Hukuk Arşivi
Görev Sınırları ve Oranlar
Kamulaştırma - Av. Ekin ALTUN | Kamulaştırma - Av. Ekin ALTUN |
|
KAMULAŞTIRMA
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”
1982 Anayasası’nın bu maddesi göz önüne alındığında
- Kamulaştırılacak taşınmaz özel iyelikte olmalıdır. - Kamulaştırma, kamu yararı amacıyla yapılmalıdır. - Kamulaştırma için ödenek olmalıdır. - Kamulaştırma kararı yetkili organlarca verilmeli ve onaylanmalıdır. - Kamulaştırmayı yapan idare yetkili ve görevli olmalıdır. - Kamulaştırma bedeli, taksit öngörülmeyen durumlarda peşin ödenmelidir. - Kamulaştırma, kamulaştırma tüzesine uygun olmalıdır. - Kamulaştırılan taşınmaz, kamulaştırma amacına uygun kullanılmalıdır.
Hususları ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda kabaca özelliklerini sergilediğimiz kamulaştırma kavramı 2942 sayılı kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu Kanun; kanunun 1.maddesinde de belirtildiği gibi; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler. Anayasa ve 2942 sayılı kanunun Devlet ve Kamu tüzel kişilere verdiği bu hakların bir takım sonuçları da mevcuttur. Bu sonuçlardan birisi de Anayasa mahkemesinin 10/4/2003 tarih ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararı ile iptal ettiği 38.maddedir. Hak düşürücü süre Madde 38- Kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaş- tırma hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik zilyed veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala elkoyma tarihinden başlar.
Bilindiği üzere Anayasa mahkemesi kararları geriye yürümemektedir. Yukarıdaki maddeyi yorumlamak gerekirse; Anayasa mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar kişilerin dava açma süresi olacaktır. Bu süreyi geçiren kişiler ise artık dava açamayacak hak kaybı yaşayacaklardır. Ancak Anayasa mahkemesi 20 yıllık hak düşürücü süreyi ortadan kaldırdığı için “ her zaman dava açılabilir” şeklinde de bir görüş ortaya çıkmaktadır. Bu görüş sebebiyle kişiler Avrupa İnsan Hakları mahkemesine kadar uzayan bir süreci takip edebilecek, bu süreç sonunda devleti tazminata hükmedecek, ve devlet mali zarara uğrayacaktır. KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle tazmin
GEÇİCİ MADDE 6- Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz mallara veya kaynaklara 4/11/1983 tarihinden önce kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle fiilen elkonulması sebebiyle malikçe tazmin talebinde bulunulması hâlinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi şarttır.
Tazmin talebi üzerine, 8 inci maddenin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, fiilen elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının tahmini değeri, taşınmazın elkoyma tarihindeki nitelikleri esas alınarak 11 inci ve 12 nci maddelere göre talep tarihi itibarıyla hesaplanıp elkoyma tarihinden itibaren her yıl için gerçekleşen yıllık enflasyon oranında ilâve yapılıp denkleştirmede bulunmak suretiyle tespit edilir. Bu tespit üzerine, 8 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, tahmini değer talep sahibine bildirilmeksizin, bedel ödenmesi veya idareye ait bir taşınmazın mülkiyetinin devri veya elkonulan ya da idareye ait bulunan taşınmaz üzerinde sınırlı aynî hak tanınması veya imar hakkı transferi suretiyle uzlaşmaya varılmak üzere talep sahibi davet edilir. Davet üzerine yapılan uzlaşma görüşmeleri neticesinde, uzlaşmaya varılıp varılmadığı tutanağa bağlanır. Bu tutanak, uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi, belge ve beyanlar açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması halinde; üzerinde uzlaşılan hakkın türünü, tanınma şart ve usullerini, bir bedel ödenecek ise bu bedelin miktarını ve ödeme şartlarını da ihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır.
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, malik tarafından dava açılabilir. Malik tarafından dava açılması hâlinde, fiilen elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesinde yer alan esaslara göre mahkemece takdir edilir.
Tazmin talebiyle açılan dava neticesinde verilen hükmün kesinleşmesi üzerine, hükmolunan meblâğ, ödemekle yükümlü kurumun yılık bütçesinde yüzde iki oranında pay ayrılmak suretiyle garameten ve eşit taksitler halinde ödenir.
Bu madde hükümleri, 4/11/1983 tarihinden önce gerçeklemiş olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır.
4/11/1983 tarihinden evvel gerçeklemiş olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye ve mahkemeye vereceği bir dilekçe ile bildirebilir. Bu süre içinde dava bekletilir. Uzlaşma talebi üzerine de uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.”
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Belirtilen tasarının Genel Gerekçe kısmına bakıldığı zaman; - Anayasada dayanağı bulunmayan ve “haksız fiil” olarak da nitelendirilen kamulaştırmasız elkoyma suretiyle, temel insan haklarından olan mülkiyet hakkına müdahale edilmesi hâlinde, ilgili taşınmazın bedelinin Devletçe malikine ödenmesinin gerektiği, - Bu yüzden, kamulaştırmasız elkoyma hâllerinde kıymet takdir edilmesinin kanunî esaslara bağlanması, - idarelerin ve mahkemelerin iş ve işlemlerinde belirlilik ve objektif sağlayacağı gibi; uzlaşma yoluna gidilerek tazminat ödenmesi esası getirilmek suretiyle, özellikle muhtemel davalar sebebiyle mahkemelerin iş yükünün ve ayrıca bu konudaki ihtilâflardan dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılması muhtemel müracaatların azaltılmasını temin edebilecek düzenlemelerde bulunulması, hukuk devleti ilkesi ve Devletin itibarı bakımından isabetli olacaktır. - Ayrıca taraftan yirmi yıllık dava açma süresini geçirmiş olmaları sebebiyle artık kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle dava açamayan ve böylece hiçbir bedel ödenmeden mülkiyet hakları ellerinden alınanların mağduriyetini gidermek, - Tazminat ödenmesini objektif esaslara bağlamak; - Diğer taraftan da idarenin muhatap olacağı ihtilâfları en aza indirmek ve - idarenin malî sıkıntıya düşmesini mümkün olduğunca önlemek maksadıyla kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle talep edilebilecek olan tazminatın dava açmaya gerek olmaksızın uzlaşma yoluyla ödenebilmesini, uzlaşma temin edilemeyen hâllerde dava yoluna gidilebileceğini ve süre sebebiyle dava hakkının düşmesi söz konusu olanlar hakkında da aynı şekilde işlemde bulunulabilmesini öngören bu maddeye gereksinim duyulmuştur.
Bu yazının tüm hakları saklıdır. Sorularınız için
Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
adresindenbize ulaşabilirsiniz.
N
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Haber |
Hukuk Arşivi
English Time |
| Forum |
| Ziyaretçi Defteri |
| İletişim |
İletişim Formunu Kullanarak bizlere yazabilirsiniz !
İletişim Formu için Tıklayınız.