Gönderen: Sevda Karakaya
« : Mayıs 14, 2009, 09:30:43 ÖÖ »
Şahende Hanım....
------------Rüzgarın sükunetinde nicedir bekleyişim var!
------------Mayhoş lezzeti sarmış bir öğlen vaktini,
------------Kuşatılmış duygular kırınca zincirini,
------------Güneşin kızgınlığında nicedir ümidim var!
bakındı Şahende hanım...
Sokaklar, diri dipdiri.
Çığırtkan çocuklar, işporta satıcıları
\\\'\\\'Elli tanesi\\\'\\\' diyor kör adam; \\\'\\\'bi lira!\\\'\\\'
Sokaklar, poyrazın alazı,
gerçekliğin aynası...
Söğüdün gölgesinde Şahende hanım...
Sever bu gölgeyi ve çayını
bu çay bahçesinin.
Yudumlarken demini,
Yudumlar an be an yaşamın keyfini,
bir o kadar çetelesini...
Sinopta Karadeniz, boran boran!
Yırtılır kıyıları
vurdukça dalgalar, deli isyan!
İsyanlarda bir kadın.
Söğüdün altında Şahende hanım.
Kehribar nakışlı, ay parçası,
alnında hilal, gamzesi bal,
kaç yiğidin hayalinde
ve dilinde aşk tanrıçası!...
Durdu,
bir çocuk ağladı,
duydu.
Almadı annesi horoz şekeri,
burkuldu.
Yazdı kalemi.
Kaleminde şarapnel parçası,
harelendi kağıdı.
------------Şuramda batan bir gemi,
------------Kaptanı terk etmez kati.
------------Şuramda, denizin dibinde can havli,
------------Boğulacak göre göre, zavallı, körpecik sabi...
Ürküyor söğüdün dalında sıska yaprak,
bu söğüttür korkularına sığınak.
Şahitliği var gölgesinde yudumlanır,
pembe tozu siyahi maziden dakikalar...
Eskici geçiyor bakışlarından,
iteliyor adam yorgun.
Elbiselerden makinalara
ve hatta kitaplara,
istiflemiş tahta arabasına.
Bağırıyor eskici,
irkiliyor geçmişi.
Bir an görüyor kendini.
Ve Şahende!
Ay parçası, gamzesi bal,
aşk tanrıçası...
Bir çift göz öyle çocuk çocuk...
Şeker Portakalı kitabının kapağında
gülüyor koca koca,
Eskicinin katranlığında
Gülüyor
Gülüyor Şahende tebessümle.
Tam isabetinde çelikten ok
buluyor akıp kaybolan zamanı.
Kokluyor gözleriyle, kucaklıyor kuvvetle.
Göğüs kafesinden içeri
yanıyor özlem ateşi.
------------Ver elini çıkalım bulutlara küçük Şahende!
------------Varalım şahına diyelim halimizi,
------------Güneşin terk-i diyarı bu viran şehirde
------------Bir medettir dermansız yağmur derdimizi.
gitme vakti,
vedalarda salınır söğüdün aksi.
Çekip gitmekti
günaşırı tökezlerken sitemi.
Bu salkım,
bu söğüt
ve gölgesi,
yudum yudum paresi...
Bırakıp ardına canı çekilesi.
Bu sokak,
bu çay bahçesi
ve sakinleri...
dönmemek dileğiyle
bilinmez o yere.
kapattı defteri, düştü kalemi.
Deli taylar serildi dörtnala koşarken.
Cıvıldayan kuş sesi, oldu sür sesi.
Düştü kalemi, kapattı defteri.
Dokundu parmakları yüreğine söğüdün.
Şahidine bir elveda diyebilmek için.
Gördü gövdesinde upuzun,
karıncalar emekçi,
karıncalar deli gibi,
karıncalarda yaşam sevinci....
Ve karıncalar ip gibi tek tek ve bir tek...
Açtı defteri, tuttu kalemi.
------------Bir çocuğun kahkahasında bulursun,
------------Alırsın onu ağzından.
------------Avucunda zıplar durur, oynarsın!
------------Ve anlarsın; güzelliği budur hayatın.
30.mart.09 Sevda...