|
Hukuk Genel Kurulu 2007/4-5 E., 2007/6 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/4-5 E., 2007/6 K. ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN İFADELER KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 25. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 1.10.2003 gün ve 2002/951- 2003/939 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 6.10.2005 gün ve 2004/2002-2005/10389 sayılı ilamı ile,
(...Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı Y.... Ş.... Gazetesinin 19/9/2002 tarihli sayısında Cengiz Ç..... köşesinde "Yeter Karar Milletin" başlıklı yayından dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece yazı bütün olarak değerlendirildiğinde eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekten hükümlü A. Parti Genel Başkanı Recep T….. E…..'ın adli sicil kaydının silinmesi talebinin reddine dair Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 1/8/2002 gün ve 2002/36 E, 2002/69 Karar sayılı hükmüne karşı yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan inceleme sonunda; 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ret kararının kaldırılmasına ve adli sicildeki mahkumiyet kaydının silinmesine ilişkin 6/9/2002 gün ve 2002/159 mut. karar sayılı hükmüne ilişkin evrakın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile 10/9/2002 günü Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine dairece inceleme yapılmıştır. 8. Ceza Dairesi 16/9/2002 tarihli kararında; Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1/8/2002 tarihli adli sicil kaydının silinmesine ilişkin talebin reddine dair karara karşı yapılan itirazın temyiz niteliğinde olduğu, itirazen dosyayı inceleyerek Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sabıka kaydının silinmesine ilişkin Diyarbakır 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 6/9/2002 tarihli kararın hukuki değerden yoksun hiçbir sonuç doğurmayan yok hükmünde olduğu kabul edilerek talebin reddine ilişkin Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararının onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bu kararından hemen sonra yayınlanan dava konusu yazıda "hiç kimsenin anlamasına imkan olmayan, anladığı takdirde vicdanen kabulüne imkan bulunmayan hukuki ayrıntılarla, 2002 seçimlerinin iktidar adaylarından biri, belki de birincisi olan bir siyasi partinin genel başkanının önünün kesilmeye kalkışılması; Ankara'nın milletin kararını gaspetme girişimi olarak algılanmalıdır, hiç kimse hele siyasi şahsiyetler Yargıtay 8. Ceza Dairesinin Tayyip Erdoğan ile ilgili kararın altına yargı kararıdır diyerek saklanmamalı, sözde bir kuvvetler ayrılığından dem vurarak kaçak dövüşmemeli, hiçbir parti lideri, ülkede büyük seçmen teveccühüne hedef bir partinin genel başkanının fi tarihinde okuduğu bir şiirden ötürü ömür boyu siyasi haklarından mahrum bırakılmasını hukuk adına izah edemez. Hele AB uyum yasaları çıkarmış ve bu yolla AB' den müzakere tarihi talep eden bir ülkenin sorumlu siyasi şahsiyetleri olarak, Türkiye'nin AB üyeliğini hakettiğini, böyle bir uygulama manzarasında hiç savunamaz" denilmektedir.
Yayında sözü edilen kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararı olduğu açıkça belirtilip,kararın yargı kararı niteliği taşımadığı, bu karar ile milletin kararının gaspedildiği, kararın hukuki ayrıntı niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Davacı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin üyesi olup yayına konu kararda imzası vardır. Bir yüksek yargı mensubu olarak imzasını taşıyan kararın bu şekilde nitelendirilmesi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
|
|
Devamı...
|
|
|
BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ İLE OLUŞAN MUNZAM ZARAR MÜRURU ZAMAN 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 105 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.4.2005 gün ve 2003/467-2005/179 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 9.3.2006 gün ve 2005/13380-2006/2467 sayılı ilamı ile,
(...Davacı vekili, davalının taraflar arasındaki 25.01.1994 tarihli menkul kıymet alım-satım ve saklama sözleşmesine aykırı olarak müvekkiline ait hisse senetlerini satması üzerine açılan dava sonucu hisse senetlerinin günün ağırlıklı ortalama fiyatları karşılığı (11.422.280.000) TL'nin faiziyle tahsiline ilişkin verilen kararın kesinleşmesiyle alacağın ancak (9,5) yıl sonra tahsil edilebilmesi nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zarar doğduğunu ileri sürerek, şimdilik (10) milyar TL, 17.01.2005 tarihli ıslah dilekçesiyle de (4.980.475.104.907) TL'nın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,munzam zarar koşullarının bulunmadığını,ilamın icra edilebilir hale gelmesine kadar geçen süreden müvekkilinin sorumlu olmadığını, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, temerrüt faizini aşan munzam zararın varlığına dair yasal karine bulunmadığından ispat yükünün bunu ileri süren tarafa ait bulunduğu, davacı tarafın 1994 yılında açılıp 2003 yılında icraen tahsil edilen asıl alacağa uygulanan faizle karşılanmayan munzam zararın nasıl oluştuğunun somut biçimde açıklanmadığı gibi zararın varlığı ve miktarına ilişkin somut kanıt ortaya konulmadığı, çeşitli yatırım araçlarının ortalaması alınarak zararın hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, BK.'nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, munzam zararın oluşumunun somutlaştırılmadığı gibi zararın varlığı ve niceliğinin kanıtlanamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
BK.'nun 105/1.maddesi hükmünce alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla ise, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı tazminle yükümlüdür. Asıl borçtan bağımsız olan bu zararın BK. 'nun 125. Maddesinde düzenlenen (10) yıllık zamanaşımı süresi içerisinde borçludan istenilmesi mümkündür. Davacının davalı aleyhine daha önce açtığı dava sonunda, davacıya ait hisse senetlerinin talimatı dışında satılmasından dolayı bunların 25.01.1994 tarihindeki toplam piyasa değeri (11.422.280.000) TL'nin 03.10.1994 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın kesinleşmesinin ardından davadan yaklaşık (9) yıl sonra ilama bağlı alacak 02.07.2003 tarihinde (81.688.000.000) TL. olarak tahsil edilmiştir.
Dava dilekçesinde, işadamı olan davacının alacağına zamanında kavuşması halinde en güvenceli yatırım aracı olan Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) 'nde değerlendireceğini, Devlet İç Borçlanma Senedi 'ne uygulanan en yüksek faizli getiri ile tahsilen edilen miktar arasındaki farkın munzam zarar oluşturduğundan söz edilerek talepte bulunmuştur.
Asıl alacak davasında davacı talebini paraya dönüştürmüş, hisse senetlerinin değerinin faiziyle tahsilini istemiştir. O dava sonunda da, davacıya ait hisse senetlerinin aynen teslimine değil, yetkisiz satış tarihindeki değerinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, ilk davada alacağını para olarak somutlaştırdığına göre, davalı borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin yapıldığı güne kadar geçen süre içerisinde, her yıl itibari ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, TL. karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik tabloları araştırılıp saptanmak, bu alanda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak değinilen zaman dilimi içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle davacının uğradığı zararın açıklanan ölçütlere göre hesaplanacak unsurlar toplanıp ortalamaları bulunduktan sonra ortaya çıkacak rakamın Devlet İç Borçlanma Senedi'ne göre önceden bilirkişilerce hesaplanan miktardan az çıkması halinde o meblağın, aksi taktirde davacının ıslahla belirginleştirdiği meblağ temel veri alınarak alacağın tazminat niteliğinde olduğu ve bu zararın oluşumunda ülkenin sosyo-ekonomik realitesinin etkili olması nedeniyle bütün kişi ve kuruluşların etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu gözetilerek gerek duyulduğunda BK. 'nun 43.maddesi çerçevesinde değerlendirme yapıldıktan sonra davacının munzam zararının hüküm altına alınması gerekirken, tacir olan davacının alacağına zamanında kavuşması halinde yatırım veya başkaca nema getirici alanda değerlendireceği yolundaki hayatın olağan akışına özgü olgular ve davalının kusursuzluğunu ispat edemediği gözden kaçırılarak davanın reddi doğru olmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
|
|
Devamı...
|
|
|
Hukuk Genel Kurulu 2007/6-53 E., 2007/44 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/6-53 E., 2007/44 K. İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE YARGITAY KARARLARININ TEBLİĞİ 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 438 ] 6570 S. GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUN [ Madde 7 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "Tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29/11/2005 gün ve 196-1608 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2006 gün ve 2006/529-2006/2251 sayılı ilamıyla;
(...Uyuşmazlık yeniden inşaat nedenine dayalı tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu taşınmazı satın almak suretiyle iktisap ettiğini, önceki malikle davalı arasında yapılan sözleşmenin 1.1.2005 tarihinde sona erdiğini, davalıya 18.8.2004 keşide 21.8.2004 tebliğ tarihli ihtarla kiralananın yıkılarak yeniden inşaat yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek yeniden inşaat nedeniyle davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının bildirdiği tarihe karşı çıkarak önceki malikle yaptıkları 9.7.1981 tarihli sözlü sözleşmeye dayanarak kiracı olarak oturduğunu ve buna göre davanın süresinde açılmamış bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
6570 Sayılı Yasanın 7/c maddesine dayalı davaların sözleşmenin bitiminden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Ancak kiralayan tarafından daha önce ihtar çekilmişse dönem sonuna kadar dava açılabilir.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması halinde davacının kira sözleşmesinin başlangıç ve süresine ilişkin beyanlarına davalının karşı çıkması durumunda sözleşmenin başlangıç tarihi ile süresinin davacı tarafından kanıtlaması gerekir.
Davacı bu amaçla tanık dinletmiş ve keşide ettiği ihtarnameye dayanmıştır. Davacının tek yanlı olarak keşide ettiği ihtarname tek başına delil olarak kabul edilemez. Davacının dinlettiği tanık da davacının iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmamıştır. Davalı karşı delil olarak işyeri ruhsatına dayanmış ve ibraz ettiği belgeye göre işyeri ruhsatının 9.7.1981 tarihinde alındığı belirlenmiştir.
Davacı dava dilekçesindeki delilleri arasında ve sair demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerekir. Davacı mevcut delil durumu itibariyle kira başlangıcı ve sonunu kanıtlayamadığına göre kira başlangıç ve süresi bakımından davacının davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmalı bu hakkını kullanmak istemesi halinde varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerekirken, davanın süresinde açıldığından bahisle hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir...) Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
|
|
Devamı...
|
|
|
Hukuk Genel Kurulu 2007/2-52 E., 2007/60 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/2-52 E., 2007/60 K. BOŞANMADA MADDİ MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ KONUTUN SEÇİMİ,BİRLİĞİN YÖNENETİMİ VE GİDERLERE KATILMA 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 174 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 186 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 42 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 44 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 429 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki " boşanma, maddi ve manevi tazminat " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ula Asliye Hukuk Mahkemesince boşanma davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, maddi tazminat davasının reddine dair verilen 28.03.2005 gün ve 2004/9 E. 2005/49 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 29.11.2005 gün ve 2005/13234 E. 2005/16535 K. sayılı ilamı ile;
(...1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir.
O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.Md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle kısmen bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Taraf vekilleri |
|
Devamı...
|
|
|