İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Sevda Karakaya

Sayfa: [1]
1
Edebiyat / Cvp:\\\'\\\'Salkım söğüt hikayeleri\\\'\\\'
« : Haziran 04, 2009, 04:31:20 ÖS »
Sevgili Figen hanım,
Anlayarak, okumanız çok hoşuma gitti.Bu eleştirel bakış açınızdan dolayı sizi kutluyorum.Evet tamda soyutluk varki somutluktan ileri gelen.
Hayatın içinden bir ses olduğunuz belli..Bu anlamda hayatı anlamış bilincinize selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum.Her daim dostluklara diyorum..Sevgilerle....

2
Edebiyat / Cvp:\\\'\\\'Salkım Söğüt Hikayeleri\\\'\\\'
« : Haziran 04, 2009, 04:24:27 ÖS »
Sevgili Orhan bey;

Değerli yorumunuz bana kıvanç verdi bilmenizi isterim.Naçizane kelimelri okuyup zevk almış olmanızda benim için ayrıca bir zevkti..
Takibiniz için çok teşekkür ediyorum. Selamlar, saygılar...

3
Edebiyat / \\\'\\\'Salkım söğüt hikayeleri\\\'\\\'
« : Haziran 04, 2009, 04:10:40 ÖS »
Bölüm:1 Şahende hanım devamı....

daraldı perçemi baharın ve kaskatı
soldu gülüşen zambağı ve sancılı
içinde sızlayan tufan ağrısı
haykırdı gelmek bilmeyen, özlenen sabahı

giyindi Şahende hanım
kırmızı çiçek desenli
eteğini savursun istedi
sevinci getiren meltemi

açtı kapıyı işte hayat!
eşiğin ucunda beklerken felaket
belki döner rengi zevk-i sefehat

yüreğinde tükenmiş soluğuyla
bir nefeslik kaçmaya
özlenmiş bir bahar bulmaya
hala dermanı vardı, yaşamı kucaklamaya

bıraktı tel tel saçlarını
çözdü hüsran zincirlerini
bakışlarına sürmeleyip ümit ışığını
sildi yüzünden umarsız çizgileri

kehribar nakışlı, ay parçası
alnında hilal, gamzesi bal
kaç yiğidin hayalinden taşar
ve dilinde aşk diye kanar
aşkın tanrıçası!...

Cadde boyu, insan suyu
akıttı arasına Şahende hanım
arınmış o buruk ruhunu..

yanyana binalar ve omuz omuza
birbirine eş, birbirine kenetli
ağaçlar selamladı Şahande\\\'yi
gülümsedi ardınca
gördü şehrin diriliğini...

geçti önüne başı eğik, kambur adam
öksürdü içten, bıraktı ardına hüzzam
uzaklaştı savurdu başından
tasa dumanını sigarasından

kahkahası gürledi sağından
genç bir kızın mutluluğundan
sarıldı sıska bir kol, göğsüne aldı başını
sustu kahkahanın şarkısı..

yanyana,omuz omuza
pembesinde kayboldu
birbirine eş ve birbirine kenetli
iki insan aşkla tutşan..

çarşı pazar telaşında unutulmuş hayatlar
kolunun altında gazetesi hızla koşar adımlar

yaklaştı karşıdan avucunu açarak
yalvarış gözyaşlarını döken kadın
avucunda yokluk, avucunda tutuk sabrın
esaretinde siyah gülü, bıraktı uzağına
Şahende hanımın bağrına...

aldı Şahende siyah gülü, bastı kucağına
bağrında boğuk, bağrında soğuk kokuyla

durakta, süzülür ince zerafeti
kapatmak ister ısrarla gerçekliğini
bir kadın, pahalı cüzdanından
çıkardı aynasını, baktı yüzüne
baktı sorgulayan kendine
bir kadın, pahalı cüzdanından
çıkardı reddedilmiş kendini,
baktı kendine, kendi değildi...

gördü Şahende hanım
savruldu bakışlarından hüznü

on kırkbeş ekspresinin sesiyle irkildi
yetişti metaneti, çekti saklı benliklerden
Şahende hanım\\\'ın dikkatini...

penceresinde yürüyen bu şehir
uzattı Şahende\\\'yi bekleyişin koynuna
insan suyu akıttıkça zehir
ulaştı hayali, yüreğinin sıcağına

Sinop kalesi surlarında savurdu eteğini
gelsin istedi Karadenizin azgın dalgalarıyla
sevinci getiren meltemi...

karşıda,
deniz köpürürken heyecanla,
söğüdün çaresiz bekleyişinde,
salkımın kifayetsizliğinde,
üç çocuk,
belki büyük,
kendilerinden geçkin,
soludular yemekten içmekten ileri,
ölümü çağırdı üç çocuk,
belki büyük,
o unutturan rehavetiyle ölüm tineri,
söyledi şarkısını, gürledi havada,
deniz köpürürken, çığırtkan sedayla...

utanç seslerine gömüldü
Sinop kalesinin yüzü...
konuştu Şahende, kaygılı denize
dokundu yüreğine, yüreği hislerine

-----------------Çiçekleri soluk bıraktı ecnebi dokunuşları
-----------------Kaçıncı hezeyanı yaktık bu kentin huzurunda
-----------------Bu bekleyiş  nelere kadir yazılmaz boşluk anıtına
-----------------Geleceği yitik bıraktı Sinop\\\'un sessiz haykırışları....

10.04.2009 Sevda..

4
Edebiyat / \\\'\\\'Salkım söğüt hikayeleri\\\'\\\'
« : Mayıs 20, 2009, 08:25:41 ÖÖ »
Bölüm 1:Şahende hanım devamı...

açmıştı kollarını menekşe
oturmak ister gibi güneşe
saksıya sığmaz dehşetle
ıslanırken toprağı,huzurlu bir sevinçle
\\\'\\\'Merhaba\\\'\\\'  diyor Şahende...

konuştular süreksiz
söyleştiler dertsiz
güzelliklerden yana fersiz
kalırken pencerede, huzurlu bir sevinçle
\\\'\\\'Merhaba\\\'\\\' diyor menekşe...

yürüdü yavaş yavaş
alnında hilal şavkıyan
simasında kavruk telaş
dört köşe ve duvar
hayalleri sarkar
gökkubbe tavandan

masanın üzerinde duruyor
gözleri faltaşı ve yaşlı
parmaklarının ucunda yarattığı
Şahende hanım\\\'ın sırdaşı
daktilosu ciğeri, canı
yanında bir deste kağıt yazılı
ve bir deste daha merakla bekliyor yazılacakları

parşomenler dağılmış yitip gidenler gibi
gelmeyeceğini biliyor bilinci
bekliyor yinede Şahende hanım
göğsünü yırta yırta bir ses \\\'\\\'geliyorum\\\'\\\'

eğiliyor yavaş yavaş
yüzünde yorgun telaş
koşuyor dört duvar
hayalleriyle sarmaş dolaş
apansız kaygılar

yankılanınca boşluk
yazı kalıyor buruk...

------------Beklerken bir vapuru, düdüğünde en coşkulu
------------Geleceğinden eminken çıldırasıya arzulu
------------Bakmak öyle dakikalarına hayatın
------------Çözmek kalıyor bekleyene nedendir gelmeyişin

dışarıdan, sokaktan
bir kadın çığlığı
ve çok yakından
karıştı sesine uğultular
toplandı yanyana insanlar

bir kadın, bir ağıt, bir çığlık

buldu kendini orta yerinde acının
indi felaketi ensesinden
çekildi damarı, çektiler gayyipten
bıraktılar...
kimdi bunlar?

donup kaldı işte o an
buzdağında kaldı buza kesmiş vucudu
ve gözlerinde azabın korkunçluğu
solup kaldı pencerede, yangısında menekşenin

döndü yavaş yavaş
yüzünde yitmiş telaş
kaybolunca bir bahar
bırakır ardına şaşkın avuçlar

oturdu Şahende hanım
kalktığı yere
sordu faltaşı gözleriyle
masanın üzerinde
yazdı Şahende hanım
rüsvası kelimelerde

------------Bir başınayım ,bir başına yanlızlıklarım
------------Tek başınayım,tek başına umduklarım
------------Bir ceset on yedisinde
------------Bir başına, ihtiyar söğütte
------------Bir bahar tertemiz tazeliğinde
------------Tek başına asıldığı yerde
------------Asılmış dalına söğüdün
------------Sarınmış ayakları salkımına
------------Ak gelinlik giymiş gönlünün
------------Tacı kalmış duvağında

kasveti anarken tutuştu tümce
soluklandı Şahende kızdı kendine....

-------------Acılar var çeşitlenmiş
-------------Acılar yıkıntılarıyla süslenmiş
-------------Ak gelinliğine yazılmış
-------------Suçunu bilmiş cezasını vermiş
-------------Kaçıp gitmiş sevdalısı
-------------Rahmine düşünce cenin....
-------------Beklemiş dakikalarında hayatın
-------------Sormuş binlerce nedendir gelmeyişin
-------------Sığınmak kalmış kollarına ihtiyar söğüdün

kehribar nakışlı ay parçası
alnında hilal gamzesi bal
ve sen
kaç yiğidin hayalinde
ve dilinde aşk tanrıçası...

aldı bağrına bir söğüt
o ıraklığa koşan bir çocuk
tuttu elinden salkımı
söyledi Şahende hanım
matemi öfkeli acıtan öğüt

--------------Yazmıştır yazgısına serçe ötüşünü
--------------Kanatlarında uçtu mutluluk diyarına
--------------Herkesten eveli söyleyip türküsünü
--------------Notasında kaldı, gitti sonsuz boşluğa
--------------Kim verdi ecelini ona söğüdün gözlerinde
--------------Kimler itti o uzak sırların bağrına
--------------Teslim etmekmiydi kendini bir adama sevgiyle
--------------Rahmindeki ceninmiydi asılırken yokluğa
--------------Düşün,binlerce acının içinde hiç uğruna
--------------Kayıp gitti bir yıldız daha.....

07.Nisan.2009 Sevda...[/b]

5
Edebiyat / \\\'\\\'Salkım Söğüt Hikayeleri\\\'\\\'
« : Mayıs 14, 2009, 09:30:43 ÖÖ »
Şahende Hanım....

------------Rüzgarın sükunetinde nicedir bekleyişim var!
------------Mayhoş lezzeti sarmış bir öğlen vaktini,
------------Kuşatılmış duygular kırınca zincirini,
------------Güneşin kızgınlığında nicedir ümidim var!

bakındı Şahende hanım...
Sokaklar, diri dipdiri.

Çığırtkan çocuklar, işporta satıcıları
\\\'\\\'Elli tanesi\\\'\\\' diyor kör adam; \\\'\\\'bi lira!\\\'\\\'

Sokaklar, poyrazın alazı,
gerçekliğin aynası...

Söğüdün gölgesinde Şahende hanım...
Sever bu gölgeyi ve çayını
bu çay bahçesinin.

Yudumlarken demini,
Yudumlar an be an yaşamın keyfini,
bir o kadar çetelesini...

Sinopta Karadeniz, boran boran!
Yırtılır kıyıları
vurdukça dalgalar, deli isyan!

İsyanlarda bir kadın.
Söğüdün altında Şahende hanım.

Kehribar nakışlı, ay parçası,
alnında hilal, gamzesi bal,
kaç yiğidin hayalinde
ve dilinde aşk tanrıçası!...

Durdu,
bir çocuk ağladı,
duydu.

Almadı annesi horoz şekeri,
burkuldu.

Yazdı kalemi.
Kaleminde şarapnel parçası,
harelendi kağıdı.

------------Şuramda batan bir gemi,
------------Kaptanı terk etmez kati.
------------Şuramda, denizin dibinde can havli,
------------Boğulacak göre göre, zavallı, körpecik sabi...

Ürküyor söğüdün dalında sıska yaprak,
bu söğüttür korkularına sığınak.
Şahitliği var gölgesinde yudumlanır,
pembe tozu siyahi maziden dakikalar...

Eskici geçiyor bakışlarından,
iteliyor adam yorgun.
Elbiselerden makinalara
ve hatta kitaplara,
istiflemiş tahta arabasına.

Bağırıyor eskici,
irkiliyor geçmişi.
Bir an görüyor kendini.

Ve Şahende!
Ay parçası, gamzesi bal,
aşk tanrıçası...

Bir çift göz öyle çocuk çocuk...
Şeker Portakalı kitabının kapağında
gülüyor koca koca,
Eskicinin katranlığında

Gülüyor
Gülüyor Şahende tebessümle.
Tam isabetinde çelikten ok
buluyor akıp kaybolan zamanı.
Kokluyor gözleriyle, kucaklıyor kuvvetle.

Göğüs kafesinden içeri
yanıyor özlem ateşi.

------------Ver elini çıkalım bulutlara küçük Şahende!
------------Varalım şahına diyelim halimizi,
------------Güneşin terk-i diyarı bu viran şehirde
------------Bir medettir dermansız yağmur derdimizi.

gitme vakti,
vedalarda salınır söğüdün aksi.

Çekip gitmekti
günaşırı tökezlerken sitemi.
Bu salkım,
bu söğüt
ve gölgesi,
yudum yudum paresi...

Bırakıp ardına canı çekilesi.
Bu sokak,
bu çay bahçesi
ve sakinleri...

dönmemek dileğiyle
bilinmez o yere.

kapattı defteri, düştü kalemi.

Deli taylar serildi dörtnala koşarken.
Cıvıldayan kuş sesi, oldu sür sesi.

Düştü kalemi, kapattı defteri.

Dokundu parmakları yüreğine söğüdün.
Şahidine bir elveda diyebilmek için.
Gördü gövdesinde upuzun,
karıncalar emekçi,
karıncalar deli gibi,
karıncalarda yaşam sevinci....

Ve karıncalar ip gibi tek tek ve bir tek...

Açtı defteri, tuttu kalemi.

------------Bir çocuğun kahkahasında bulursun,
------------Alırsın onu ağzından.
------------Avucunda zıplar durur, oynarsın!
------------Ve anlarsın; güzelliği budur hayatın.

30.mart.09 Sevda...

Sayfa: [1]