0 beğenilme 0 beğenilmeme
120
idarenin atama işlemi ile ilgili açtığım Dava da 26.05.2014 tarihinde esastan lehime karar vermiş ve uygulanması için idareye göndermişlerdir. İdare, mahkemenin esas kararına o tarihte yürürlükte olan kanun maddesi sebebiyle uymamış ayrıca Danıştay’ a itiraz etmiştir. Danıştay 5. Dairesi kendisine yapılan itirazı 14.11.2014 tarihinde lehime sonuçlandırmış,18.02.2015 tarihinde idareye tebliğ edilmiştir. İdare Danıştay kararını da uygulamamıştır. Kararın uygulanmama gerekçesi dilekçe ile sorulduğunda Dava (13. İdare Mahkemesi) esas kararı idareye tebliğ olunduğu tarihte  o tarihte olan İYUK 28 md. sebebiyle uygulanmadığı  ayrıca Danıştay 5. Daire kararının idareyi bir işleme sevk eden hüküm kurucu nitelikte olmaması nedeniyle lehime olan atamanın yapılmayacağını cevaben vermiştir. iptal edilen İYUK 28 md. 2 yıl sonra lehime olan hükmün uygulanmasını isteyebilirmiyim. iptal edilen kanun maddesi lehime uygulanabilir mi?
İdare ve İdari Yargılama Hukuku kategorisinde sordu | 120
bu soruya cevap verecek hukukçu yok mu?

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme

Sizin için araştırma yapıldı.Lütfen değerini bilin;)...Aşağıdaki paylaşım Ankara Barosu 2011/4 sayılı makaleden alıntıdır. 

Kaynak; 

İdari Yargıda Mahkeme Kararlarının Uygulanmasını Güçlendirici Alternatif Mekanizma Olarak Zorlayıcı Para Cezası Yrd. Doç. Dr. Bülent KENT*

 

IV. İdare Mahkemesi Kararlarının Uygulanmaması Nedeniyle Sorumluluk ;

Yargı kararlarının yerine getirilmemesi açıkça Anayasanın 138/4. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Anayasal bir kural olan yargı kararlarının uygulanması konusundaki yükümlülüğünü yerine getirmemesi idare bakımından ağır bir hizmet kusurudur. Yargı kararlarının icaplarına göre tesis edilen eylem ve işlemleri, idari eylem ve işlem niteliğinde kabul edildiği için, idarenin doğrudan ve asli sorumluluğunu doğurur. Zira yargı kararlarını uygulamak konusunda kendisine görev ve yetki verilen kamu görevlisinin, mahkeme kararını yerine getirmeme şeklinde tezahür eden davranışı görev ve yetki içinde gerçekleştirilmiş bir hukuka aykırılıktır[33]. Yani böyle bir davranışı görev ve yetki dışı saymak mümkün değildir. Bu durumda yargı kararlarının icaplarına göre eylem veya işlem tesis etmeyen kamu görevlisinin davranışından zarar uğrayanlar Anayasanın 40/3 ve 129/5 hükümlerine göre ancak idare aleyhine dava açabilirler[34]. Hemen belirtelim ki, İYUK’un 28/4. maddesinde belirtilen, mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, “kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açabilir” hükmü Anayasanı 40/3 ve 129/5 hükümleri ile ters düşmektedir[35]. İdari yargı kararlarının yerine getirilmemesinden dolayı, bu kararı uygulamayan kamu görevlisinin, cezai yönden kovuşturmaya tabi tutulması da yasalarımızda düzenlenmiş bulunmaktadır[36]. Gerek mahkeme kararları, gerekse doktrin, yargı kararlarının uygulanmamasında, cezai yönden sorumlu tuttuğu kamu görevlisini; görevi kötüye kullanma, görevi ihmal, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarının faili olarak görmektedir. Kararın yerine getirilmemesinde kusuru bulunan kamu görevlisinin dolaylı olarak da olsa idareye karşı sorumluluğu devam etmektedir. Çünkü Anayasanın 129/5. maddesine göre, kararın yerine getirilmemesi sebebiyle tazminat ödemek zorunda kalan idare, kusuru nispetinde, kararın yerine getirilmemesinde kusuru bulunan kamu görevlisine rücu etmesi gerekmektedir. Kamu görevlilerinin hem yargı kararlarını uygulamaması, hem de devlet bütçesinden tazminat ödemelerini engellemek için rücu sisteminin mutlak ve işler bir şekilde çalışması gerekmektedir

Bu durumda zorlayıcı olarak tazminat davası açılabilir. 

(718k puan) cevapladı
7,521 soru
5,163 cevap
741 yorum
2,068,955 üye