Anasayfa arrow Hukuk Arşivi arrow Görev Sınırları ve Oranlar arrow TÜRK BOĞAZLARI YENİ TÜZÜK TASARISI
TÜRK BOĞAZLARI YENİ TÜZÜK TASARISI Yazdır
Türk Boğazları'nın uluslararası hukukunu belirleyen Montrö Sözleşmesi'nin tarihi olan 1936'dan günümüze, boğazlarımız için artan gemi trafiği, gemi tonajlarının büyümesi ve çağın getirdiği diğer değişikliklerden ötürü, en çok da Rusya'nın boğazları büyük tonajlı tankerlerle bir petrol taşıma yolu olarak kullanmak istemesi, geçtiğimiz yıllarda Türk hükümetlerini güne uygun bir BOĞAZ TRAFİK DÜZENİ (BOĞAZLAR TÜZÜĞÜ) hazırlamak noktasında mecbur bırakmıştır. Halen yürürlükte olan bu "Boğazlar Tüzüğü" bazı bakımlardan Montrö'yü zorlayan, yürürlükten kaldırma eğilimlerini artıran kısıtlayıcı hükümlere sahip olduğu için, başta Rusya olmak üzere, bu yolu sıkça kullanan bazı devletlerin itirazlarına uğramıştır.

Montrö'yü uluslararası tartışmaya açarak yürürlükten kaldırılmasının dahi konuşulmasına sebebiyet verebilen, Sevr dayatmacılarına zemin hazırlayan böyle kısıtlayıcı bir boğaz trafik düzeni uygulamaya koymak bize göre yanlıştı.

Çünkü, Montrö'nün yürürlükten kalkması halinde, kendisine ait anlaşması bulunmayan yerler için 1982'deki "BM Deniz Hukuku Sözleşmesi"nin ilgili maddelerine göre bir uygulama belirlenir. Böyle bir durum, boğazlarımız için Montrö'den doğan hak ve avantajlarımızı kaybetmemiz anlamındadır.

Yeni hazırlanan "Boğazlar Tüzüğü" tasarısı bu itirazları ortadan kaldıracak şekilde bir yumuşama içermektedir. Ayrıca uygulamadan doğan zorluklar ve uluslararası arenadaki düşmanlarımızın istifade etmeğe çalıştığı zaaf içeren bazı hususlar düzeltilmeğe çalışılmıştır.

Denilebilir ki; "Devlet hayatında bu tür geri adımlar hoş şeyler değildir, itibar ve yaptırım kabiliyeti kaybettirir, çalışmalar ilk defasında titiz ve azami dikkatle hazırlanmalıdır."

Veya; "Bu şeklin itirazlara yol açacağı biliniyordu. Ama, Türkiye'nin haklarını koruyan her tüzüğe, boğazları sıkça kullanan gemilerin bayrak devletlerinin ve zaten her konuda Türkiye'ye hasmane bir tavır içinde olan bazı komşularımızın, nasılsa bir şekilde itirazları olacaktı. Biraz sıkıyı gösterip sonra geri adım atmış gibi olmak, onları kısmen tatmin ederek Türkiye'nin en çok faydasına olan uygulama şeklini sağlamak içindi."

Bunların her ikiside tartışılabilir ve kabul edilebilir görüşlerdir.

Bizim asıl ilgilendiğimiz bu tasarının da bazı zaaflar ve yanlışlıklar içermesidir.

Çünkü artık bir zaman sonra bunu da değiştirebilmek pek imkan dahilinde olamayacaktır. Böyle bir tasarruf iyiden iyiye gayrı ciddi olur, mevcudu da laçkalaştırır.

Bunun için tasarı alışılageldiği üzere bir bakanlar kurulu kararnamesi şeklinde hazırlanmak yerine meclise getirilmeli ve enine boyuna tartışılmalı, mahzurları da bu şekilde tespit edilerek giderilmelidir.

Şayet bu şeklin bizim bilemediğimiz ve açıklanamayacak mahzurları var ise, tasarının kararname olarak çıkmasında başka faydalar mülahaza edilmekte ise, o zaman "Boğazlar Tüzüğü"ndeki bizim tespit edebildiğimiz ve edemediğimiz bütün eksiklikleri ve yanlışlıkları giderecek başka bir yol, bir şekil bulunmalıdır.

Ama, mutlaka bir şekilde düzeltilmesi gereken husus, yeni tüzük tasarısında öncekinden farklı olarak büyük tonajlı Türk gemilerine uygulamadığımız "kılavuz kaptan" mecburiyetini kaldırarak bu tezimizi diğer devletlere karşı savunma şansımızı çok zayıflatmış, hatta kaybetmiş olacağımızdır.

Kılavuz kaptan uygulaması, bu hizmetin Türk Devleti'ne bir gelir getirmesi amacı ile düzenlenmiş değildir. Amaç, Montrö sözleşmesinde yer alan "zararsız geçiş"i mümkün olan en üst düzeyde sağlamaktır.

Türlü girinti çıkıntıları, akıntıları olan, deniz kazalarına çok müsait yapısından ötürü sık sık kazalar yaşanan boğazlarımızda, hele kıyılarında 15 milyon insanın toplu halde yaşadığı, bir tarih ve kültür hazinesi olan dünya metropollerinden birinin bulunduğu İstanbul Boğazı'nda nükleer yükler, petrol ve diğer bazı tehlikeli kimyevi maddeler taşıyan gemilerin kazaları, tarih ve kültür mirasını yok edecek, bölgedeki ekolojik dengeyi imha edecek büyük yangınlara, bu yangınlardan ötürü, keza nükleer veya kimyasal zehirlenmelerden ötürü, kitlesel ölümlere sebebiyet verebilir.

Kılavuz kaptan uygulaması da, tüm diğer kural ve kaideler de bu önemli tehlikeleri gidermek içindir.

Türkiye'nin kılavuz kaptan uygulaması tezinden vazgeçmesi "kaş yaparken göz çıkarmak" gibi olur. Türk gemilerine uygulanan mecburiyet bizim ticaret adamlarımızı Dünya pazarlarındaki yerleri açısından olumsuz etkileyecekse, bu, başka bazı tedbirlerle ve teşviklerle giderilmelidir.

Tasarıdaki bir diğer önemli olumsuzluk da, bir çok maddeye öncekinden farklı olarak IMO (Uluslararası Denizcilik Teşkilatı) ve COLREG (Denizde Çalışmayı Önleme Sözleşmesi) standartlarının ilave edilmiş olmasıdır. İlgili maddelere dışardan gelecek itirazları engellemek amacıyla bu uluslararası normları bir kez kabullendiniz mi, ilerideki ihtilaflı hallerde de, diğer tüzük maddeleri için de bu standartların getirdiği hükümleri kabule zorlanırsınız.

Bizce, bu standartlara uygun teklifleri, bu standartları belirleyen kurumların ve sözleşmelerin adını kullanmadan, onların yaptırım kabiliyetlerini baskı unsuru olarak kullanmadan yapmalıyız. Aynı ölçüleri Türk Devleti'nin tercihleri olarak sunduğumuzda, buna itiraz etmek isteyenlerin dolaylı olarak altlarında imzaları bulunan bu standartlara itiraz etmek durumuna düşmekten kaçınacakları kuvvetle muhtemeldir.
 
< Önceki
www.hukukevi.net on Facebook

Haberler

Avukatlık Ücret Tarifesi Resmi GazetedeYayımlandı Hukuki yardımlarda ve davalarda avukatlara ödenecek yeni ücretler belirlendi. Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yeni avukatlık ücret tarifesi bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, büroda sözlü danışmanlık 155 liradan 170 liraya, gidilen yerde sözlü danışmanlık 300 liradan 330 liraya, dilekçe, ihbarname, ihtarname ve protesto düzenlenmesi 200 liradan 220 liraya, miras sözleşmesi ve vasiyetname hazırlama ile ticari işlerle ilgili sözleşme düzenleme de 900 liradan bin liraya çıkarıldı. İş takibi konusunda uluslararası yargı yerlerinde duruşmalı hukuki danışmanlık için ödenecek ücret 5 bin 500 liradan 6 bin liraya, duruşmasız ise 3 bin 300 liradan 3 bin 600 liraya yükseltildi.   Details...

Ankara Barosu, yasaları mercek altına alıyor Ankara Barosu, 106 akademisyen ve hukukçuyu yasaları mercek altına almak üzere bir araya getirdi. Baro tarafından kurulan Yasa İzleme Enstitüsü, yurt içindeki yasama faaliyetlerinin yanı sıra yurt dışındaki hukuki düzenlemeleri de takip edecek.  Details...

Türkiye'de 2.1 Millyon Kişi İcralık f Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, artan tüketici borçlarına dikkati çekerek, 29 Nisan 2011 tarihi itibariyle kredi kartı ve tüketici kredisi tutarının 185,4 milyar liraya (119 milyar dolar) ulaştığını belirtti.MART AYI SONU İTİBARİYLE 2 MİLYON KİŞİ İCRALIK2011 Mart sonu itibariyle kredi kartı ve tüketici kredisi nedeniyle icraya düşen tüketici sayısı da 2 milyon 100 bin 658 kişiye ulaştı.  Details...

Şike Cezalarında İndirim Yapıldı Şike cezasına verilecek hapis cezasını 12 yıldan 3 yıla indiren 1. madde TBMM'de kabul edildi. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan, yasadaki düzenlemelerin Kulüpler Birliği tarafından hazırlandığını savunarak, şöyle konuştu: "Bunu hazırlayanların başında Aziz Yıldırım da vardı. Bu Meclis de Aziz Yıldırım'ı cezaevinden çıkaran Meclis olarak tarihe geçecek" dedi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise şike soruşturmasından dolayı cezaevinde olan kişilerin yasanın çıkarılmasında rol oynadıklarını iddia etti.KANUN İÇİN LOBİ BASKISISporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin birinci maddesi üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, futbol lobisinin yoğun baskı yaptığını, özellikle Fenerbahçeli taraftarlar takımlarına sahip çıktığını kaydetti.   Details...



Yargıtay'da 20 Bin Dosya Daha Zamanaşımına Uğradı Adalet Bakanı Ergin, yüksek yargıdaki iş yoğunluğunu anlatırken çarpıcı bilgiler verdi: "Yargıtay'a gelen dosyaların tamamı kesilse, bazı dairelerde 5 yıl süreyle el vurulamayacak dosyalar birikti. Birçoğunda zamanaşımı riski ile karşı karşıyayız. Bu yüzden 2010'da düşen dosya sayısı 19 bin 251'i buldu."Başta Yargıtay olmak üzere yüksek yargı kurumlarında bekleyen dosya sayısı tehlikeli boyutlara ulaştı. Daha önce Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın dile getirdiği yığılma konusunda bir uyarı da Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den geldi. Önceki gece Meclis Genel Kurulu'na bilgi veren Ergin, sistemin tıkanma noktasında olduğuna dikkat çekti.   Details...

Image

İletişim

İletişim Formunu Kullanarak bizlere yazabilirsiniz !
İletişim Formu için Tıklayınız.

Yönetici: Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
                 Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
Editör:     Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Online Ziyaretçiler

Şu anda 19 ziyaretçi ve 2 üye çevrimiçi
  • yolondaphillip
  • theresiatowery