Hukukevi.Net
HUKUK BRANŞ(ALAN)FORUMLARI => Borçlar Hukuku => : Orhan Gemlik September 09, 2008, 09:08:35 AM
-
İyi günler diliyorum.
Elimizde çok ilginç bir dava var ve bu konuyu sizin de görüşlerinizi alarak, tartışmak istiyorum.
Konu şu kendine ait evinde oturan akli dengesi yerinde olmayan kişi, komşuları sık sık rahatsız ediyor ve akli dengesi yerinde olmadığından dolayı komşuları korkutuyor.Bu kişinin evinden tahliyesi istenebilir mi?
Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ediyorum...
-
Merhabalar...
Gerçekten çok ilginç bir olay.Bu konu hakkında küçük çapta bir araştırma yaptım.Bana göre tartışılması gereken iki konu mevcut.Buna göre:
1- Kat malikleri kanununda böyle bir düzenleme var mı?
2- Kişinin akli dengesi yerinde olmadığından dolayı atanan vasinin sorumluluğuna gidilebilir mi?
Kat malikleri Kanununda Hakimin Müdahalesi başlığı altında düzenlenen 33. madde söyle der;
\\\"Kat malikleri kurulunca verilen karara razı olmıyan veya kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma (Sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak, hakimin müdahalesini istiyebilir. Hakim, ilgilileri dinledikten sonra, bu kanuna ve yönetim planına ve bunlarda bir hüküm yoksa, genel hükümlere ve hakkaniyet kaidelerine göre derhal kararını verir ve bunun, tesbit edeceği kısa bir süre içinde yerine getirilmesi lüzumunu ilgiliye tefhim veya tebliğ eder. Tesbit edilen süre içinde hakimin kararını yerine getirmiyenlerden, aynı mahkemece, 100 liradan 2000 liraya kadar para cezası alınmasına kesin olarak hükmolunur; yirmibeşinci madde hükmü mahfuzdur.\\\"
Bu maddeye uygun olarak da söyle bir karar mevcut;
Esas No : 1998 / 1639 Karar No : 1998 / 2304
Merci : Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Tarih : 10/03/1998
Özü : BAĞIMSIZ BÖLÜM MALİKLERİNDEN BİR VEYA BİRKAÇI, KANUNİ BORÇ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEMEK SURETİYLE DİĞER KAT MALİKLERİNİN HAKLARINI ONLAR İÇİN ÇEKİLMEZ HALE GELECEK ŞEKİLDE İHLAL EDERLERSE, O KAT MALİKİ VEYA MALİKLERİNİN BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ MÜLKİYET HAKKININ DİĞER MALİKLERE DEVREDİLMESİ MAHKEMEDEN İSTENEBİLİR. ÇEKİLMEZLİK HALİNİN MEVCUT OLUP OLMADIĞI YARGILAMA İLE BELİRLENİR. ANCAK BU DAVANIN ÖN ŞARTI KAT MALİKLERİNİN BİR ARAYA GELEREK HEM ÇEKİLMEZLİK HALİNİ HEM DE BAĞIMSIZ BÖLÜM DEVRİNİ KENDİ ARALARINDA KONUŞUP TARTIŞMALARINI ÖNGÖREN KAT MALİKLERİ KURULU TOPLANTISIDIR. BU TOPLANTI YAPILMADAN DEVİR İSTEMİ İLE DAVA AÇILAMAZ.
karar kaynağı: www.apatmansakinleri.com
Ancak her ne kadar bu karar ve madde yakın gibi görünse de 1. durum soruyu tam olarak karşılamıyor.Zira, bu konuyla ilgili olarak da
KTK herhangi bir düzenlemeye gitmemiş.
2- Vasinin sorumluluğu konusu, kanaatimce başvurulabilecek en uygun yollardan biri gibi görünüyor.
Yasal dayanak olarak da MK.\\\'nun Özen ve Temsil Başlığı altında düzenlenen 447. maddesi düşünülebilir.Buna Göre:
\\\" Vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vasi, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümlere göre kısıtlıyı bir kuruma yerleştirebilir veya orada alıkoyabilir ve durumu derhâl vesayet makamına bildirir.\\\"
Maddeden de anlaşıldığı üzere savunma yolunda böyle bir talepte bulunmak daha uygun bir yol gibi görünüyor...
İyi günler...
-
Apartman sakinlerinin uyarılara rağmen yaptığı her taşkınlık suç teşkil etmektedir. Bunun için, diğer apartman sakinlerinin şikâyet hakkı mevcuttur. Ayrıca Kat Mülkiyeti Kanununun 25. maddesindeki; Kat maliklerinin biri bu kanuna göre kendisine düşen borçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hakimden isteyebilirler. Hükmüne göre de; taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilmektedir. Ancak verdiğiniz dava örneğinde, apartman sakinlerinin tahliyesini istedikleri şahsın, akli dengesi yerinde değildir. Bu konu hakkında bulduğum bir Yargıtay Kararını da sizinle paylaşmak istiyorum.
T.C.
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/4759
K. 2003/5686
T. 30.6.2003
• KAT MALİKİNİN ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUĞUNUN GÜRÜLTÜ YAPARAK DİĞER KAT MALİKLERİNE RAHATSIZLIK VERMESİ ( Rahatsızlığın Giderilmesi Talebiyle Açılan Davada Mahkemece Ses Yalıtımı vb. Önlemlerle Rahatsılzığın Giderilmesine Karar Verilmesi Gereği - Davalıya Süre Tanınarak Rahatsız Edici Eylemeler Son Verilmesine Karar Verilemeyeceği )
• ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUĞUN GÜRÜLTÜ YAPARAK DİĞER KAT MALİKLERİNE RAHATSIZLIK VERMESİ ( Mahkemece Ses Yalıtımı vb. Önlemlerle Rahatsızlığın Giderilmesine Karar Verilmesi Gereği - Rahatsız Edici Eylemlere Son Verilmesi İçin Davalıya Süre Tanınmasına Karar Verilemeyeceği )
• TAHAMMÜL SINIRLARINI AŞAN GÜRÜLTÜ NEDENİYLE KAT MALİKİNE KARŞI AÇILAN RAHATSILIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI ( Kat Malikinin Zihinsel Özürlü Çocuğunun Çıkardığı Seslerin Ekonomik Biçimde Yalıtımla Giderilme Yöntemi Araştırılarak Alınacak Somut Önlemin Hüküm Altına Alınması Gereği )
634/m.18,25,33/3
ÖZET :Zihinsel özürlü bir çocuğun çıkardığı seslerin ve yaptığı gürültülerin üst ve alt katlarda bizatihi duyulmakta olması kat maliklerine rahatsızlık verildiği anlamına gelmez ve rahatsızlık, kişiye göre farklı algılanıp yorumlanabilen bir kavram olup, konunun objektif kıstas ve ölçü boyutlarında değerlendirilip nitelendirilmesi, tahammül sınırlarını aşan ses ve gürültünün bu sınıra çekilmesi için gereken tedbirlerin neler olduğunun belirlenmesi ve bu tedbirlerin alınmasına karar verilmesi gerekmektedir. Davalının, çocuğuna gerekli tıbbi bakımı yaptırmakta olduğu, çocuğun ailesi yanında kalması gerektiği, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulunun düzenlediği rapordan anlaşılmakta olup, davalıya bu yönde yüklenebilecek bir kusur veya alması emredilecek bir tedbir bulunmamaktadır. Bu durumda salt tanık anlatımlarına dayalı olarak tahammül sınırlarını aşan ses ve gürültünün varlığının kabulü ile alınacak önlemler belirtilmeden, insancıl yöntemlerle infazı mümkün olmayacak biçimde \\\"eylemlere son verilmesine\\\" şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
DAVA : Dava dilekçesinde rahatsız edici davranışların önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Dava dilekçesinde, davalı kat malikinin zihinsel özürlü çocuğunun bağırma, sert cisimlerle eşyalara ve yere vurup gürültü yapma gibi eylemlerinden dolayı rahatsız olunduğu ileri sürülerek gürültü ve rahatsız edici eylemlere son verilmesi hususunda davalıya süre verilmesi, aksi halde Kat Mülkiyeti Yasasının 33/3 ve 25. maddeleri gereğince işlem yapılabileceğinin ihtar edilmesi istenilmiş, mahkemece dava kabul edilerek davalıya, çocuğunun kat maliklerini gürültü ve rahatsız edici eylemlerine son vermesi için 2 ay süre verilmiş, bu süre içinde karar gereği yerine getirilmediği takdirde yasanın 33/3 ve 25. maddelerine göre işlem yapılabileceğine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 18. maddesi hükmüne göre kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla karşılıklı olarak yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde oluşan rahatsızlığın giderilmesi için alınması gereken tedbirlerin neler olduğunu belirlemek ve bu tedbirlerin alınmasına hükmetmek de mahkemenin görevidir.
Kat malikleri ve diğer sakinlerin, hayatın olağan akışı içerisindeki ses ve eylemlerden doğan ve tahammül sınırlarını aşmayan ses, gürültü ve benzeri olgulara karşılıklı olarak katlanmaları gerekir. Bu bağlamda zihinsel özürlü bir çocuğun bu durumundan kaynaklanacak olan ses ve gürültülerden, makul ve tahammül edilmesi gereken düzeyde kaldığı sürece rahatsız olunduğu iddia edilemez.
Tahammül edilmesi gereken rahatsızlığın ölçüsünün, bu davada rahatsızlık verdiği ileri sürülen ses ve gürültü kaynağının herhangi bir makine, alet veya evcil hayvan olmayıp bir çocuk olduğu da gözetilerek tespit edilmesi gerekeceği de açıktır.
Zihinsel özürlü bir çocuğun çıkardığı seslerin ve yaptığı gürültülerin üst ve alt katlarda bizatihi duyulmakta olması kat maliklerine rahatsızlık verildiği anlamına gelmez ve rahatsızlık, kişiye göre farklı algılanıp yorumlanabilen bir kavram olup, konunun objektif kıstas ve ölçü boyutlarında değerlendirilip nitelendirilmesi, tahammül sınırlarını aşan ses ve gürültünün bu sınıra çekilmesi için gereken tedbirlerin neler olduğunun belirlenmesi ve bu tedbirlerin alınmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Davalının, çocuğuna gerekli tıbbi bakımı yaptırmakta olduğu, çocuğun ailesi yanında kalması gerektiği, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulunun düzenlediği rapordan anlaşılmakta olup, davalıya bu yönde yüklenebilecek bir kusur veya alması emredilecek bir tedbir bulunmamaktadır.
Bu bakımdan zihinsel özürlü bir çocuğun çıkardığı sesler ve yaptığı gürültünün uzman bilirkişiler aracılığı ile ölçümleme yapılarak tahammül edilebilir sınırı aşıp aşmadığının tespit edilmesi ve aşıyorsa ekonomik bir şekilde bu sınıra ne tür önlem ( ses yalıtımı vb. ) alınarak düşürülebileceğinin yine bilimsel esaslara dayalı olarak saptanması gerekir. Salt tanık anlatımlarına dayalı olarak tahammül sınırlarını aşan ses ve gürültünün varlığının kabulü ile alınacak önlemler belirtilmeden, insancıl yöntemlerle infazı mümkün olmayacak biçimde \\\"eylemlere son verilmesine\\\" şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak uzman bilirkişiler vasıtasıyla mahallinde keşif ve uygulama yapılmalı, alınacak bilirkişi raporunun bozma ilamına uygunluğu da denetlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sorunuz çok ayrıntılı olmadığı için bu karar ne kadar yararlı olur bilmiyorum. Sorunuzda söz konusu şahıs, apartman sakinlerini ne şekilde rahatsız etmektedir, o açık değil. Çünkü diğer apartman sakinlerinin haklarının, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal edilmesi hususunun takdiri hâkime bırakılmıştır.
-
Öncelikle cevaplarınız için çok teşşekkür ediyorum.
Akli dengesi yerinde olmayan kişi evde yalnız yaşıyor.Ayrıca, komşularına karşı tehditlerde de bulunuyor.Bu kişinin sadece ablası var ve vasiside başka bir yerde.Aslında admin, konuya daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmış.Bu konu üzerinde düşünülebilir.Özellikle vasi konusunda.Çünkü hakim bu konuda nasıl bir karar verecek akli dengesi yerinde olmayan bir kişiye nasıl yaptırım uygulayak?Karmaşıklığı yaratan da bu aslında.Bunun ötesinde yaren hanım\\\'a teşekkür ediyorum.Gerçekten güzel bir karar bulmuş.Ancak, olay sanki biraz daha farklı...???
-
Selamlar,
KMK madde 18 uyarinca tum kat malikleri ( ve dolayisiyla kiracilari,intifa hakki sahipleri vs ) gerek bagimsizz bolumlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanirken dogruluk kaidelerine uymak, ozellikle birbirini rahatsiz etmemek, birbirinin haklarini çignememek ve yönetim plani hukumlerine uymakla, karsilikli olarak yukumludurler.
Bu yukumluluge aykiri davranan kisi veya kisiler aleyhine, rahatsizlik verici durumun giderilmesi; bunun mumkun olmamasi durumunda tahliye davasi acilabilir. Mahkeme olay yerinde kesif yapilip davacinin dilekcesinde ileri surdugu rahatsizlik verici durumlarin ne gibi onlemlerin alinmasiyla onlenebilecegi arastirilip saptandiktan sonra bu onlemlere, rahatsizligin giderilmesinin alinacak onlemlerle mumkun olmamasi halinde istem gibi faaliyetin sona erdirilmesine karar verilmesi gerekirken18.HD 2008/341 E.
Yukarida verdigim karar ozetinde de belirtildigi gibi, mahkemece alinabilecek onlemler arastirilacaktir. Bu onlemler arasinda akil hastasinin ayri bir kuruma yerlestirilmesi istemi yer alabilir ve bunun dava dilekcesinde gosterilmesi faydali olacaktir.
Saygilarimla