M.Kemal Atatürk

Adalet, mülkün temelidir.

 

Misyonumuz

Siz değerli ziyaretçilerimizi hukuk alanında en iyi şekilde bilgilendirmek ve yardımcı olmaktır.

Anasayfa arrow Hukuk Arşivi
Hukuk Arşivi
2. Hukuk Dairesi 2005/18253 E., 2006/2555 K. Yazdır

2. Hukuk Dairesi 2005/18253 E., 2006/2555 K.

MAL REJİMİ

5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]

"ÖZET"

EŞLER MÜŞTEREK HESAP AÇARKEN BAŞKA BİR ŞART KARARLAŞTIRMADIKLARINA GÖRE HESAPTAKİ PARANIN YARI PAYININ BİR TARAFA AİT OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.


"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

T.C... Ziraat Bankasındaki hesap, miras bırakan .... ile eşi davalı ... adına müşterek açılmıştır. Eşler hesap açarken başka bir şart da kararlaştırmamıştardtr. Mahkemece bu hesaptaki paranın yarı payının davalıya ait olduğu kabul edilerek inceleme yapılması gerekir. Açıklanan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple (BOZULMASINA), bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu karann tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 
2. Hukuk Dairesi 2006/10852 E., 2006/17842 K. Yazdır

2. Hukuk Dairesi 2006/10852 E., 2006/17842 K.

BOŞANMA DAVASI
KUSUR
MADDİ TAZMİNAT

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 174 ]
"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm velayet, tazminat, nafaka ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

1-Toplanan delillerden davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek herhangi bir davranışı bulunmadığı ve bir kusuru kanıtlanmadığı halde, davacı kocanın vasisi tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, boşanma kararı temyiz edilmediğinden bu yön bozma sebebi yapılmamıştır.

2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının tüm, davacı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yersizdir.

a)Davacı kocanın "Serebral Pulsy Sekeli (Mental Retardasyon)" tanısı ile vesayet altına alındığı görülmekle hareketlerinin iradi olmadığı anlaşılmaktadır.

Mevcut ve beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf "kusurlu taraftan" uygun bir maddi tazminat isteyebilir. (TMK m. 174/1)

Davacı kocanın mevcut rahatsızlığı sebebiyle kusurlu olduğu kabul edilemeyeceğine göre, davalı kadın yararına maddi tazminat verilmesi doğru bulunmamıştır.

b)Davalı kadının usulüne uygun şekilde açılmış bir dava ya da karşılık davası bulunmadığı halde, yararına vekalet ücreti verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2/a-b bentlerinde gösterilen sebeple (BOZULMASINA), hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin (ONANMASINA), temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 
1. Hukuk Dairesi 2005/14392 E., 2006/1778 K. Yazdır

1. Hukuk Dairesi 2005/14392 E., 2006/1778 K.

GÖREVİN KÖTÜYE KULLANILMASI
KÖTÜ NİYET
TAPU İPTAL TESCİLİ

5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

"ÖZET"

 


"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, davalılardan ....'i vekil tayin ettiğini, azletmesine rağmen vekilin dava konusu 300 parselde bulunan taşınmazı .....'a sattığını,.....'un .....'e,.....'in .....t'a,.....'ında .....'a sattığını, tüm bu temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal tescil olmadığı takdirde bedelin tahsili isteklerinde bulunmuştur.

Davalılar, iyiniyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, azledilen vekil tarafından davalılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle tapunun davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Karar, davalı Şenol vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Dava,vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir....

Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;dava konusu 300 parselde bulunan 4/20 arsa paylı 1 nolu dubleks meskenin 20.11.2000 tarihli akitle davacının vekili ..... tarafından davalılardan .... ..........'e temlik edildiği,.....'un 16.1.2001 tarihli akitle davalılardan ...... ....'a, .....'in 2.2.2001 tarihinde davalılardan .....a, .....'ın da 5.2.2001 de davalılardan Şenol'a satış suretiyle devrettiği görülmektedir.Davacı anılan işlemlerin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Bilindiği üzere;Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Nevarki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; yukarıda değinildiği anlamda vekalet ilişkisinin kötüye kullanıldığının bellirlenebilmesi için öncelikle,vekil ile ondan taşınmazı alan kişi arasında el ve işbirliğinin gerçekleşmiş olması gereklidir.Böyle bir ilişkide tabii ki kayıt malikinin zararlandırılmış olması da asıldır.Ne varki,mahkemece zararlandırma keyfiyeti üzerinde durulmamış,taşınmazın temlik tarihlerindeki değerleri belirlenerek akit değerleriyle bir kıyaslama yapılmamıştır.

Hal böyle olunca,yukarıda belirtilen anlamda araştırma yapılarak zararlandırma unsurunun belirlenmesi amacıyla gerekli tespitlerin yapılması,görevin kötüye kullanıldığının belirlendiği takdirde diğer eller yönünden iyiniyet savunmalarının toplanan delillerle birlikte değerlendirilmesi,ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 
TÜRK BOĞAZLARI YENİ TÜZÜK TASARISI Yazdır
Türk Boğazları'nın uluslararası hukukunu belirleyen Montrö Sözleşmesi'nin tarihi olan 1936'dan günümüze, boğazlarımız için artan gemi trafiği, gemi tonajlarının büyümesi ve çağın getirdiği diğer değişikliklerden ötürü, en çok da Rusya'nın boğazları büyük tonajlı tankerlerle bir petrol taşıma yolu olarak kullanmak istemesi, geçtiğimiz yıllarda Türk hükümetlerini güne uygun bir BOĞAZ TRAFİK DÜZENİ (BOĞAZLAR TÜZÜĞÜ) hazırlamak noktasında mecbur bırakmıştır.
Devamı...
 
<< Baslangıç < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 289 - 294 in 294
www.hukukevi.net on Facebook

Sİtemize hukuk ile ilgili makalelerinizi

gönderin hemen yayınlayalım!

Makalenizi Göndermek İçin Bize Ulasın






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Haberler

"İşkenceyle Ölüm" Cezası İçin 7 Polise Müebbet İstemi Bir gasp çetesine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan Murat Konuş isimli şüphelinin "işkence sonucu ölümüne neden olmak" suçundan 1'i başkomiser, 7 polis hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Abdülaziz Özatlan tarafından hazırlanan 10 sayfalık iddianamede, Gayrettepe Gasp Büro Amirliği'nde görevli başkomiser Oktay Kapsız ve İstanbul Emniyet Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'nde görevli polis memurları Ramazan Adıgüzel, Murat Ertürk, Abdülcelil Karadağ, Gürbüz Kurnaz, Osman Ölker ve Yalçın Beşikçi şüpheli olarak yer alıyor. Murat Konuş'un annesi Döne Konuş ve eşi Tülay Konuş ise iddianamede şikayetçi sıfatıyla bulunuyor. İddianamede, şüphelilerin savcılıktaki ifadelerinde suçlamaları reddettikleri belirtildi.   Details...

TBMM'de "Torba" Tasarının 2. Bölümü Kabul Edildi TBMM Genel Kurulunda, ağırlıklı olarak vergi konusunda düzenlemeler içeren ''torba'' tasarının 2. bölümü kabul edildi. ''Temel yasa'' olarak görüşülen, Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 26-49. maddelerini kapsayan 2. bölümde yer alan düzenlemelere göre, Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu oluşturulacak.   Details...



Terörle Mücadele Yasası'nda Birtakım Değişiklikler Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Yasalaştı Adalet Bakanı Sadullah Ergin, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın disiplin cezalarının affına ilişkin herhangi bir düzenleme yapmadıklarını bildirdi. TBMM Genel Kurulunda, ''Temel Kanun'' olarak ele alınan Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısının ikinci bölümü üzerindeki görüşmelere başlandı. Tasarı üzerine CHP Grubu adına söz alan Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, terörün bitirilmesi için öncelikle bölgede işsizliğin önlenmesi ve ekonominin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.  Details...


İstatistikler

Üyeler: 1834
Haberler: 799
Bağlantılar: 5
Ziyaretçiler: 1847480

Kimler Sitede

Şu anda 18 ziyaretçi çevrimiçi
Image