Hukuk Arşivi
Görev Sınırları ve Oranlar
Trafik Kuralları ve Magandalar - ADİL ALPER SÜREN | Trafik Kuralları ve Magandalar - ADİL ALPER SÜREN |
|
|
Trafik Kurallarına Uyalım Uymayanları Uyaralım
Bu başlık bir slogan değil! Toplumsal bilinçlenme yolunda herkesin birbirini doğru şeyler yapmaya, yanlıştan uzak tutmaya yönelmesi doğrultusunda bir telkin.
Peki biz bu telkine nasıl uyuyoruz? Tabi ki uymuyoruz. Önce bu kuralları kendimiz hiçe sayıyoruz. Ta ki kendimiz zarar görünceye dek. Örnek olarak; Zarar görmeden U dönüşü yasak olan yerden U dönüşü yapmanın sakıncalı olmadığı kanısı ile YASAK olan eylemi ‘nasıl yaptım dercesine’ yapıyor, ardından belki o sefer değil ama başka bir sefer aynı mantıkla hareket eden başka bir sürücüye demediğimizi bırakmıyoruz.
Bu basit örnekten hareketle asıl değinmek istediğim konu şu; geçen günlerde ‘İSTANBUL da bir mahallede beş altı kişi çapraz ateşe tutulup öldürdü’ şeklinde bir haber okudum. Bu haber üzücü ama bu kadarla da bitmiyor haberde olayda tüm dükkanların kapanmış olduğu ve tek görgü tanığı da bulunamadığı yazıyor. Bu durum beni çok düşündürdü. İnsanlar sanki dağ başındaymış gibi insanları öldürüyorlar. Bu da yetmezcesine ceza yargılamasında çok değer verilen ve yargılamanın kaderini değiştirecek derecede önemli olan bir tane bile tanık yok!
Detaylı araştırmadım ama konuyla ilgili olarak haberlerde okuduğum kadarıyla en son iki kişi gözaltına alınmıştı. Faili meçhul olmamasını temenni ediyoruz tabi ki ve hiçbir suçun cezasız kalmaması kanaatindeyiz.
Cezasız suç demişken aklıma geçmiş yıllarda meydana gelen bir olay geldi. Yakın bir arkadaşımın başından(Gerçek manada başından) geçen bir olayı anlatmak isterim. Arkadaşım Konya da Alaaddin tepesi civarında gezerken gündüz vakti kafasına taş atıldığını düşünerek arkasına bakıyor ama herkes hiç istifini bozmadan yürümeye devam ediyor. Başındaki yara hızla şişmeye ve kanamaya başlarken ne olduğunu biletçiye(Milli piyango seyyar bayii) soracak kadar çaresizleşiyor. Biletçi sorusunu anlamıyor çünkü arkadaşım biletçiye taş atan birini görüp görmediğini soruyor tabii olarak biletçi ne nereye kim attı sorularını kendi kendine sormak ve çözüm üretmek yerine ‘ne diyooon anlamadım’ şeklinde geçiştiriyor.
Arkadaşım en yakın hastaneyi soruyor ve başından kan süzülürken yarım saat, aslında beş dakikalık mesafedeki, sağlık ocağını arıyor. İnsanların bilgisiz ya da yanlış tarifleri sebebiyle hastane arama işi çileye dönüşüyor bir anda. O durumdayken insanın aklına ambulans çağırmak bile gelemeyebiliyor. Sağlık ocağında “git küçük bir yara” deniyor ve arkadaşım başında bir şey olduğunu ısrarla söylediği için ambulansla numune hastanesine kaldırılıyor. Asıl meseleye gelelim arkadaşımın önce taş zannettiği sonradan kuş tüfeği mermisi olabileceğini düşündüğü şey 7,65 mm çapında bir tabanca mermisiymiş. Kafasından, hukuki olarak tartışmalı olan basit müdahale, ile çıkartılıyor. Mermi kafatası ile deri arasına sıkışmış durumda. Büyük bir raslantı eseri kafatasına giren kurşun aynı raslantıyla zararı en aza indirecek şekilde kafatasına azıcık değmiş şekilde durmuş. O şekildeki bir kurşunu kafatasından çıkarmak kafadan çivi çıkarmaktan farksızdı diyor arkadaşım ve bende çığlıklarına tanık oldum. İnanın onun çektiği acıya biz dayanamadık ve çıktık oradan. Bu şekildeki bir müdahalenin neresinin basit olduğu başka bir tartışma mevzuu.
Olay daha sonra karakol aşamasına gelindiğinde anlaşılıyor. Toplumu oluşturan, en küçük yapı taşı olan bir ailenin kuruluş töreninde havaya magandalar kurşun sıkıyorlar. Düğün değil de tören dememin sebebi bu tarz bir faaliyetle neyi kutladıklarını ya da neye sevindiklerini anlayamamış olmamdır. Kendilerince bir çeşit törendir sanırım bu. Ve yapılması sanırım zaruridir yoksa neden kalabalık bir yerde İNSAN hayatını tehlikeye atsınlar ki?
Olayımızda ölümle sonuçlanan olay gibi hiç tanık yok! O kadar insan arasında ne biçim bir istekle hareket etmiş olduğu anlaşılamayan ve insanlıktan nasibini almamış olan ateş eden şahsı bir kişi bile görmemiş…
Arkadaşımın hayati tehlikesi olmadı şükürler olsun. O sene 3. sınıftaydık ve arkadaşım 4. sınıfa tam 15 dersle girmek zorunda kaldı. Ve okulu benimle birlikte bir sene uzadı. Olay bütünleme sınavlarına çok az kalmışken gerçekleşti ve röntgende kafasının içinde tabanca mermisi gören bir insanın psikolojisinin nasıl bozulduğunu tahmin edersiniz sanırım. Havai fişekte bile artık kafasını tutuyor(istemsiz olarak) ve bu suçun faili meçhul. Sorumluluk duygusuna sahip vatandaşlarımız sayesinde! Bilinçli toplum gerekli bu asil millete. Damarlarımızdaki asil kan bize bilinçli olma zaruretini yüklüyor. Atalarımız dünyanın öbür ucunda yapılan haksızlıkları bile büyük bir sorumluluk örneği gösterip o haksızlığı yok etmek için mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleci ve bilinçli ahlak yapısı bize en büyük mirastır.
Düğünlerde magandalara izin vermemeniz dileği ile…
Stj. Av. Adil Alper SÜREN
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Haber |
Hukuk Arşivi
English Time |
| Forum |
| Ziyaretçi Defteri |
| İletişim |
İletişim Formunu Kullanarak bizlere yazabilirsiniz !
İletişim Formu için Tıklayınız.