|
12. Hukuk Dairesi 2006/18955 E., 2006/21730 K. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN UYUŞMAZLIK 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 50 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 10 ] "İçtihat Metni" Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İcra takibinin dayanağı faturalardaki malların teslim edilmediği yönünde bir iddiada bulunulmamıştır. Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde (icra dairesinde) dava açılabilir, takip yapılabilir (H.M.U.K.'nun m.10).
Sözleşmenin yerine getirileceği yer ise, ilk önce, tarafların açık veya örtülü isteğine göre belirlenir. Bu hususun anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yer, Borçlar Kanunu'nun 73.maddesine göre saptanmalıdır. Ayrıca, İ.İ.K.'nun 50/1.maddesinin 2. cümlesine göre de; (davalının bulunması koşulu aranmaksızın) takip, akdin yapıldığı yer; icra dairesinde başlatılabilir.
Somut olayda faturalarda yazılı malların dayanağı sözleşmenin icra olunacağı yer faturalarda yazılı olmadığından, Borçlar Kanunu'nun 73/1 ve H.U.M.K.'nun 10.maddesi gereğince; alacaklı, anılan para borcu için kendi ikametgahında takip başlatabilir.
O halde, borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.21
|
|
|
12. Hukuk Dairesi 2006/23100 E., 2007/822 K. "İçtihat Metni" Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İ.İ.K.'nun 82/12 maddesi gereğince, borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince , borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan, ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Somut olayda Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın 79.239,62-YTL. edeceği ve borçlunun aynı sitede oturabileceği bir evi 70.000,00-YTL. sına alabileceği bildirilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, bilirkişilerden ek rapor alınarak borçlunun taşınmazın bulunduğu Çay Köyünün daha mütevazi bir yerinde haline münasip evi alabileceği değerin tespitinden sonra bu miktar mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; taşınmazın 79.239,62-YTL. edeceği ve borçlunun aynı sitede oturabileceği bir evi 70.000,00-YTL. sına alabileceği belirlendiğine göre, mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli 70.000,00-YTL. sının kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği 70.000,00-YTL. den az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|
|
|
12. Hukuk Dairesi 2006/12107 E., 2006/24063 K. TEBLİGAT 7201 S. TEBLİGAT KANUNU [ Madde 35 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Takip borçlusu K... İnşaat Limited Şirketi'nin dosyada konulu 04.02.2005 tarihli ticaret sicili cevabında yazılı olan A... Sok. 23/6 Yenişehir-Ankara adresinde yapılan haciz uygulaması sırasında, şikayetçi Musa'nın icra kefili olarak tutanağı imzaladığı görülmektedir.
İcra kefili olan adı geçene Y... Mahallesi 26. Sokak no:ll/6 Çankaya-Ankara adresine gönderilen icra emrinin, muhatabın Kıbrıs'a gittiğinden bahisle tebliğ edilemeden iade edildiği, daha sonra tebliğ işleminin 7201 sayılı Kanun'un 35/1. maddesine göre tamamlandığı, tespit edilmiştir.
7201 sayılı Kanun'un 35/1. maddesine göre, tebligat yapılabilmesi için muhataba daha önce aynı adreste usulüne uygun olarak tebligat yapılması zorunludur. Adı geçenin bu adresini değiştirmesi halinde, yeni adresini tebligatı çıkaran mercie bildirmemesi ve ikinci tebligatın gerçekleşmeden geri çevrilrnesi halinde anılan maddenin uygulanması mümkündür. Somut olayda, şikayetçiye daha önce yapılmış bir tebligat yoktur. Bu nedenle kendisine 35. madde uygulanarak tebligat yapılamaz. Ayrıca, icra emrinin şikayetçi Musa'nın ticaret sicilinden gelen cevapta yazılı adresine de gönderilmediği anlaşıldığı için olayda 35/son maddesinin de uygulanma olanağı yoktur.
O halde, 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gözetilerek muhatabın tebliğ işleminden haberdar olduğu tarih belirlenmeli ve tebliğ tarihi buna göre düzeltilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|
|
T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2001/13125 K. 2002/435 T. 17.1.2002 • TAPU KAYDININ İPTALİ VE BORÇLU ADINA TESCİLİ ( Borçlunun Mallarını Kaçırmak İçin Muvazaalı Şekilde Mallarını Başkasının Üzerine Kaydettirmesi ) • MUVAZAA NEDENİYLE TAPU KAYDININ İPTALİ ( Daha Önce Açılmış Olan Tasarrufun İptali Davasının Aciz Vesikası Yokluğundan Reddinin Bu Davanın Açılmasına Engel Olmaması ) 2004/m.277 818/m.18 ÖZET : Bk.'nun 18. Maddesine dayalı olarak açılan davada alacaklının aciz vesikası sunma şartı olmadan icra iflas kanunu'nun 283. Maddesine göre taşınmazın satışını ve haczini isteyebilmesine olanak tanınması yolunda istemde bulunma ve dava açma hakkı vardır. Daha önce açılan "icra iflas kanunu'nun 277. Maddesine dayalı tasarrufun iptali davasının aciz vesikası yokluğundan reddi" bu davanın açılmasına ve dinlenmesine engel değildir.
DAVA : Davacı İsmail Hakkı Durmaz vekili Avukat Salim Bozkurt tarafından, davalı İsmail Doğan ve Mesude Karabulut aleyhine 25/7/2000 gününde verilen dilekçe ile BK.'nun 18. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13/3/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR : Dava, davacının alacaklı olduğu davalılardan İsmail Doğan'ın konutunu kayınvalidesi diğer davalıya düşük bir bedelle ve mal kaçırmak amacıyla satış işlemi ile devretmesinden kaynaklanan BK.'nun 18. maddesi uyarınca muvazaalı işlem yapıldığı iddiasına dayalı tapu kaydının iptali ile borçlu adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı alacaklının İcra İflas Kanunu'nun 277. maddesi uyarınca tasarrufun alacaklı yönünden iptaline ilişkin olan istemi genel hükümlere göre muvazaa nedeniyle tapu iptali yönünden dava sıfat ve hakkı bulunmadığı ve tasarrufun iptali davası da reddedilip kesinleştiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan Biga Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/216 Esas, 1999/612 Karar sayılı dava dosyasında taraflar arasında İcra İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerine göre aynı olay nedeniyle açılan tasarrufun iptali davasının "borç ödemeden aciz vesikası ibraz edilmediğinden" reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Eldeki davada ise davacı BK.'nun 18. maddesine dayalı olarak muvazaa nedeniyle tapunun iptalini istemiştir. BK.'nun 18. maddesine dayalı olarak açılan davada alacaklının aciz vesikası sunma şartı olmadan İcra İflas Kanunu'nun 283. maddesine göre taşınmazın satışını ve haczini isteyebilmesine olanak tanınması yolunda istemde bulunma ve dava açma hakkı vardır. Daha önce açılan "İcra İflas Kanunu'nun 277. maddesine dayalı tasarrufun iptali davasının aciz vesikası yokluğundan reddi" bu davanın açılmasına ve dinlenmesine engel değildir. Şu durumda, davacının iddiası doğrultusunda kanıtları toplayıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/1/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|
|
|