamakta olan hısımlardan başka işçi,çırak,şoför,hizmetçi,dadı,bekçi gibi hısım olmayan kimseler de girmektedir.
AİLE HUKUKU KAVRAMI
Bilindiği gibi hukukun toplum hayatını düzenleyici bir fonksiyonu vardır. Toplum ise, aile dediğimiz küçük küçük insan topluluklarının bir araya gelmesiyle oluşur. O halde hukukun düzenleme alanına, aile dediğimiz bu en küçük insan topluluğu da girmektedir. Eşlerin kendi aralarındaki ve ana-baba ile çocuklar arasındaki kişisel ve mali ilişkileri düzenlemek üzere hukuk kuralları koymak gerekecektir. İşte kısaca aile ilişkileri diyebileceğimiz bütün bu ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının tümü ''Aile Hukuku'nu'' oluştururlar.1 AİLE HUKUNUN ÖZELLİKLERİ Türk aile hukukunun özellikleri, diğer bir deyişle aile hukukumuza egemen olan ilkeler, doktrinde yazarların çoğu tarafından şu şekilde belirtilmektedir. 1)Süreklilik İlkesi : Asıl olan ailenin ölümle sona ermesidir. Fakat bu süreklilik mutlak değildir. Kanunda öngörülen sebeplerin varlığı halinde, bu süreklilik sona erdirilebilir. Boşanma sebeplerinin, butlan sebeplerinin varlığı halinde bu süreklilik sona erdirilebilir. 2)Birlik İlkesi : Kanun koyucu evlilik birliğinin gelip geçici bir beraberlik olmasını istememiştir. Bu birliğin üçüncü kişilerce de bilinmesini; bu nedenle de bu birliğin dış karşı tek bir isimle (aile ismi ile) çıkmasını arzu etmiştir. Kadının kocanın, çocukların babanın soyadını taşıması bu nedenle öngörülmüştür. Kanun koyucu, aileyi bu birliğe yapılan saldırılara karşı korumuştur. Eşlere evlilik birliğinin ortak mutluluğunu sağlama yükümlülüğü yüklemiştir(TMK md.185) 3)Düzenleme Serbestliğinin Bulunmaması İlkesi: Aile hukuku alanında ki ilişkilerde irade özgürlüğüne yer verilmemiştir. Bu nedenle aile hukukunda taraflar serbest iradeleri ile kanunda düzenlenmemiş hukuki ilişkiler yaratamazlar. 4)Devletin Müdahalesi İlkesi : Aile hukuku, medeni hukukun bir dalı olmasına rağmen,bu alana devletin müdahalesi fazladır2 . Gerçekten devlet, aile ilişkilerinin gerek meydana gelmesinde,gerek devamında ve sona ermesinde geniş çapta karışma ve denetleme görev ve yetkisiyle donatılmış bulunmaktadır3.(1)Akıntürk ,Turgut,Türk Medeni Kanunu yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Aile Hukuku,2002,İstanbul,syf 3-9 (2)Öztan,Bilge,Medeni Hukukun Temel Kavramları,2004,Ankara,syf 245(3)Akıntürk,Turgut,age,syf 11 5)Eşler Arasında Eşitlik İlkesi: Aile hukukunda kural olarak kadın, erkek eşitliği tanınmıştır.Nitekim AY md.41'de; ''Aile eşler arasında eşitliğe dayanır.''hükmü öngörülmüştür.4
II.BÖLÜM
EVLENME KAVRAMI
Evlenme; nişanlıların evlilik birliğini meydana getirmek için yaptıkları bir hukuki işlemdir. Evlenmenin tanımı kanunda yapılmamıştır.Evlendirme Yönetmeliği I.bölüm md.2'ye göre; Evlenme:Bir kadın ve bir erkeğin usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak için yapmış oldukları resmi akit. Evlenme ; tam ve sürekli bir hayat ortaklığı yaratmak üzere,cinsiyetleri ayrı iki kişinin hukuken makbul ve geçerli şekilde birleşmesidir. Evlenme ile eşler arasında tam anlamıyla bir hayat ortaklığı oluşmaktadır. Diğer bir deyişle, ayrı cinsten iki kişinin evlenmesinde amaç, sadece cinsel ortaklık değil, hayatın acı ve tatlı bütün olaylarını içine alan bir hayat ortaklığı kurmaktır. Evlenme aynı zamanda sürekli olan bir hayat ortaklığı meydana getirir. Evlenen kişiler kurdukları evlilik birliğinin uzun yıllar devam etmesini arzu ederler. Belli bir süre devam etmesi niyet ve şartıyla bir evlenme yapılamaz; evlenmenin mahiyetinde bir süreklilik, hatta bir ebedilik niteliği gizlidir5. Baskın görüşe göre evlilik, ayrı cinse mensup kişilerin, tam ve sürekli bir hayat ortaklığı kurmak üzere, hukukun aradığı koşullara uygun olarak birleşmesidir6. EVLENMENİN HUKUKİ MAHİYETİEvlenmenin hukuki mahiyetini açıklamak üzere başlıca üç görüş ortaya atılmıştır. Kurum Görüşü : Bu görüşe göre evlenme bir sözleşme olmayıp,bir kurumdur.Zira bir sözleşme yapanlar onun hüküm ve şartlarını serbestçe düzenleyebilirler. Oysa evlilik statüsü emredici hükümlerle düzenlenmiş olup, eşler bu statüde istedikleri değişikliği yapamazlar. Evlenme ile aile denilen bir kurum kurulmaktadır7. Şart -Tasarruf Görüşü : Bu görüşe göre ,taraflar evlenme akdini serbestçe yapmakta, fakat evliliğin hükümlerini kararlaştıramamakta, onları değiştirememektedirler. Böylece taraflar iradelerini açıklamakla evlilik statüsünün içine girmektedirler. Bu durum evlenmenin bir şart-tasarruf olduğunu gösterir. (4)Öztan,Bilge,age,syf248(5)Akıntürk,Turgut,age,syf 53(6)Öztan,Bilge,age,syf 251(7)Akıntürk,Turgut,age,syf 54Akit Görüşü : Evlenme tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile meydana gelir. Bu irade beyanının resmi bir memura açıklanması, onun hukuki mahiyetini değiştirmez. Resmi memurun, bu beyanları kabul ettiğini beyan etmesi, akdin geçerli olup olmamasına etkili değildir. Memurun beyanı, sadece açıklayıcı bir anlam taşır. Öğretide ve uygulamada kabul edilen görüşe göre evlenme aile hukukuna özgü bir akittir 8.
III.BÖLÜM EVLENME SÖZLEŞMESİ VE KURUCU UNSURLARI EVLENME SÖZLEŞMESİ HAKKINDA GENEL AÇIKLAMA Evlenme sözleşmesi genellikle özel bir önem verilen bir sözleşmedir. Hristiyanlık'ta evlenmenin din adamı önünde gerçekleşmesi aranmış, buna bir tepki olarak da Devlet memuru önünde gerçekleştirilen laik nikah sözleşmesi anlayışı ortaya çıkmıştır. İslam'da ruhaniler sınıfı bulunmadığı için Batı'daki anlamı ile din adamı önünde yapılan bir nikah söz konusu değildir. Fransız Devrimi'nden sonra Batı'da laik devlet evlilik sözleşmesini kurma yetkisini kilisenin elinden alma eğilimi göstermiş ve bazı ülkelerde almış, laiklik ilkesi aynı şekilde algılanıp uygulanmadığı Batı ülkelerinde ise, kilise nikahını Devlet tarafından tanınması veya Devlet memuru önünde evlenme sözleşmesinin kurulması seçenekleri eşlere tanımıştır. Anayasa'nın 174. maddesinin ikinci fıkrasında ve dördüncü bendinde, Medeni Kanun'un (önceki Medeni Kanun'un) 110. maddesinde yer alan medeni nikah kuralını Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemeyecek olan kurallardan olduğu belirtilir. Bugün bu göndermenin yeni Medeni Kanun madde 143/2-3'e yapılmış sayılması gerekir. ''Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dini töreni yapılamaz''. ''Evlenmenin geçerli olması dini törenin yapılmasına bağlı değildir''. Evlenme sözleşmesi evlenecek olanların, müstakbel eşlerin, iradelerinin açıklanması ile kurulur, evlendirme memurunun evlenme işleminin tamamlandığı beyanı; izhari(bildirici) bir beyandır.14.06.1965 tarihli ve 3/3 sayılı içtihadı birleştirme kararı, ''Memur önündeki beyanların yeterli olduğunu, defteri imzalamanın da kurucu şart olmadığını'' belirtmekte idi.(R.G.12049). Yeni Medeni Kanun'un 142. maddesinde bu husus açıkça ve bir kanun kuralı olarak belirtilmektedir: ''Evlendirme memuru , evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur , evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.'' (8)Öztan,Bilge,age,syf254 EVLENME SÖZLEŞMESİNİN KURUCU UNSURLARI Hukuki muamele hukuki sonuç doğurmaya yönelen irade beyanıdır. Borçlar hukuku sözleşmelerinde nasıl icap veya kabul somut olaydaki olgular bütünü içinde yer almaksızın bir akdin varlığından bahsedilemez ve sonuçta yokluk söz konusu olursa , evlenme sözleşmesinde de evlenecek olanlardan sadece birisinin olumlu irade beyanının yokluğunun karşılaştığı sonuç farksızdır ve bu da YOKLUK'tur. Evlenme sözleşmesinde birisi Tabii hukuktan diğeri Pozitif hukuktan gelen iki yokluk sebebi daha vardır: Tabii Hukuk'tan gelen yokluk sebebi, olumlu irade beyanları var olmasına rağmen, evlenme sözleşmesinin tarafları arasında cinsiyet farkının bulunmayışıdır. Pozitif Hukuk'tan gelen yokluk sebebi de :Evlenme sözleşmesinin yetkili evlendirme memuru önünde yapılmamış olmasıdır. İrade Açıklamalarının Yokluğu: a)İrade beyanlarından birisi veya her ikisinin hiç bulunmaması b)Hiç değilse bir irade açıklamasının var, ne var ki olumsuz yönde olması, c)Temsilci veya aracı vasıtası ile irade açıklaması Kişilik işlemi hakkının kullanılması anlamında olan irade beyanı, evlenme sözleşmesinde mutlaka eşler tarafından bizzat açıklanmalıdır.Medeni Hukukta evlenme kişilik hakkının kulllanılmasında ''iradi temsil''e de ''beyan aracısı'' kullanılmasına da cevaz verilmez.Evlendirme Yönetmeliği md.27/3'de ''Vekaletle evlendirme yapılamaz '' denmektedir. MK md.142'de de ''Evlendirme memuru evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar.'' dendiğine ve evleneceklerin temsilcilerinden söz edilmediğine göre bu maddeyi Yönetmelik md.27/3 kuralının dayanağı olan üst kural olarak görebiliriz. Müstakbel Eşler Arasında Cins Farkının Bulunmayışı: MK md.134'de ''Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın'', MK md.136'da ''Erkek ve kadından her biri '' ifadesi yer almaktadır.Evlenecekler arasında cins ayrılığı yoksa evlenme sözleşmesi evlendirme memuru önünde yapılmış olsa bile, evleneceklerin her birinin irade beyanı da ''yok'' hükmünde olur ve evlenme sözleşmesi kurulmuş sayılamaz . Evlenme Konusundaki İrade Beyanlarının ,Evlendirme Memuru Sıfatını Haiz Bir Kimse Önünde Yapılmaması: Evlendirme memuru,belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur,köylerde muhtardır''.MK md134/2. MÖHUHK md.12/1 ''Milletlerarası sözleşmeler hükümlerine uygun olarak konsolosluklarda yapılan evlenmeler geçerlidir.'' 9 (9)Hatemi,Hüseyin,Aile Hukuk I,2005,İstanbul,syf 29-33 ''Evlenme töreninin evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılması yine eşlerin yetkili evlendirme memuru önünde evlenme iradelerini açıklamaları gerekir.Taraflar arasında bu şekilde bir evlenme akdi bulunmadığından evlenme YOK hükmündedir.Evliliğin yokluğunun tesbitine karar verilmesi gerekirken boşanmaya karar verilmesi hatalıdır.'' (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi-Esas No:2003/3387-Karar No:2003/4492) IV.BÖLÜM EVLENMENİN ŞARTLARI Medeni Kanunumuz evlenmenin meydana gelebilmesi yani bir erkek ve bir kadının geçerli surette evlenebilmeleri ve dolayısıyla aralarında bir evlilik ilişkisinin kurulabilmesi için bazı şartlar aramaktadır.Kanunumuzun aradığı bu şartlar nitelikleri bakımından birbirinden farklıdır.Bu itibarla evlenmenin meydana gelebilmesi için gerekli olan şartları ''Maddi'' ve ''Şekli'' şartlar olmak üzere iki gruota toplamak mümkündür. EVLENMENİN MADDİ ŞARTLARI Medeni Kanunumuz evlenmenin maddi şartlarını iki kısımda ele almaktadır.Gerçekten,Medeni Kanunun '' evlilik hukuku'' başlığını taşıyan birinci kısmının evlenmeye ayrılan birinci bölümünün ikinci ayırımı evlenme ehliyeti ve engelleri başlığını taşımaktadır.Kanunumuz bu ayrımda önce , evlenmenin geçerli bir surette meydana gelebilmesi için bulunması gereken şartları,daha sonra da bulunmaması gereken şartları ele almış;diğer bir deyişle geçerli bir evlenmenin doğumu için öngörülen olumlu ve olumsuz şartları belirlemiştir.Kanunun aradığı olumlu şartlar; evlenme ehliyeti, olumsuz şartlar evlenme engelleri olarak isimlendirilmiştir. A) EVLENME EHLİYETİ Evlenme bir medeni hukuk sözleşmesidir. O halde evlenme sözleşmesinin yapılabilmesi için, evlenecek olan kişilerin ''evlenmeye ehil'' olmaları gerekir. Evlenmeye ehil sayılabilmeleri için de ayırt etme gücüne sahip olmaları ve kanunun evlenme için öngördüğü belli bir yaşa erişmiş bulunmaları şarttır. Diğer taraftan evlenecek olan kişiler küçük veya kısıtlı iseler, ayrıca yasal temsilcilerinin izninin bulunması da gereklidir.O halde, evlenme ehliyetine sahip olabilmenin şartlarını , ''ayırt etme gücü'',''evlenme yaşı'' ve ''yasal temsilcinin izni'' olmak üzere üçe ayırabiliriz. 1) Ayırt Etme Gücü : Evlenecek olan kişilerin ayırt etme gücüne sahip olmaları şarttır. Nitekim MK md. 125 ''Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.'' demek suretiyle bunu açıkça belirtmektedir.Zaten ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yalnız evlenme sözleşmesini değil, hiçbir hukuki işlemi yapamazlar,daha doğrusu bu kişilerin yapmış oldukları hukuki işlemler sonuç doğurmazlar.MK md.15.10(10)Akıntürk,Turgut,age,syf 56-57 MK md.13'e göre ''Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı ,sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir''. Evlenecek olan kişilerde aranan ayırt etme gücü, evlenmenin anlam ve amacını anlayabilecek, evlenmeye bağlı yükümlülük ve ödevleri idrak edecek yeteneğe sahip olmadır.11 Normal ve akla uygun bir harekette bulunan kişi ayırt etme gücüne sahiptir denebilmesi için onun fiil ve hareketinin şu psikolojik aşamadan geçmiş olması gerekir: 1)Kişinin yapacağı fiilin nedenini ve saikini düşünmüş olması 2)Bu saike uygun olanını istemiş ve arzulamış bulunması 3)İstediği şekle uygun olarak harekete geçmiş olması. Ayırt etme gücü mutlak ve sürekli olmayıp, nisbi(göreli )bir kavram olduğu içindir ki, her evlenmede evlenecek olanların ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir. Önemli olan , evlenecek kişilerin evlenme töreninin yapıldığı sırada ayırt etme gücüne sahip bulunmalarıdır.Ayırt etme gücünden yoksunluk sürekli veya geçici nitelikte olabilir.Ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunan kişiler hiç bir surette evlenme sözleşmesi yapamazlar,ancak buna karşın her nasılsa evlenmişlerse , bu evlenme mutlak butlan ile sakattır ve kural olarak her zaman iptali yoluna gidilebilir.Evlenenlerden biri sarhoşluk,uyuşturucu madde almış olma veya hipnotizma gibi sebeplerden dolayı evlenmenin yapıldığı sırada geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunuyorsa yapılmış olan evlenme nispi butlan ile sakattır, yani bu kişi sonradan kanunun öngördüğü süreler içinde evlenmenin iptalini isteyebilir. 2)Evlenme Yaşı : Geçerli bir evlenmenin meydana gelebilmesi için, evlenecek olanların ayırt etme gücüne sahip bulunmaları yeterli değildir.Bunların aynı zamanda kanunun belirlediği bir olgunluk çağına erişmiş bulunmaları da gereklidir.İşte, bir kimsenin evlenme sözleşmesi yapmaya ehil olduğu yaşa evlenme yaşı denir. Evlenmek için asgari bir yaş sınırı koymak gayet normaldir. Zira evlenecek olanların bir ölçüde bedeni ve fikri olgunluğa erişmiş olmaları gerekir.Bu ise, bir kimsenin belli bir yaşa gelmesiyle mümkün olabilir. Evlenmek için azami bir yaş sınırı koymak ise, bu derece önemli değildir. Zira bu sorun çok defa doğa kanunları uyarınca kendiliğinden çözümlenmektedir. Nitekim yaş ilerledikçe bir yandan evlenme evlenme arzusu azalmakta diğer yandan evleneceklerin sayısı da eksilmektedir. Bu nedenle kanun koyucular evlenmek için asgari bir yaş sınırı saptadıkları halde, azami bir yaş sınırı saptanmasını gerekli görmemişlerdir.Öyleyse evlenme yaşına erişmiş olan bir kimse dilediği zaman evlenebilir.Diğer bir deyişle evlenecek olan bir kadını veya erkeğin 17 yaşında olması ile 85 yaşında olması arasında hiçbir fark yoktur. a)Normal Evlenme Yaşı : Kanun koyucumuz evlenebilmek için asgari bir yaş sınırı öngörmüştür.MK'nın 124. maddesine göre ''Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez''. ''4721 sayılı TMK md. 124/1 ve 126 gereğince on yedi yaşını dolduran küçük ,hakim kararına gerek olmaksızın kanuni temsilcisinin izniyle evlenebilir''(Yargıtay 2.Hukuk dairesi-Esas:2006/6903-Karar2006/14566).(11)Öztan,Bilge,age,syf259 Önceki Medeni Kanunumuz normal evlenme yaşını kadın için 15,erkek için 17 yaşın tamamlanması olarak düzenlemiş yani evlenme yaşını saptarken genel erginlikten ayrılmış, evlenme yaşını daha küçük yaşa bağlamıştı.Yeni Medeni Kanunumuz da aynı şekilde evlenme yaşını genel erginlikten ayrı bir yaş olarak düzenleme yolunu seçmiştir. Genel erginlikten ayrı bir evlenme yaşının saptanması bir çok bakımdan tartışmalara yol açmıştır. Bir kimse bir taraftan ergin olmadığı için hiçbir işlemi kendi başına yapamazken, diğer taraftan aynı kişinin evlenebilmesi ,yani evlenme sözleşmesi yapabilmesi normal olarak addedilemez. Fakat kanun koyucuya bu noktada hak vermek gerekir. Gerçekten ''insanlarda cinsi hayata katılma içgüdüsü genel rüşt yaşından daha önce gelişmektedir. Diğer taraftan erken evlenme, duygusal ilişki içine giren tarafların toplum içindeki durumlarının korunması,evlilik dışı doğumların önlenmesi ve bazı ekonomik baskıların hafifletilmesi gibi yarar sağlayabilir'' 12. Eski Medeni Kanun döneminde dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami TÜRK tarafından yapılan konuşmada 2.11.2001 tarihinde yürürlüğe girecek olan 4721 sayılı yeni Medeni Kanunun evlilik hukuku kısmına dair ve konumuza ilişkin sözleri şu şekildedir : ''Evlenme ehliyeti ve engelleri başlığını taşıyan ikinci ayrımda yürürlükte ki kanuna göre ehliyet şartları yerine, amacı daha iyi ifade eden -ehliyetin koşulları-deyimi kullanılmıştır. Buradaki en önemli değişiklik evlenme yaşının hem erkek hem kadın için aynı olmasıdır.Küçük yaştaki kızların evlendirilmesiyle gerek biyolojik gerekse psikolojik açıdan etkiler oluştuğundan, günümüzde uygulanan 15 yaş sınırı kaldırılarak, normal evlenme yaşının kadın-erkek farkı da giderilerek her ikisi için de 17 yaşın doldurulması yani 18 yaşa girilmesi biçiminde düzenlenmiştir.Henüz normal rüşt yaşına erişmemiş olan kişilerin evlenmesinde ise yasal temsilcilerinin izninin bulunmasının zorunluluğu aranmaktadır.Yürürlükteki kanunda mevcut olmayan yeni bir madde ilave edilerek, yasal temsilcilerin evlenme yaşına gelmiş kişilerin evlenmelerine haksız yere karşı çıkmaları halinde kız kaçırma ve kocaya kaçma olaylarının üzücü sonuçlar doğurmaması sebebiyle, hakimin evlenme izni verebilmesidir.''(TBMM GK tutanağı 21. dönem 4.yasama yılı 14.birleşim 31.10.2001) b)Olağanüstü Evlenme Yaşı : Olağanüstü bir durum ve pek önemli bir sebebin varlığı bazen henüz evlenme yaşını doldurmamış olan kimselerin de evlenmelerini gerektirebilir.(Akıntürk,2002). Olağanüstü durum ve pek önemli bir sebebin varlığını hakim takdir edecektir.Küçük velayet altında ise ana ve babanın,vesayet altında ise vasinin muvafakati artık bu gibi olağanüstü durum ve pek önemli sebep durumunda aranmayıp, ana,baba ve vasi sadece dinlenir(Hatemi,2005)., Evlenme yaşını henüz doldurmamış fakat evlenmeleri de gerekli olan kimselerin evlenebilmeleri ancak hakimin izniyle olabildiği içindir ki olağanüstü evlenme yaşına doktrinde ''yargısal evlenme rüştü'' de denilmektedir.Yargısal evlenme rüştü MK 12. maddede düzenlenmiş olan '' ergin kılınma'' ya çok benzemektedir: Fakat aralarındaki büyük farkı da gözden kaçırmamak gerekir.Gerçekten mahkemece ergin kılınmasına karar verilen bir kimse aynı zamanda evlenme yaşına da erişmiş olmaz.Gerçekten ,ergin kılınmasına karar verilmiş olan 16 yaşındaki bir erkek veya kadın 17 olan normal evlenme yaşını henüz doldurmamış olduğu içindir ki evlenemez: Hatta yasal temsilcisinin izni olsa dahi durum değişmez.Bu kişinin evlenebilmesi için 17 yaşını doldurmuş veya MK md.124/2'deki şartların bulunması halinde hakimden izin almış olması gerekir. (12)Akıntürk,Turgut,age,syf 57-59 Görülüyor ki, 15 yaşını doldurmuş olan bir erkek veya kadın mahkemece ergin kılınmış olsa dahi normal evlenme yaşına erişmemiş olduğu sürece evlenememekte,diğer bir deyişle, ergin kılınma normal evleme yaşını etkilememektedir. Olağanüstü evlenme yaşının söz konusu olabilmesi ,yani hakimin henüz evlenme yaşına erişmemiş olanların evlenmelerine izin verilebilmesi için bazı şartların bulunması gereklidir.Bu şartlar MK md.124/2 'de şöyle belirlenmiştir: 1)Erkeğin veya kadının 16 yaşını doldurmuş olması gerekir. Bu yaşları doldurmamış olan kadın veya erkek, ne kadar önemli bir sebep bulunursa bulunsun hakimin izniyle, yani olağanüstü evlenme yaşına erişme yoluyla evlenemez. ''Nüfus kaydından evlenmesi için izin istenen ızın,16 yaşını bitirmediği görülmesine rağmen ve kendisi de dinlenilmeden evlenme izni verilmesi yasaya aykırıdır''(Yargıtay 2.Hukuk dairesi-Esas:2003/6480-Karar:2003/7586). 2)Olağanüstü durum ve pek önemli bir sebebin bulunması gerekir.Hakim her somut olayın şartlarına göre olağanüstü bir durum ve pek önemli bir sebebin bulunup bulunmadığını saptamakta takdir yetkisi mevcuttur.Pek önemli sebep olarak ilk planda kadının gebe kalmış olması akla gelebilirse de ,bunu dışında bazı hallerin dahi pek önemli sebep sayılmasına bir engel yoktur.Doktrinde pek önemli sebebe örnek olara erkeğin ölüm tehlikesi içinde bulunması, nişanlı kızın öksüz,bakımsız ve yoksulluk içinde yaşamakta olması, evlendiği taktirde ana ve babasına da yardım edebilecek olması, evlenme yaşının daha küçük olduğu yabancı bir ülkeye gelin gitmesi gibi durumlar belirtilmektedir.Hakimin pek önemli sebep dolayısıyla evlenme izni verirken son derece dikkatli davranması ve tarafların menfaatini koruması gerekir. 3)Karar vermeden önce ana,baba veya vasinin dinlenmesi gerekir.MK md.124/2'ye göre ''Hakim evlenmeye izin kararı vermeden önce olanak bulundukça ana,baba veya vasiyi dinler''.Yeni kanun ana,baba veya vasinin dinlenmesini zorunlu olmaktan çıkarmıştır.Bu sonuç maddede kullanılan -olanak bulundukça- deyiminden anlaşılmaktadır.Hakim tarafların menfaati gerektirdiği taktirde ana,baba veya vasi razı olmasa dahi evlenmeye izin verebileceği gibi ; bir fayda bulunmadığı takdirde ana,baba veya vasi rıza vermiş olsalar bile evlenme izni vermekten kaçınabilir.13 4)Evlenme izninin hakimin kararıyla verilmesi gerekir.Evlenmeye izin davasında yetkili mahkeme; davacının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi,görevli mahkeme; Aile mahkemesi,Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Aile mahkemesine bakmakla görevli Asliye hukuk mahkemesidir.Bu davada davacı; evlenmesine izin istenenin ana,baba veya vasisi ya da temyiz kudretine haiz küçüktür.Davada davalı yoktur,dava hasımsız açılır.Mahkemede araştırılması gereken hususlardan bazıları ise; evlenmesine izin istenenin bedence evlenmesine mani olup olmadığı Doktor raporu ile tesbit ettirilmeli, hakim evlenmesine izin istenenin evlenmede menfaati olup olmadığını tanık dinlemek suretiyle tesbit etmeli,evlenmesine izin istenen kişinin ,evleneceği kişi ile aralarında evlenme manisi bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.14. (13)Akıntürk,Turgut,age,syf60-63 (14)Şahin,Emin,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre Açıklamalı-Uygulamalı-İçtihatlıAile Hukuk Davaları,2004,Ankara,syf5859 ''4787 sayılı Aile mahkemelerinin kuruluş ,görev ve yargılama usullerine dair kanunun 4. maddesi hükmünce aile hukukundan doğan dava ve işler Aile mahkemesinde görüleceğinden evlenmeye izin davalarında da Aile mahkemesi görevli olup,mahkemenin resen dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir.4721 sayılı TMK'nın 124/2 maddesinde ; ancak ,hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.Olanak bulundukça karardan önce ana ve bab veya vasi dinlenir,hükmü getirilmiştir.Nüfus kaydından evlenilmesine izin verilmesi istenilen kişinin dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılırsa dava reddedilmelidir.''(Yargıtay 2.Hukuk dairesi Esas:2005/1635-Karar:2005/4300). 3)Yasal Temsilcinin İzni : Sınırlı ehliyetsizler,yani ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bakımından durum böyle değildir.Bu durumdaki küçükler, normal evlenme yaşı doldurmuş olsalar dahi, henüz ergin olmadıklarından kendi başlarına evlenemezler.Aynı şey kısıtlılar hakkında da söz konusudur.Ayırt etme gücüne sahip bu kişilerin evlenebilmesi ancak yasal temsilcilerinin izin vermesine bağlıdır. ''Sınırlı ehliyetsizler kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanma bakımından yasal temsilcilerinin iznine muhtaç değildirler''.(MK md. 16/1).Evlenme de kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğuna göre ,bu kural uyarınca ,evlenme yaşına erişmiş olan küçüklerin veya kısıtlıların yasal temsilcilerinin iznine bağlı olmaksızın evlenebilmeleri gerekir.Ancak Medeni Kanunumuz md. 16/1'deki bu kurala evlenmenin önemini dikkate alarak bir istisna getirmiş ve küçükler ve kısıtlıların evlenmelerinin ancak yasal temsilcilerinin izni ile mümkün olabileceğini hükme bağlamıştır. ''Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez''.(MK md.126).Elbette evlenme yaşına erişmiş olan bir küçüğün daha önce K md.12 uyarınca mahkeme tarafından ergin kılınmasına karar verilmiş bulunuyorsa, artık böyle bir izne gerek yoktur. Medeni Kanunumuz evlenmeye izin verme hakkını ana ve babaya birlikte tanımıştır. Bu sebeple ana babadan yalnız birinin izin vermesi,yeterli olmayıp,iznin ana ve baba tarafından birlikte verilmesi gerekir.Ancak,evlenme başvurusunun yapıldığı sırada ana ve babadan yalnız biri velayet hakkına sahip bulunmakta ise ,bu durumda yalnız velayet hakkına sahip olan eşin izni yeterli sayılacaktır.Normal evlenme yaşına erişmiş küçük evlatlık ise, evlenme iznizi sadece kendisini evlat edinmiş olan kişinin vermesi yeterli olup, ayrıca asıl ana ve babasının da iznine gerek yoktur. Ana ve babanın verecekleri evlenme izninin herhangi bir şart veya kayda bağlı olmaksızın ve evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilmiş olması gereklidir.(Evl.Yön. md.20) İzin belli bir kişi ile evlenmek için verilmiş olmalıdır. Ana ve babanın izin vermekten kaçınmaları halinde küçüğe mahkemeye başvurma hakkı tanınmıştır.Bu durumda ''Hakim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, başvuruda bulunmuş olan küçüğün evlenmesine izin verebilir''.(MK md.128) ''Kısıtlıların evlenmeleri de yasal temsilcilerinin, yani vasilerinin iznine bağlıdır.''(MK md.127).Bu şart kısıtlanmış bulunan tüm kişiler için geçerli değildir. Zira bir kısıtlının evlenebilmesi için her şeyden önce ayırt etme gücüne sahip bulunması şarttır; ayırt etme gücünden yoksun bulunan kısıtlıların evlenmeleri asla mümkün değildir.O halde ancak ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar vasilerinin izniyle evlenebilirler.Vasi evlenmeye izin vermediği takdirde kısıtlı mahkemeye başvurarak vasiyi şikayet edebilir(MK md.128) Gerek ana-baba, gerek vasi küçüğün veya kısıtlının evlenebilmesi için vermiş oldukları izni resmi memur önünde evlenme sözleşmesi yapılıncaya kadar geri alabilirler.Bir başka görüşe göre ise ana,baba veya vasi, başlangıçta rızalarını verdikten, evlenme için gerekli işlemler başladıktan sonra rızalarını geri alamazlar.Zira bu rıza beyanı yenilik doğuranişlemdir.Bu işlemden dönmek imkanı yoktur15. ''4721 sayılı TMK 124/2. maddesi ile 'Ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir nedenle on altı yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebilir.Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.' hükmü getirilmiş olup , evlenmeye izin verilebilmesi için ana , baba veya vasinin muvafakatlarından söz edilmemiş, bu kişilerin karar verilmeden önce dinlenmeleri öngörülmüştür.Bu madde gereğince, mümeyyiz küçük ya da onun kanunin temsilcileri davayı açabileceklerdir.Kanuni temsilci tarafından açılan davada,mümeyyiz küçük de dinlenecek, evlenme için gerekli kişiliğe, bedeni ve fikri olgunluğa erişip erişmediği hakim tarafından gözlenecektir.Mahkemece, velayeti kullanan davacı baba ve evlenmesine izin verilmesi istenilen küçüğün dinlenilmemesi,duruşma açılmayarak a-evrak üzerinden karar verilmesi hatalıdır.''(Yargıtay 2.Hukuk dairesi- Esas:2004/3737-Karar:2004/4675). V.BÖLÜM EVLENME ENGELLERİ Evlendirme Yönetmeliği birinci bölüm md.2 (Tanımlar)'ye göre; Evlenme engeli,mevcut olduğu halde evlenmenin yapılmasını önleyen hukuki engeldir.Evlenme engellerinden amaç ,evlenme şartının bulunmasına rağmen,evlenmenin yapılmasını engelleyen olgulardır.Kanun bu olgulara iki tür yaptırım bağlamıştır.Bazı evlenme engelleri evlenmenin yapılmasını engellediği,evlendirme memuruna bu gibi evlenmelere resmiyet vermemesini bir yasaklayıcı kanun kuralının emretmiş olduğu gibi, evlendirme memuru bu olguları gözden kaçırarak resmiyet verse bile butlan davası yaptırımının devreye girebileceği engellerdir.Bunlara kesin evlenme engelleri denir.Bir kısmı ise sadece evlendirme memurunun evlenmeye resmiyet vermeyi reddetmesi sonucunu doğurur.Evlendirme memuru resmiyet verdiği takdirde artık butlan yatırımı söz konusu olmaz.Bunlar da kesin olmayan evlenme engelleridir.16 (15)Akıntürk,Turgut,age,syf 63-65(16)Hatemi,Hüseyin,age,syf 57 1)Kesin Evlenme Engelleri : Kesin evlenme engelleri bir evlenmenin geçerli surette meydana gelebilmesi için mutlak olarak bulunmaması gereken durumlardır.Bunlardan herhangi birinin varlığı halinde, yapılmış olan evlenme en ağı hükümsüzlük derecesine , yani mutlak butlan yaptırımına bağlanmıştır.Kesin evlenme engelleri; hısımlık,mevcut evlilik ve akıl hastalığı olmak üzere üç noktada toplanır. a)HISIMLIK:Medeni Kanunumuz aralarında belli bir derecede hısımlık bulunan kişilerin evlenmelerini yasaklamıştır.MK md.129)Kanunumuzun yakın derecede hısımlar arasındaki evlenmelere engel olması, ileride bu evlenmelerden meydana gelecek olan çocukların sağlığını koruma endişesinden ileri gelmektedir.Kanun koyucuyu yakın dereceli hısımlar arasında yapılacak olan evlenmeleri yasaklamaya yönelten sebeplerden bir diğeri de, ahlaki düşüncelerdir. Gerçekten, yakın dereceli hısımlar arasında yapılan evlilikler ahlaki bakımdan hiç de iyi karşılanmamaktadır. Medeni Kanunumuz bütün hısımlar arasında değil, ancak yakın hısımlar arasında evlenme yasağı koymuş ve yakınlık derecesini kan ve kayın hısımlığında ayrı ayrı ve faklı şekilde saptamıştır.Kanunumuz yapay hısımlığı, yani evlat edinmeden doğan hısımlığı da kan ve kayın hısımlığı gibi kesin evlenme engeli olarak belirlemiştir. aa)Kan hısımlığı:Kan hısımlığı bir kimse ile anası ,babası ve bunların ailesi arasındaki tabii ve hukuki bağdır.Kan hısımlığı üstsoy-altsoy hısımlığı ve yansoy hısımlığı olmak üzere ikiye ayrılır.Biri diğerinden gelen,yani birbirlerinden üreyen kimseler arasındaki yakınlığa üstsoy-altsoy hısımlığı, ortak bir kökten gelenler arasındaki yakınlığa ise yansoy hısımlığı denir. Kanunumuz üstsoy-altsoy hısımlığında bir derecelendirme yapmamış, kaçıncı dereceden olursa olsun bütün altsoy-üstsoy hısımları arasında evlenmeyi yasaklamıştır. Oysa kanunumuz yansoy hısımlığı bakımından bir değerlendirme yapmış ve ancak üçüncü dereceye kadar yansoy hısımları arasında evlenme yasağı koymuştur. Mk md. 129/1 uyarınca evlenme yasağı ikinci dereceden yansoy kan hısımı olan kardeşler arasında ve bir kimse ile onun üçüncü dereceden yansoy kan hısımları olan amcası, dayısı, halası ve teyzesi arasında söz konusudur. Kardeş çocukları arasındaki yansoy kan hısımlığı dördüncü dereceden olduğu için, bunların birbirleriyle evlenmeleri mümkündür.Kanun koyucu kardeşler arasında evlenme yasağı koyarken onların tam veya yarım kan kardeş olmaları arasında bir ayrım yapmamıştır. O halde sadece ana ve babaları bir kardeşler değil, ana veya babaları bir kardeşler dahi birbirleriyle evlenemezler. bb)Kayın hısımlığı: Kayın hısımlığı, evlenme dolayısıyla eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları arasında meydana gelen yakınlıktır. Kayın hısımlığı da aynen kan hısımlığı gibi kayın üstsoy-altsoy hısımlığı ve kayın yansoy hısımlığı olmak üzere iki türlüdür.MK md. 129/2'ye göre “Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile ,eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu arasında evlenme yasaktır”. Görüldüğü üzere kanunumuz evlenme yasağını sadece kayın üstsoy-altsoy hısımlığı bakımından koymuş, kayın yansoy hısımlığını evlenmeye engel saymamıştır. O halde bir erkek boşandığı veya ölmüş bulunan karısının anası veyahut başka kocasından olan kızı ile evlenemez. Fakat karısının kız kardeşi(baldızı) veya halası ile evlenmesine bir engel yoktur. Kanunumuz evlilik sona ermiş olsa bil e bu evlenme yasağının devam edeceğini belirtmektedir ki ,bu ifade hiç de gerekli değildir. Zaten önceki evlilik sona ermemiş olduğu sürece, bir kimsenin ikinci bir evlilik yapması kesin olarak yasaktır. cc)Evlatlık ilişkisi:Evlatlık ilişkisi de evlat edinenin ile evlatlık arasında bir yakınlık doğurur ki , bu yakınlığa doktrinde akit hısımlığı,yapay hısımlık denilmektedir.Evlatlık evlat edinenin birinci dereceden altsoyu durumuna girer.Bu sonuç, “Ana ve babaya ait olan hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer”.MK md. 314/1 hükmünden çıkarılabilir. Medeni Kanun 129. maddesinde kesin evlenme engellerinden hısımlığı düzenlerken üçüncü bentte, evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında da evlenmeyi kesin olarak yasaklamıştır. b)ÖNCEKİ EVLİLİK:Geçerli bir evlenmenin meydana gelebilmesi için evlenecek olanların halen bir başkasıyla evli bulunmamaları şarttır.MK md. 130 hükmüne göre “Yeniden evlenmek isteyen kimse ,önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.17 Daha önce evli olan bir kimsenin yeniden evlenebilmesi için;-Evlilik ölüm ile sona ermişse ,ölüm gösteren vesikayı.-Evlenme boşanma ile sona ermişse kesinleşmiş boşanma ilamını,-Evlenme iptal ile sona ermişse kesinleşmiş iptal ilamını,-Eş gaip olmuş ise gaiplik ile birlikte boşanma istenmişse,boşanma ilamının veya gaiplik kararı alındıktan sonra mahkemeden evliliğin sona erdirilmesini istemişse kararın bir örneğinin hakime ibraz edilmesi koşuldur.Yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesi, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.18 c)AKIL HASTALIĞI:Medeni Kanun, 133üncü maddesinde “Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler”. hükmünü içermektedir.Akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engellerinden biridir.Ancak bu engel her türlü akıl hastalığını kapsamamaktadır.Gerçekten, mevcut akıl hastalığının evlenme bağlamında herhangi bir sakınca doğurmayacağı resmi sağlık kurulu raporuyla belgelendiği takdirde,bu hastalığa yakalanmış olan kişinin evlenmesine engel olunmayacaktır. Eski Medeni Kanun md. 89 ayırt etme gücünü kaldırıp kaldırmadığına bakılmaksızın her türlü akıl hastalığını kesin evlenme yasağı kabul etmişti. Doktrinde baskın olan görüşe göre , her türlü akıl hastalığı değil, sadece evlilik birliğine zarar verecek ve kalıtım yoluyla geçecek nitelikteki akıl hastalıkları kesin evlenme engeli oluşturmalıdır.O halde çocuklara geçme tehlikesi bulunmayan akıl hastalıklarından birine yakalanmış bulunanların evlenmelerine izin verilmelidir.Nitekim Yargıtayın da bu görüşü benimsemiş olduğu söylenebilir. 2)Kesin Olmayan Evlenme Engelleri: Kesin olmayan evlenme engellerinden birinin bulunması, evlenmenin yapılmasına engel olursa da, evlenme yapıldıktan sonra onun geçerliliğini etkilemez. Bu sebeple kesin evlenme engellerine bozucu evlenme engelleri denildiği gibi, kesin olmayan evlenme engelleri de geciktirici evlenme engelleri olarak isimlendirilmektedir.Kesin olmayan evlenme engellerini bekleme süresi ve bulaşıcı hastalıklar olmak üzere iki noktada toplayabiliriz. (17)Akıntürk,Turgut,age,syf 66-70(18)Öztan,Bilge,age,syf,267 a)BEKLEME SÜRESİ:İddet süresi de denilen ve doğrudan kanundan doğan bekleme süresi MK md.132/1 hükmüne göre “Evlilik sona ermişse, kadın evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz geçmedikçe evlenemez”.Kanunumuz bu hükmüyle boşanmış veya dul kalmış yahut evliliği iptal edilmiş olan bir kadının azami gebelik süresi olan üçyüz gün geçmeden yeniden evlenmesi halinde doğacak çocuğun soybağının bir karışıklığa meydan vermesini önlemek istemiştir. Bekleme süresi olan üç yüz günün başlangıcı, kocanın öldüğü veya boşanma yahut da iptal hükmünün kesinleştiği gündür.Bununla beraber kanunumuz bazı hallerde bu süreyi tamamen kaldırmak yetkisini tanımakta, bazı hallerde ise sürenin kendiliğinden sona ermesini öngörmektedir.Gerçekten,boşanmış veya dul kalmış yahut evliliği iptal edilmiş olan bir kadın üçyüz günlük bekleme süresi dolmadan doğuurursa ,süre biter ve kadın artık yeniden evlenmek için bu sürenin geçmesini beklemek zorunda değildir.(MK md 132/2).Diğer taraftan kadının önceki evliliğinden gebe olmadığı anlaşılırsa yahut da evliliği sona eren eşler yeniden birbiriyle evlenmek isterse mahkeme bekleme süresini kaldırır.(MK md. 132/3).19 Bekleme süresinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile mahkemesi, Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Aile mahkemesine bakmakla görevli Asliye hukuk mahkemesidir.Yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir.Davacı; evliliği herhangi bir nedenle sona eren kadın iken davada davalı yoktur,hasımsız açılır.20 b)BULAŞICI HASTALIKLAR: Medeni Kanunumuz evlenme engeli olarak sadece akıl hastalığını ele almış, hatta bunun ancak evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunanlar için kesin evlenme engeli saymıştır.O halde akıl hastalığından başka hastalıklar kanunumuza göre evlenmeye engel oluşturmazlar.Bununla beraber 1930 tarih ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, bazı hastalıkları evlenme engeli saymıştır.Gerçekten, sözü geçen kanunu göre ,”frengi,bel soğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzzam ve marazı akliye(akıl hastalığına) yakalanmış olanların evlenmeleri yasaktır.Bu hastalıklar usulü dairesince tedavi edilip bulaşma tehlikesi geçtiğine veya şifa bulduğuna dair doktor raporu ibraz olunmadıkça hastalığa yakalanmış olanlar evlenemez.21 VI.BÖLÜM EVLENMENİN ŞEKLİ ŞARTLARI Evlenme ile ilgili şekil koşulları üç grupta toplanabilir.Evlenme törenine hazırlık safhasındaki, evlenme töreni sırasındaki ve evlenme töreninden sonraki işlemler. A)Evlenme törenine hazırlık safhası : Birbiriyle evlenmeye karar vermiş olan kadın ve erkek içlerinden birinin oturduğu yerin evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.(MK md.134)Evlenecek kimseler ayrı yerlerde oturuyorlarsa,müracaatlarını bu yerlerdeki evlendirme memurluklarından birine birlikte yaparlar. (19)Akıntürk,Turgut,age,syf 72-75(20)Şahin,Emin,age,syf 75(21)Akıntürk,Turgut,age,syf75 Evlendirme memuru belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya görevlendireceği kişi, köylerde muhtardır(MK md.134/2).Başvuru yazılı veya sözlü olarak yapılabilir(MK md.135).Evlenme dosyasında şu belgelerin bulunması zorunludur:Erkek ve kadından herbirinin nüfus cüzdanı,nüfus kayıt örneği,sağlık raporu,evliliği sona ermiş ise buna ilişkin belge,evleneceklerin sınırlı ehliyetsiz olmaları halinde yasal temsilciden alınan yazılı izin belgesi ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporu (MK md.136).
Evlendirme memuru, evlenmeye ilişkin belgeleri incelemesi sonucunda evlenmeye engel bir durumun bulunmadığını, belgelerin tamam olduğunu tespit ederse , akdin yapılacağı gün ve saati bildirir.Belgelerde eksiklik varsa, bunu tamamlar veya tamamlatır.(MK md.137).Taraflar isterlerse ,evlendirme memuru kendilerine evlenme izin belgesi verir.(MK md.139)Bu belgeye dayanarak taraflar 6 ay içine yurt içinde veya yurt dışında istedikleri yerde evlenebilirler. Evlendirme memuru getirilen belgelerden tarafların evlenmeye ehil olmadıklarını, evlenmeye yasal bir engel bulunduğunu anlarsa evlenmeyi reddeder ve bu durum yazılı olarak taraflara bildirilir(MK md.137)Evlenme manii nüfus kütüklerindeki bir işlem eksikliği sebebiyle ortaya çıkmışsa ,bu eksiklik tamamlanmadıkça evlenme akdi yapılamaz(EVL.YÖN. md23) Taraflar evlenmenin reddinin kendilerine bildirilmesi üzerine mahkemeye itirazda bulunabilirler.(MK md.138).İtiraz evrak üzerinden incelenip karara bağlanır.Evlenme talebinin reddine itiraz davasında görevli mahkeme ;Aile mahkemesi, yetkili mahkeme; evlenme başvurusunun reddedildiği yer mahkemesidir.Bu davada davacı; evlenme başvurusu reddedilen veya reddedilenler, davalı; evlenme başvurusunu reddeden Belediye Başkanlığı veya Köy Muhtarlığıdır.Evlenme talebinin mutlak butlan sebeplerinden birisinden dolayı reddedilmesi durumunda açılan davada ,basit yargılama usulü uygulanacaktır ve Cumhuriyet Savcısı huzuru ile görülecektir22. B)Evlenme töreni : Evlenecek taraflar isterlerse belgeleri inceleyen evlendirme memuru huzurunda, isterlerse alacakları evlenme izin belgesi ile yurt içinde veya dışında istedikleri yerde evlenebilirler.Evlenme koşullarının bulunmadığı anlaşılırsa veya evlenmeye izin belgesinin üzerinden 6 aylık zaman geçmişse evlenme yapılmaz.(MK md.140) Evlenme kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için temsilci vasıtasıyla irade açıklamasında bulunulamaz. Evlenme töreninde 2 tanığın bulunması aranır. Tanıkların ergin, ayırt etme gücüne sahip ve tanıklık ettiği kişiyi tanıması gerekir. Evlenme akdi tanıklar olmadan yapılmış olsa da geçerlidir. Evlenme akdi aleni yapılmalıdır(MK md.141) Tarafların evlendirme memurunun birbiriyle evlenmek isteyip istemedikleri sorusuna cevap vermeleri ile evlenme akdi oluşur. C)Evlenme töreninden sonraki işlemler : Evlenme merasimi üzerine evlendirme memuru evlenen çiftlere bir aile cüzdanı verir. (MK md143)İsteyenler aile cüzdanlarını gösterdikten sonra dini nikah yapabilirler(MK md.143/2) Akdin yapılışından itibaren 1 ay içinde örneğine uygun üç nüsha evlenen tutanağını o yerdeki nüfus memurluğuna göndermekle yükümlüdürler. (22)Şahin,Emin,age,syf 73
Yazan : Av. Cemil ŞENSÖZ Not : Bu tezin tüm hakları saklıdır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Haber |
Hukuk Arşivi
English Time |
| Forum |
| Ziyaretçi Defteri |
| İletişim |
İletişim Formunu Kullanarak bizlere yazabilirsiniz !
İletişim Formu için Tıklayınız.